"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/849 Esas, 2025/1127 Karar
HÜKÜM : Davanın Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2008/51343 tescil numarası ile 43. sınıfta tescilli ''...+şekil" markasının ve 32, 38... . sınıflarda tescilli 2013/45821 sayılı ''...'' markasının sahibi olduğunu, davalının 2013/61978 sayılı "... ..." markasının 43. sınıfta 18.08.2015 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin tanınmış markası ile davalı markası arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu, davalının markasını 43. sınıfta ciddi bir şekilde kullanmadığını ileri sürerek davalı adına tescilli markanın 43. sınıf yönünden kullanmama nedeniyle iptaline ve hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; markaların benzer olmadığını, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, somut olayda dava tarihi itibariyle uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 25. maddesinin altıncı fıkrasında da, "Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez." denilerek uzun süreli sessiz kalma suretiyle hak kaybı hususu yasal düzenleme haline getirildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12.05.2022 tarih, 2020/8363 E., 2022/3805 K. sayılı kararında "6769 sayılı SMK'nın 25. maddesinin 6. fıkrası kapsamında davada davalı markanın tescilinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine" dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verildiği, dava konusu 2013/61978 sayılı marka yönünden tescil tarihi olan 18.08.2015 tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin 18.08.2020 tarihinde dolduğu ancak yukarıda açıklanan Kanun hükmü ile Cumhurbaşkanlığı Kararı uyarınca durma süresinin 15.06.2020 tarihine kadar uzatıldığı, dava açma süresinin son günü olan 18.08.2020 tarihine durma süresi olan 95 günün eklenmesi gerektiği gözetildiğinde, davacı tarafından 23.11.2020 tarihinde açılmış olan davanın süresinde olduğu, dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu 43. sınıf hizmetlerin davacıya ait 2008/513 43... /45821 sayılı markaların kapsamlarında aynı/aynı tür/benzer olarak yer aldığı, bunun yanında dava konusu "... ..." ibareli marka ile davacının "..." ibareli markaları arasında, asli unsurlarını oluşturan "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle SMK'nın 6/1. maddesi anlamında işitsel, görsel ve anlamsal olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, başvurudaki sair kelime ve şekil unsurlarının yeterli düzeyde ayırt edicilik sağlamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 2013/61978 sayılı markanın 43. sınıf hizmetler yönünden SMK'nın 9. ve 26. maddeleri uyarınca kullanmama nedeni ile iptaline, dava konusu 2013/61978 sayılı markanın 43. sınıf hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kullanmama nedeniyle marka iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 373/3 hükmü uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacının temyiz itirazına gelince; kullanmama nedeniyle marka iptali ile hükümsüzlük istemlerine ilişkin davaların kabul edilmiş olmasına göre davacı lehine karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T.'e göre Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde takip edilen davalar için uygulanan maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, aksi yönde davacı lehine sadece tek vekalet ücretine hükmedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
V. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan “40.000,00 TL” ibaresinin çıkartılarak yerine “80.000,00 TL” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.