Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/4237 E. 2026/1805 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1400 Esas, 2025/822 Karar

HÜKÜM: Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2020/290 E., 2022/159 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, süresinden sonra yapılan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... ... San. ve Tic. A.Ş. (... A.Ş.) ile dava dışı ... A.Ş.'nin Çin'den Bursa'ya ithalat yapılması konusunda anlaştığını, müvekkil ile de ... A.Ş.'nin 33 konteynırın denizyoluyla taşınması konusunda anlaşmaya varıldığını, üreticinin Çin'de mukim bir şirket olduğunu, müvekkilinin Çin'de ... bulunduğunu, taşıma sözleşmesi ... A.Ş. ile kurulduğundan ... A.Ş.'nin davalı olarak gösterildiğini, ... A.Ş.'nin talimatı ile konişmento ve navlun faturalarının İsviçre'de mukim ... adına düzenlendiğini, böylelikle göndericinin ... gözüktüğünü, ...'nın İsviçre'de mukim bir şirket olduğunu ve ... adına Türkiye'deki işlemleri ... sıfatıyla ... A.Ş. yürüttüğü için davanın ... adına ... ... A.Ş.'ye açıldığını, ... A.Ş.'nin mal tedarikçisi/gönderici olarak konişmentoda gözükmediğini, ancak taşıma sürecinin hiç bir aşamasında da ...'nın bulunmadığını, esasen ...'nın göstermelik bir şirket olduğunu, ... A.Ş.'nin ödeme ve ticari sorumluluktan kurtulmak maksadıyla ...'yı kullandığının sonradan öğrenildiğini, taşınan malın alıcıya teslim edildiğini, navlun bedelinin ödenmemesi sebebi ile ayrıca dava açıldığını, mal bedellerinin davalılar tarafından alındığını, ancak mal bedelinin gönderici davalılar tarafından Çin'de bulunan üreticiye ödenmemesi sebebi ile üretici şirketin müvekkilinin Çin'de bulunan ... aleyhine açılan dava sonucu mal bedelinin üreticiye ödendiğini, müvekkili acentesinin müvekkilinin taşımalarını durdurması üzerine, müvekkilinin, acentenin ödediği mal bedelini ve mahkeme masraflarını acenteye ödemek zorunda kaldığını, sonrasında da temlikname ve ibraname alındığını, tüm bu olaylar neticesinde müvekkilinin ticari itibarının da zedelendiğini, ... A.Ş. ile ... arasında organik bağ bulunduğunu, tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesi gereği şirket ortaklarının da şahsen sorumluluğunun bulunduğunu, davalıların tazminat bedelinden müşterek müteselsil sorumlu olduklarını, ilgililer hakkında suç duyurusunda da bulunulduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 147.005,14 USD'nin ödeme tarihinden itibaren faizi ile birlikte, ayrıca 10.000,00 USD manevi tazminatın davalılardan müşterek müteselsil tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu alım satım sözleşmesinin tarafının ... olduğunu, müvekkili ... A.Ş.'nin dava dışı ... şirketinin Türkiye temsilcisi olduğunu, 18.01.2000 tarihinde acentelik sözleşmesi imzalandığını, mal alım satımına aracılık ettiğini, bunun dışında aralarında bir ilişki bulunmadığını, müvekkili ... A.Ş.'ye husumet yöneltilemeyeceğini, uyuşmazlık konusu mal alım satımına ilişkin müvekkilinin verdiği acentelik hizmetinin gereği gibi yerine getirildiğini, malların göndericisinin ... olduğunu, taşıma işine dair navlun bedeli ve sair hususlarda ...'nın verdiği talimata göre hareket edildiğini, davacının organik bağa ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak faaliyette bulunulması gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacının muhatabının İsviçre'de mukim ... olduğunu ve davacı ile ... arasında imzalanan sözleşmeye göre uyuşmazlığın İşviçre Mahkemeleri'nde çözülmesi gerektiğini, mal bedellerinin ödenmesinden doğrudan mal alımını yapan ...'nın sorumlu olduğunu, mal bedellerine ilişkin olarak müvekkillerinden talepte bulunulamayacağını savunarak davanın husumet nedeniyle usulden reddini aksi takdirde esastan reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... A.