"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/464 Esas, 2025/683 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/196 E., 2022/97 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2001/... tescil numaralı ve “... 2001 şekil”, 2014/... tescil numaralı ve “... ...”, 2014/... tescil numaralı “... ...”, 2014/... tescil numaralı ve “... ...” ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin ... numaralı “... ...” ibareli marka tescili talebinde bulunduğunu, müvekkilinin markaları ve logoları ile başvuruya konu markanın ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıdığını, davalının bu başvurusuna yapılan itirazın reddedildiğini, oysa markaların tüketici nezdinde karışıklığa sebep olacak derecede benzerlik taşıdıklarını, “...” ibaresinin ayırtedicilik vasfının düşük olmadığını, müvekkili tarafından seri marka oluşturacak şekilde marka tescilleri yapıldığını, müvekkilinin ilk marka tescilinin yapıldığı 2001 yılından da öncesine dayanan "..." ibaresini içeren markasını kullandığını, müvekkilinin bahsi geçen ibareyi tanınmışlık düzeyine ulaştırdığını, markaların aynı mal veya hizmetleri kapsadığını, müvekkilinin markalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmü kapsamında tanınmış marka olduğunu, davalının birebir aynı marka başvurusu ile iyiniyet kuralını ihlal ettiğini ileri sürerek YİDK’in 2020-M-2974 sayılı kararının iptaline, ... no.lu marka başvurusunun hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, başvuru markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu, “...” ibarelerinin marka kapsamında yer alan hizmetler gözönüne alındığında düşük bir ayırt edicilik taşıdığını, bir bütün olarak ele alındığında başvuru markasının davacı markalarından yeterince farklılaştığını, markaların işaret anlamında karıştırılabilecek derecede benzer bulunmaması nedeniyle, kapsamlarında yer alan ortak mal ve hizmetlerin iltibas şartlarının gerçekleşmesi için yeterli olmadığını, davacının tanınmışlık iddiasını ispat edemediği gibi, taraf markaları arasında işaret benzerliği şartının gerçekleşmediği için tanınmışlık koşulunun da oluşmadığını, başvurunun kötüniyetli bir başvuru olduğunun ispatlanamadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin marka ve logosu ile davacının marka ve logosunun anlamsal ve görsel olarak birbirinden farklı olduğunu, markaların bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı gerçek kişiye ait marka başvurusunun 39. sınıfında sayılan tüm hizmetlerinin davacının itiraza konu markaların aynı sınıftaki bir takım emtia ile aynı veya ilişkili olduğu, SMK'nın 6/1 hükmü yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan birinin 39. sınıftaki tüm emtia yönünden gerçekleştiği, davalının markasının “... ...” kelime unsurundan oluştuğu, anılan markada bulunan “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetler yönünden marka imajı yaratmayan ve ayırt ediciliği düşük jenerik bir unsur olduğu, tanımlayıcılık içerdiği markanın başında bulunan “... ...” ibaresinin, marka imajını aktaran esaslı/asli unsur olduğu, davacının 2014/... kod numaralı markasının herhangi bir şekil yahut renk unsuru içermeyen, beyaz zemin üzerine siyah renkli harflerle “... ...” ibaresinden teşkil ettiği, davacının diğer markalarının ise renk ve şekil ibaresi içeren kompozisyon markalar olduğu, anılan markalarda da “...” ibaresinin taşımacılık ve konaklama sektöründe tanımlayıcı ve jenerik bir ifade niteliğinde kullanıldığı, faaliyet merkezini ve konusunu gösterir bir ibare olmakla ayırt edici niteliği bulunmadığı, bu kapsamda 2001/11944 başvuru numaralı markada markanın ortasında bulunan şekil ve yazıdan oluşan kompozisyonun tamamının, ... numaralı markada “... ...” ibaresinin, ... numaralı markada “...” ve 2014/... sayılı markada ise “...” ibarelerinin markaların incelemeye baz alınacak esaslı unsurunu oluşturdukları, davaya konu marka ile daha önceden davacı adına tescilli markalarda “...” ibaresinin aynılık içerdiği, bu ibarenin tek bir kişinin veya firmanın tekeline verilemeyeceği, davalı markasında yer alan “...” ibarenin yeterli ayırt ediciliği sağlar bir ek mahiyeti arz ettiği, taraf markalarının görsel olarak benzer olmadıkları, davaya konu markalarda telaffuza konu olabilecek sözcüklerin farklı okunacağı, taraf markalarının sesçil olarak benzerlik içermedikleri, markalar arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, kötüniyet iddiasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.