Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4454 E. 2026/1669 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI:2023/491 Esas, 2025/775 Karar

KARAR:Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI:2019/282 E., 2022/210 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; 2000 yılında kurulan ve kimyasal ürünlerin imalatı, satışı, pazarlaması ve ihracatı alanında faaliyet gösteren müvekkilinin aynı zamanda hastaneler ve özel kliniklerin kullandığı ultrason ve ekg jeli gibi ürünlerin de üretimini yaptığını, bu kapsamda normal doğum esnasında kullanılan ve sürtünmeyi azaltarak doğumun daha hızlı ve kolay gerçekleştirilmesini sağlayan bir jel geliştirip bu ürüne ilişkin "..." ibareli markasını tescil ettirdiğini, hal böyle iken davalı şirketin müvekkilin ürünü ile bire bir aynı amaca yönelik olarak imal ettiği doğum kolaylaştırıcı jeli "..." markası ile satışa sunduğunu, bunun öğrenilmesinden sonra davalının iş yerinde 11.06.2018 tarihinde mahkeme vasıtası ile tespit yapıldığını, keşif sırasında toplanan delillerle davalı şirketin, müvekkilinin tescilli markaları, ambalaj tasarımları ve ürün kataloglarındaki görseller ve tanıtıcı sloganların aynı ya da karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlerini kullandığının ve ayrıca müvekkili şirketin eski bir çalışanı olan kimya mühendisinin halen davalı firmada çalıştığının ve müvekkiline ait ürün kataloglarının davalı şirketin showroomunda, idari ofisinde bulunduğunun tespit edildiğini, davalı şirket yetkilisinin bu tespit sırasında "..." markalı jelin bir defaya mahsus üretimin gerçekleştirildiğini bildirdiğini, davalı şirketin bu tespitten sonra 13 Haziran 2018 tarihinde 2018/... başvuru numarası ile "... ..." ibareli markanın tescili başvurunda bulunduğunu, müvekkilinin markanın tesciline yönelik itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, davalının müvekkilinin üretmiş olduğu ürün ile aynı amaca yönelik bu ürünü için tescilini talep ettiği "..." ibareli markasının müvekkilinin markası ile karıştırılmaya yol açacak derecede benzerliğinin yanında, ürünün pazarlamasında kullandığı diğer görsellerin de müvekkil ürününün ambalaj tasarımı ve tanıtım kataloğundaki görsellere karıştırılmaya yol açacak derecede benzer olduğunu, ... – ... ve ... – ... şeklinde kök ve ek olmak üzere iki bölümden oluşan markaların kök kısımları bire bir aynı harflerden oluşmuyor ise de ek kısımdaki “...” ibaresinin aynılığının markaları ses açısından da benzer kıldığını, öte yandan davalı markasında yer alan “...“ ibaresinin müvekkilin 07.04.2016 başvuru tarihli ve ... numaralı ibareli markasının kök kısmı ile bire bir aynı olduğunu, görsellerde kullanılan eflatun-mor renklerin de birebir aynılık içerdiğini, başvurusu yapılan markanın, müvekkilin ... numaralı ... ibareli markası ile seri marka izlenimi uyandırdığını, davalı şirketin müvekkil markalarına yaklaşarak kullandığı başka markalarının da bulunduğunu, kötüniyetli tutumunun süreklilik arz ettiğini ileri sürerek 2019-M-4087 sayılı YİDK kararının iptali ile tesciline karar verilmiş olması durumunda 2018/... başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde görsel, işitsel, kavramsal düzeyde ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik içermediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; “...” ibareli marka ile davacıya ait “...” ibareli markanın örtüşür ve bağdaşır herhangi bir yönünün bulunmadığını, “...” ve “...” ibareli marka arasında ortak olan tek hususun markaların sonunda yer alan “...“ ibaresi olduğunu, “...” ile “... ...” ibarelerinin tamamen farklı kelime unsurları içerdiklerini, markaların görsel, işitsel açıdan olduğu kadar kavramsal, yani anlamsal açıdan da tamamen farklı olduklarını, tüketicilerin “...“ ve “... ...” ibaresi ile karşılaştıklarında bu ibareleri birbirine karıştırmayacağını, müvekkilinin markasının yazım şekli, stili, rengi ve markada kullanılan ... unsurları itibariyle farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının dava konusu "... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, işitsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, markaların bütünsel algısının bu iki kelime arasındaki net farklılık nedeniyle birbirinden uzaklaştığı, bir an için “...” ibaresinin kullanımı nedeniyle işaretlerin düşük düzeyli bir görsel ve işitsel benzerlik taşıdığı kabul edilse dahi ayırt ediciliği zayıf olan “...” ibaresinin markaların aynı/benzer olduğu 05. sınıftaki hizmetler için asli unsur olarak kabul edilemeyeceği, alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının ''... ..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, davaya konu markanın, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, dosya kapsamındaki delillerde davacının kötüniyetli hareket ettiğine ilişkin somut verilerin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının itiraza mesnet "...+..." ibareli başvurusu ile davalıya ait davaya konu 2018/... sayılı ve "... ..." ibareli markalarda yer alan "..." ibaresi ortak ise de, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere bu ibarenin özellikle ilaç sektöründe sıklıkla kelimelerin sonuna eklenen ayırt edici niteliği düşük bir ibare olduğu, ortalama tüketicileri oluşturan eczacı, doktor gibi yüksek dikkate sahip kişiler yönünden bu ortaklığın markalar arasında karıştırılma ihtimaline sebebiyet vermeyeceği, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 25.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§