Ş. yetkilisi tarafından davacıdan navlun teklifi istenildiği, davacı yetkilisinin fiyat teklifi sonrası e-posta yoluyla, malların Çin'den ...'na taşınması konusunda anlaşıldığı, navlun faturası ... adına düzenlenmiş ise de navlun sözleşmesinin davacı ile ... A.Ş. arasında kurulduğu, davalı ... A.Ş.'nin ... adına Çin'deki üretici/tedarikçi firmadan satın aldığı eşyanın yurt içindeki alıcıya satışı yoluyla ithal edilmesini sağlamak için malların taşınması konusunda davacı ile anlaştığı, davacının düzenlediği ara konişmentolarda yükletenin ... gösterildiği, dava dışı davacı acentesinin Çin'de düzenlediği konişmentolarda ise yükletenin Çin'deki üretici firma, ihbar edilenin de ... olduğu, davacının da teslim ... olarak gösterildiği, dosyaya ibraz edilen evraka göre davacı acentesinin davacıya karşı üstlendiği taşımanın ifasında taşıma işleri organizatörü olarak hareket ettiği, bu sıfatla yer aldığı taşıma ilişkisinde, bedeli ödenmeden mal teslim edilmesi nedeniyle üreticiye ödemek zorunda kaldığı tazminatı ve yargılama masraflarını davacıdan tahsil ettiği ve 3. kişilere karşı sahip olduğu talep hakkını davacıya temlik ettiği, davacının talep ettiği ödemelerin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının bu zararına sebep olanın haksız fiili ile malın alıcısı/taşıtan olduğu, davacının bu zararını 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 vd. maddeleri uyarınca talep hakkının bulunduğu, navlun sözleşmesinin ... A.Ş ile kurulduğu, davacının organik bağ bulunduğu iddiası karşısında pasif husumet ehliyeti açısından organik bağ iddiasının incelendiği, ... dava yöneltilen ...'nın Şirket Tüzüğü’ne göre İsviçre’de kurulu olduğu, "Ayni Katkı” başlıklı 5. maddesinde, ...’ün şirketin sermayesine olan katkısına, merkezi Türkiye’de bulunan ... ... San. ve Tic. A.Ş.’nin (... A.Ş.) % 49 pay sahipliğine ilişkin bilgilere yer verildiği, ... A.Ş.'nin iş konusunun “... ürünleri ithalat ve ihracatı” olduğu ve ... A.Ş.’nin iş konusunun “... ürünleri ithalat ve ihracatı” olduğu, ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyeleri arasında davalılardan ... (yönetim kurulu başkanı), ..., ... ile ...'nun yer aldığı, ... A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanının da ... olduğu, ayrıca ... ile beraber ... ve ...’ün yönetim kurulunda yer aldıkları, ... A.Ş'nin ve ... A.Ş.’nin adreslerinin aynı olduğu, dolayısı ile ... A.Ş. ile ... A.Ş.’nin faaliyet konularının, şirket merkezlerinin (adresleri), yönetim kurulu üyelerinin aynı olduğu, ...'ya ait Şirket Tüzüğü’nden ... A.Ş.’nin ...’nın %49’luk hisselerinin sahibi olduğunun görüldüğü, %49’luk hisseye karşılık, 1.400 hisse senedinin tek hissedar olan ...’e verildiği, ... A.Ş. ile ... arasındaki bağlantının, ... A.Ş.'nin ...'daki paylarının %49'unun sahibi olmasından kaynaklandığı, ... A.Ş. ile ... arasında bir ticari ilişki mevcut olup, ... A.Ş. tarafından ... adına faturalar düzenlendiği, bu bakımdan ... A.Ş. ve ...'nın birbirlerinden bağımsız şirketler olduğunun söylenemeyeceği, ayrı tüzel kişilikler olsa da ortaklık yapıları itibariyle aralarında sıkı organik bağ bulunduğu, ayrıca ... A.Ş.'nin pay sahiplerinin tamamı ile ... A.Ş.'nin kendisinin ... A.Ş.'nin pay sahipleri olduğu ve ... A.Ş.'nin ...'nın %49'luk hisselerinin sahip olduğu, ... A.Ş. yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ... adına yapılmasının talep edildiği, bu bağlamda davacı şirket tarafından faturaların ... adına düzenlendiği, konşimentolarda ... A.Ş'nin talebi doğrultusunda gönderici olarak ...'nın gösterildiği, davalı ... A.