Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3834 E. 2026/545 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/700 Esas, 2025/935 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/109 E., 2022/343 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "..." markalarının tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davalı şirketin ... numaralı “...” ibareli başvurusuna “... .../ ...” ibaresini esas unsur olarak ihtiva eden müvekkili şirket markalarına dayalı olarak gerçekleştirilen itirazın Markalar Dairesi Başkanlığu tarafından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü uyarınca kabul edildiğini, davalı şirketin bu karara itirazının ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile kabul edilerek başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılmasına karar verildiğini, müvekkilinin "..." ibareli markaları ile işbu dava konusu marka arasında benzerlik ve iltibas tehlikesinin bulunduğunu, davalı şirketin, müvekkilinin “... .../ ...” markasının tanınmışlığından haksız bir menfaat elde edeceğini, müvekkilinin “... ...”/ “...” markalarının tanınmış marka olması sebebiyle iltibas ihtimalinin de arttığını, dava konusu “...” ibareli markanın tüm mal ve/veya hizmetleri kapsar şekilde tescil edildiğini, müvekkili şirketin “... ...”/ “...” ibareli tescilli markalarının 29... . sınıfta yer alan mal ve/veya hizmetleri kapsadığını, dolayısıyla davalı yan markası ile müvekkili şirket markalarının 29... . sınıf yönünden sınıfsal benzerliğinin ayniyet boyutunda olduğunu, ortalama gıda tüketicilerinin çok büyük bir kısmını çocukların oluşturduğunu, bu hususun da iltibas ihtimalini artırdığını, davalı şirket başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davalının “...” ibareli markasının tesciline cevaz verildiği takdirde bu durumun müvekkiline ait “... ...”/ “...” ibareli tanınmış markaların ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, davalının müvekkili markalarından haksız yarar sağlamasına sebep olabileceğini ileri sürerek YİDK kararının tüm mal ve/veya hizmetler yönünden iptaline, marka başvurusunun tescil edilmesi halinde hükümsüz sayılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalı markasında şekil, slogan, farklı yazı tipi kullanılarak oluşturulan bütünselliğin davacı markasında yer almadığını, her iki markanın bu anlamda görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklılaştığını, “...” ibaresinin Türkçe okunuşunun “Kraks” olduğunu, özellikle “...” gibi ürünler açısından ayırt ediciliğinin düşük bir ibare olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, tanıtma işareti olarak zayıf bir marka seçen kişinin bunun sonuçlarına katlanmak zorunda olduğunu, kötüniyete ilişkin iddiaların da hukuki dayanağının gösterilmediğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; “...” ibareli marka başvurusuna konu olan ürünün pretzel/brezel sektöründe geliştirilen yeni bir ürün çeşidi olduğunu, kırılmış ve soslanmış çıtır pretzel parçalarını içerdiğini, müvekkili markasının figüratif ve kendine özgü yazılış tarzıyla, görsel logosu ve ihtiva ettiği ibareler ile ayırt edici vasfı haiz olduğunu, davacı markasının ise "... ..." ibaresinden oluştuğunu ve müvekkili markasıyla uzaktan yakından bir benzerlik içermediğini, markaların hiçbir surette tüketici nezdinde iltibas ve karışıklık yaratmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı markalarının esas unsurunun "..." sözcüğü olduğu, davacının bu kelime etrafında seri marka ailesi oluşturduğu, davacı markalarında yer alan "..." sözcüğünün davacının çatı markası ve aynı zamanda ticaret unvanının ayırt edici eki olup ticari kökeni işaret ettiği, çatı marka vasfı nedeniyle "..." sözcüğünün markasal ayırt edicilik incelemesinde arka planda kaldığı, dava konusu markanın genel görünüm itibariyle ayırt edici unsurunun ise "..." ikilemesi olduğu, zira bu ikilemenin markasal mizanpajda ön planda olacak şekilde dizayn edildiği, ortalama tüketici kesiminin dikkatini çekecek şekilde büyük punto yazı stili ile oluşturulduğu, "..." ibaresinin markasal mizanpajda en altta ve küçük punto ile konumlandırıldığı, bu nedenle ikilemenin önüne geçecek yeterli ayırt ediciliğinin bulunmadığı, şekil unsurunun da yine "..." ikilemesine göre arka planda kaldığı, buna göre, somut olayda dava konusu markanın esas unsurunun "..." ikilemesi, davacı markalarının ayırt edici unsurunun "..." sözcüğü olduğu, davacı yanın "... ..." markasını özellikle "..." emtiaları bakımından, dava konusu marka tescil başvuru tarihi itibariyle tanınmışlık düzeyine eriştirdiği, davacının gıda sektörüne ilişkin emtiada sağladığı tanınmışlığın dava konusu markanın, davacı markası ile ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesini arttırdığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile; YİDK kararının iptaline, 2020/161214 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun tertip tarzı itibariyle öne çıkarılarak vurguyu üzerinde toplayan "..." ibareleri ile davacının itiraza mesnet markalarının asli unsuru olan "..." ibaresi arasında yüksek dereceli benzerlik bulunduğu, başvuruda yer verilen diğer şekil ve kelime unsurlarının tertip tarzı itibariyle yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, bu hali ile dava konusu başvuruyu gören tüketicilerin, davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerince temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgililere iadesine, 29.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§