Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3866 E. 2026/661 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/640 Esas, 2025/344 Karar

HÜKÜM : Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2024/77 E., 2024/178 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkilinin oğluna tefecilik faaliyeti kapsamında verdiği para karşılığında teminat verilmesi hususunda müvekkiline baskı uyguladığını, müvekkilinin oğlunu tehdit ettiğini, bu baskılar nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığı halde 21.02.2022 düzenleme tarihli bono ile taşınmazı üzerinde davalı lehine ipotek tesis ettiğini, müvekkilinin oğlunun aldığı paranın fazlası ile davalıya ödenmesine rağmen, davalının müvekkili aleyhine icra takipleri başlattığını, davalı hakkında tefecilik suçundan mahkûmiyet kararı verildiğini, davalının müvekkilinin oğluna gönderdiği mesajlarda kendisine borç kalmadığının kabul edildiğini, dolayısıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 27. maddesi uyarınca icra takibine konu kambiyo senedinin ve ipotekli takibe konu ipotek senedinin kesin olarak hükümsüz olduğunu, kesin hükümsüzlük sebebi ile de müvekkilinin icra takibine konu dosyalarda herhangi bir şekilde borçlu olmadığını ileri sürerek müvekkilinin Ankara Batı İcra Dairesinin 2022/57553 sayılı ve 2022/57552 sayılı dosyalarında borçlu olmadığının tespitine, ipoteğin fekkine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili beyan dilekçesinde, arabuluculuğa dava tarihinden sonra başvurulduğundan bahisle davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5/A maddesi uyarınca, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, 01.09.2023 tarihinde yapılan düzenleme ile menfi tespit davalarının da kapsama alındığı, eldeki davanın, menfi tespit talebini içeren ticari bir dava olduğu, 16.01.2024 tarihli tensip tutanağı ile davacı vekiline 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 hükmü gereği arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini bir haftalık kesin süre içerisinde sunması, aksi takdirde davanın usulden reddine karar verileceği ihtarını içerir davetiye çıkarıldığı, davacı vekilince 24.01.2024 tarihli dilekçe ekinde dava tarihinden sonra arabuluculuğa başvurulduğuna dair "Arabuluculuk Son Tutanağı" aslının ibraz edildiği, dolayısıyla arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın usûlden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arabuluculuk dava şartının davadan önce yerine getirilmemekle, davanın usulden reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davacı hakkında kambiyo senedi ve ipotek senedine davalı başlatılan icra takiplerine konu evrakın TBK'nın 27. maddesi uyarınca kesin olarak hükümsüz olduğundan bahisle, bu senetlere dayalı icra takiplerinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§