Ş., ... ile aralarında acentelik ilişkisinin olduğunu ileri sürmüş ise de, aralarında sıkı organik bağ bulunduğu tespit edilen bu şirketlerin, üçüncü şahıslara karşı acentelik ilişkisi görüntüsü yaratmak amacıyla böyle bir sözleşme düzenledikleri, dolayısıyla acentelik sözleşmenin ... A.Ş. ile ... arasındaki ilişkisinin gerçek hukuki temelini yansıtmadığı kanaatine varıldığından dava konusu haksız fiil tazminatından ... A.Ş. ile ...'nın birlikte sorumlu oldukları, davalı ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi ve pay sahipleri olan diğer davalıların davacının talepleri bakımından sorumlu tutulmasının mümkün olup olmadığına gelince; davacı ile ... A.Ş.'nin yönetim kurulu arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, sözleşme ilişkisinin nisbiliği ilkesi de göz önüne alındığında bu davalıların, taşıma ile ilgili iş ve işlemlerin tarafı olmadığı dikkate alındığında sözleşmesel temelde organsal sorumluluklarının söz konusu olmadığı, ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 553. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin alacaklılara karşı, şirkete verdikleri zarardan sorumlu oldukları, 556. madde ile de alacaklılara, yönetim kurulu üyelerine karşı dolaylı zararlardan dolayı şirkete ödenmesi kaydıyla dava açma hakkı tanındığı, "doğrudan zarar" açısından ise alacaklının, bu hükümlere bağlı olmaksızın genel hükümler çerçevesinde tazminatın bizzat kendisine ödenmesini talep edebileceği, bu durumda genel hükümlere göre TBK'nın 49/1 hükmünün uygulanma kabiliyeti kazanacağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 50/3 hükmü uyarınca da organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduğu, haksız fiilin gerçekleştiği durumlarda bahsi geçen fiili gerçekleştiren kişilerin, haksız fiilin doğrudanlığı ilkesinin bir sonucu olarak, zararın giderilmesinden şahsen sorumlu olacağı, yönetim kurulu üyelerinin haksız fiil teşkil eden eylemleri dolayısıyla sorumluluğunun TMK'nın 50. maddesi zemininde ele alınabileceği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 35. maddesi uyarınca talebin hukuki tavsifi mahkemeye ait olduğundan uyuşmazlığın haksız fiil hükümlerine göre çözülmesinde usul yönünden bir engel bulunmadığı, somut olayda haksız fiil niteliğindeki davranışların, yönetim kurulu üyelerinin haksız menfaat elde etmek kastıyla hareket etmeleri, bunu yaparken ...'nın yapılan iş ve işlemlerin muhatabı olduklarını belirtmeleri, ancak yurtdışı menşeli bu firma adıma yerine getirilmemiş taahhütlerde bulunmaları, ...'yı ayrı bağımsız bir firma olarak göstermeleri ve ... adına tahsilat yapılmasını sağlamaları olduğu, bu durumun ortaklık menfaatine aykırılık taşıdığı gibi kanundan kaynaklanan özen yükümlülüğünün de ihlali olduğu, zira tüm bu işlemler yapılırken ortaklık alacaklılarının davalı ... A.Ş.'den ve ...'dan olan alacaklarını tahsil etmelerinin de önünün kapatıldığı, ... A.Ş. ile ... arasındaki mali ilişkinin tespiti bakımından ... A.Ş.'nin ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği halde defter ibrazından kaçınıldığı, ancak benzer bir uyuşmazlığa konu olan mahkemenin 2020/137 E. sayılı dava dosyasında ... A.Ş.'nin ticari kayıtları üzerinde yapılan incelemede, ... A.Ş.'nin dahil olduğu bir kısım para transferlerine göre, davalı ...'e 2019/Mart ve 2019/Eylül döneminde toplam 115.083,00 TL tutarında mal/hizmet satışı, ... A.Ş.'den 2019/Mayıs döneminde, 318.359,00 TL tutarında mal/hizmet alımı, ...'ya 2019/Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında toplam 10 adet fatura karşılığında 2.856.408,00 TL mal/hizmet satışı yapıldığının tespit edildiği, dolayısıyla, ... A.Ş. ile ..., dava dışı ... AŞ ve ... arasında para transferlerinin yapıldığı, bu şekilde ... A.