"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI :2022/80 Esas, 2025/723 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2021/450 E., 2021/735 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin borsada işlem gören bir adet hissesine sahip olduğunu, davalı bankanın 31.05.1991 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan karar ile banka esas sözleşmesinin temettü ödenmesine hükmünün değiştirilmesine karar verildiğini, alınan kararın kurucu hisse senetleri sahiplerinin haklarını etkilendiğini ve sınırlandırdığını, esas sözleşme değişikliğinin kanuna, hukuka ve yasalara aykırı olduğunu, bankanın esas sözleşmede yaptığı bu değişiklikten dolayı o tarihten beri yıllık ciddi miktarda kâr etmesine rağmen bankanın kurucu hisseler için ortaklara düşük temettü ödediğini, bu kapsamda davalı şirketin 31.05.2021 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında kurucu hisselere net olarak 1,2902916 TL kâr payı ödeneceğinin kararlaştırıldığını ancak hisselere konulan kısıtlamadan dolayı ve esas sözleşmede yapılan değişiklikten dolayı kâr payının düşük ödendiğini, hisselerdeki kısıtlamanın kaldırılmasının gerektiğini, bu durumun toplantıda da dile getirildiğini, müvekkilinin aksi yönde alınan kararları kabul etmediğini, muhalefet şerhi konulduğunu ileri sürerek davalı bankanın 31.05.1991 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan İSKUR hisselerine yapılacak kâr payı ödemesinin bankanın ilk kuruluş sermayesi ile sınırlı olarak yapılmasına yönelik alınan kararın ve esas sözleşme değişikliğinin iptali ile butlan ile batıl olduğunun tespitine, davalı bankanın 31.03.2021 tarihli olağan genel kurulda kâr payının dağıtılmasına yönelik müvekkili hissesindeki kısıtlamanın aynı şekilde uygulanarak ödeme yapılmasına dair kararın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın süresinde açılmadığını, davacının dava ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili bankanın 31.05.1991 tarihli genel kurul toplantısında alınan karara istinaden yapılan ana sözleşme değişikliğinin kanuna, ana sözleşmeye, Yargıtay içtihadına aykırı olmadığını, aradan bu kadar uzun süre geçtikten sonra alınan kararların geçersizliği iddialarının dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığını olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile incelenen Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre davacının, davalı bankanın kurucu hissesini (ISKUR) 24.01.2020 tarihinde, ... hisselerini (...) 29.12.2020 tarihinde satın aldığı, davaya konu davalı banka ana sözleşme değişiklik tarihinin ise 31.05.1991 olduğu, davacının, davalı banka hisselerini edinme tarihi göz önünde bulundurulduğunda davalı bankanın 30 yıl önce yaptığı ana sözleşme değişikliğinin, ilk ana sözleşmeye aykırılık iddiasının hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığı, davacının ana sözleşme değişikliğinden sonra edindiği hisselerin özelliklerini, üzerinde sermaye kısıtı bulunup bulunmadığını, kâr payı verilip verilmediğini ve oranını bilerek hisseleri satın aldığı, başka bir ifadeyle davacının, üzerinde sermaye kısıtı bulunduğu halde davalı banka hisselerini satın aldığı, bu durumda satın aldığı hisselerin tüm özellikleri bilindiğinden alan davacının sonuçlarına katlanması gerektiği, dolayısıyla ana sözleşme değişikliği kararına yönelik butlan isteminin yerinde görülmediği, davalı bankanın 31.03.2021 tarihli genel kurul toplantısında kâr payı dağıtımına ilişkin alınan karar yönünden yapılan inceleme sonrasında davacı taraf her ne kadar kâr payı dağıtımına ilişkin alınan kararın iptalini istemiş ise de kâr payı dağıtımına ilişkin kararın 31.05.1991 tarihli ana sözleşme değişikliğine uygun alındığı, alınan kararın ana sözleşmeye, kanuna ve iyiniyet kurallarına aykırılığından bahsedilemeyeceği, dolayısıyla iptal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kurucu intifa senedini mevcut haliyle satın aldığı ve sınırlı şekilde yapılan kâr payı ödemesine ilişkin uygulamanın önceki hak sahibi tarafından hiçbir itiraz ileri sürülmeyerek zımni olarak kabul edildiği gözetildiğinde 30 yıl sonra temettü ödemesine ilişkin ana sözleşme değişikliğinin batıl olduğu iddiasının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, 31.05.1991 tarihli genel kurulda alınan karara yönelik butlan isteminin yerinde görülmediği, 31.03.2021 tarihli genel kurulda alınan 4 numaralı kararın ana sözleşmeye, kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı yönü bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı banka tarafından kurucu intifa senetlerine yapılacak kâr payı ödemelerinin, ödenmiş sermayenin 250.000,00 TL'lik kısmı ile sınırlandırılmasına dair 30.05.1991 tarihli ana sözleşme değişikliğinin iptali ve batıl olduğunun tespiti, 31.03.2021 tarihinde yapılan olağan genel kurulda kar payının dağıtılmasına yönelik olarak ... kurucu hissesindeki kısıtlamanın aynı şekilde uygulanarak kurucu hisselere ödeme yapılmasına dair genel kurul kararının iptali istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 30.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.