Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4577 E. 2026/1757 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1928 Esas, 2025/637 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2020/622 E., 2021/726 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile katılma yoluyla davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalılardan ... San ve ...A.Ş ortaklarından dava dışı ... arasında 01.04.2014 tarihinde İnançlı Hisse Satış ve Devir Sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin imzalanmasından sonra müvekkili tarafından gereken yükümlülüğün yerine getirildiğini, davalı şirket ya da dava dışı inançlı satıcı tarafından yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, dava dilekçeleri ekinde sunulan pay defterlerinden de anlaşılacağı üzere 03.04.2014 tarih ve 2014/02 sayılı yönetim kurulu kararı ile beher hisse değeri 25,00 TL'den 15.000 hissenin 375.000,00 TL bedelle müvekkiline devredildiğini, sözleşme tarihinden 2019 yılı sonuna kadar şirkete mali anlamda büyük destek veren müvekkilinin şirket yetkilileri tarafından toplantılara davet edilmediğini, kâr paylarını ve şirkete verdiği borçları da tam manasıyla geri alamadığını, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla Büyükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün 2020/11756 E. sayılı dosyası ile davalılar aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, davalıların haksız ve kötüniyetli itirazları nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek davalıların itirazlarının iptali ile davalı borçluların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; 01.04.2014 tarihli “inançlı hisse satış ve devir sözleşmesi” sebebiyle müvekkillerin davacı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığını, dava tarihi itibariyle ve halen, davacının mezkur sözleşme gereğince müvekkili şirketin %25 hissedarı olduğunu, mezkur sözleşmeye göre davalı müvekkillerinin ödediği 2.420.000,00 TL tutarın yetersiz kaldığı iddiasıyla davacının, şirketin %25 hisselerinin yasal sahibi olduğunu bildirdiğini ve dava dilekçesinde de bunu teyit ettiğini,...'ın taahhüt ettiği tutar olan 3.500.000,00 TL'nin davalı müvekkiline ödenmediğini, davacının bir yandan şirket hisselerinin maliki olup diğer yandan ödeme talep ettiğini, sözleşmeye göre davalı müvekkillerinin hiçbir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkillerin ödediği tutarlar sebebiyle davacıdan alacaklı olduklarını savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bankadan yapılan ödemelerde ödeme açıklaması yapmadığı, sözleşme kasamında ödeme yapılıp yapılamadığı tespit edilemediği, sözleşme incelendiğinde davalıların sözleşme bedelinin ödenmesi hususunda kefalet verildiğine ya da garanti verdiklerine dair imzalarının da bulunmadığı, bakiye alacak ya da sözleşme bedelinin ödenip ödenmemesi hususun husumetin bu aşamada şirkete değil devir sözleşmesinin tarafına yöneltilmesi gerektiği halde sözleşmenin tarafına dava açılmadığı, davalıların ödeme yükümlüğü ispat edilemediği, taraflar arasındaki ödeme işlemlerinin sözleşme kapsamında olup olmadığının da davacı tarafından ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine, davalıların kötüniyet tazminat taleplerinin de şartları oluşmaması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile katılma yoluyla davalılar vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe sıkı sıkıya bağlılık gereği takip talebinde istenilen bedel "karz akdinden ve kâr payından kaynaklanan alacak" olarak somutlaştırılmış olmakla bahsi geçen sözleşmeye dayanılması halinde davalılardan bir bedel talep edilemeyeceği, sözleşme dışında "davacı ile davalılar arasında karz akdi bulunduğu, davacının davalılara borç verdiği" hususlarının da ispatlanmadığı, davacının, davalılara gönderdiği havalelerde herhangi bir açıklama bulunmamakla karine gereği bu havalelerin borç ödemesi olarak kabul edilebileceği, kötüniyet iddiası ispat edilemediğinden Mahkemece davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili ile katılma yoluyla davalılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, "karz akdinden ve kâr payından kaynaklan alacak" açıklaması ile başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile katılma yoluyla davalılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine, 26.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§