Ş.'nin malvarlığının ..., ... A.Ş. ve...'ya aktarıldığı, tüm bunların kanun tarafından yönetim kuruluna tanınan devredilmez görev ve yetkilerin ağır bir şekilde ihlali anlamına geldiği, tüm bu yükümlülük ihlallerinin birbiriyle bağlantılı olduğu, bu yönüyle davalı ... A.Ş.'de yönetim kurulu üyesi olmanın beraberinde getireceği yükümlülüklerin yerine getirilmemesi suretiyle yurt dışı menşeli ...'dan bir talepte bulunulmasının zorluğu veya imkânsızlığı göz önünde bulundurularak (yahut ... A.Ş.'nin %49 pay sahibi olduğu ...'nın yapılan işlemlerde muhatap gösterilmiş olması) bundan yararlanıldığı, üçüncü kişilerle yapılan işlemlerde ortaklık ile pay sahiplerinin özdeş gösterildiği değerlendirildiğinden, ... A.Ş.'nin %49 pay sahibi olduğu ...'nın devamlı muhatap olarak gösterilme sebebinin, üçüncü kişilerle yapılacak iş ve işlemler açısından sorumluluğun doğmamasını sağlamak olduğu, yine, davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından ... A.Ş. adına yapılan iş ve işlemlerin, ... adına yapılması talep edilerek, ... A.Ş.'nin pay sahiplerine müracaat edilmesinin de önüne geçildiği, yönetim kurulu üyesi ve pay sahipleri olan davalılar ..., ... ... ve ...'ün davacıya karşı haksız fiil hükümleri uyarınca müteselsilen sorumlu oldukları, ... A.Ş.'nin hem pay sahipleri hem de yöneticileri olan bu davalıların, davacı şirkete karşı sorumlu olup olmadığı açısından tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanma şartlarına gelince, ortaklığın malvarlığının pay sahipleri (ve aynı zamanda yöneticiler) tarafından kendi malvarlıklan gibi yönetildiği, ... A.Ş. ve pay sahiplerinin malvarlıklarının ve organizasyon yapılarının birbirlerine karıştığı, buna karşılık, üçüncü kişilerle yapılan iş ve işlemlerde yükümlülüğün tek muhatabının ... A.Ş. gösterildiği, ... A.Ş.'den davalı ...'e yapılan sebepsiz para transferinin, malvarlıklarının ve organizasyonun birbirine karıştığının bilirkişi tarafından saptanan bir durum olduğu, davalı ... A.Ş., ... A.Ş. ve ...'nın sorumluluğunun, anonim ortaklığın muvazaalı işlemlerde kötü niyetli kullanılması ve bu sayede hileli birtakım işlemlerle pay sahiplerinin kendi sorumluluklarını bertaraf etme amacından ileri geldiği, ortaklık alacaklılarının yegane güvencesinin ortaklığın malvarlığı olduğu; ancak somut olayda ...'nın yurtdışı menşeli bir firma olması durumunun kullanıldığı, ortaklık mal varlığından ...'ya para transferleri yapıldığı ve bu yönüyle ortaklık malvarlığının amacına uygun olmayan bir şekilde kullanıldığının anlaşıldığı, olayların oluş şekli ve bütün işlemlerin muhatabı ... A.Ş. olmasına rağmen, ...'nın muhatap gösterilmeye çalışılmasının bu durumu desteklediği, üçüncü kişileri yanıltacak şekilde özkaynak yetersizliği bakımından değerlendirilmesi gereken hususun, ... A.Ş. tarafından yapılan para transferleri olduğu, ... A.Ş. tarafından yapılan para transferleri sonucunda, ... A.Ş.'nin malvarlığının azaldığı, bu şekilde, bir özkaynak yetersizliği durumunun mümkün olduğu, bu yönüyle tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalı pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilebileceği, davacı şirketin, ... A.Ş. ve ...'den talep edebileceği alacağının, davalı pay sahiplerinden talep edilebileceği, davalı ... A.Ş.'nin satıcıya mal bedelinin ödendiğini ispatlamadığı, ... A.Ş. ile ... arasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek sıkı organik bağın olduğu, davalı ... ile ... A.Ş.'nin ödenmeyen mal bedelinden dolayı davacıya yansıtılan 147.005,14 USD'den sorumlu tutulabileceği, davalılardan ..., ..., ... ile ...'ün haksız fiil hükümleri uyarınca sorumlulukları doğduğu gibi, bunun yanı sıra ... A.Ş. ile bu davalılar arasındaki ilişkiler bakımından da tüzel kişilik perdesinin aralanması mümkün olduğundan her iki hukuki nedene bağlı olarak davalılar ..., ..., ... ve ...'ün davalı ... A.Ş. ve ... ile birlikte 147.005,14 USD tutarındaki davacı alacağından dolayı müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, davacı tarafça manevi tazminat talebinde bulunulmuş ise de somut olayda, ödenmeyen mal bedeli nedeniyle oluşan zararın davacıya yansıtılması maddi zarar teşkil ettiğinden ve kişilik haklarına saldırı sayılmayacağından davacı vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf nedenlerinin, davalıların istinaf itirazlarının da İlk Derece Mahkemesi tespitlerine göre yerinde görülmediği gerekçesi ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davacının taşınmasını üstlendiği malların satış bedelinin üretici firmaya ödenmemesinden dolayı davacıya yansıtılan bedelin davalılardan rücuen tahsili talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dava, davacının dava dışı 3. kişiye ödemek durumunda kaldığı mal bedeli ve sair masrafların davalılardan organik bağ, tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle rücuan tahsil talebine ilişkin olup, aynı taraflar arasında, aynı taşıma ilişkisinde navlun ücretinin tahsili talepli açılan davaya ilişkin Dairemizin 26.05.2025 tarihli ve 2024/4850 E., 2025/3683 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, mahkemece, iddianın ileri sürüş şekline göre taşıma sözleşmesinin davalılardan ... A.Ş. ile aralarında kurulduğunu iddia eden davacının, ....'ya ... ... A.Ş.'ye de dava yöneltmesinin izaha muhtaç bir durum olduğu dikkate alınarak ilk önce HMK'nın 31. maddesi uyarınca davacı tarafı talebi açıklattırıldıktan sonra şayet gerekli ise temsilde hata hükümleri çerçevesinde davanın doğrudan ....’ya yöneltilmesi gerektiği düşünülmeden, davanın organik bağ iddiasına dayalı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması istemine ilişkin olduğu kabul edilip nihayetinde de tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gerektiğine hükmedilmiş olmasına ve ... A.Ş. ile .... arasında acentelik iddiasının da gerçeği yansıtmadığına kanaat edilmiş olmasına rağmen acentelik ilişkisi kabul edilmiş gibi sonuç doğuracak şekilde ....’ya ... ... A.Ş.'ye yönelik davanın da kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

2.Davalı yönetici ve şirket ortağı gerçek kişilerin de sorumlu tutulmalarına dair hükme gelince, her ne kadar isabetli şekilde yönetim kurulu üyelerinin TBK’nın 49 ve devamı maddeleri uyarınca doğrudan verdikleri zarardan şahsi olarak sorumlu olacaklarına karar verilmişse de, dosya muhteviyatından anlaşıldığı üzere, dolandırıcılık suçlamasıyla gerek davacısı ve gerekse de taşıyıcısı farklı olsa da hukuki ilişkisi benzer olaylarda ceza soruşturmaları açıldığı anlaşılmakla, ceza soruşturmalarına ilişkin ilgili evraklar getirtilip somut olaya etkileri üzerinde durularak ve gerektiğinde soruşturmaların veyahut ceza yargılamasının sonuçları da beklenilerek, gerçek kişilerin her birinin kendi haksız fiilinden sorumlu olacağı da unutulmadan karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve değerlendirmeyle davalı ... A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi ve ortağı tüm gerçek kişilerin davacı alacağından sorumlu tutulmaları da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

3. Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin ve yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı tüzel kişiler hakkındaki; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle de davalı gerçek kişiler hakkındaki davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine, 30.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§