"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1142 Esas, 2025/462 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/416 E., 2024/415 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının, dava dışı...ve davalı ... ile beraber ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin kurucu pay sahibi olduğunu, davalının tehdidi ve baskısı altında ... şirketindeki paylarını şirketin işletme değerinin çok altında bir bedel karşılığında devretmek zorunda kaldığını, davalı tarafından ... Noterliği 09.08.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesinde gösterilen bedelin davacı müvekkile ödenmediğini, davalı tarafından tehdit ve korkutma ile müvekkile ait payların gerçek işletme bedelinden çok daha az bedele devredilmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak üzere şimdilik; hisse devir sözleşmesinde yer alan ödenmemiş hisse bedeline karşılık olarak 100,00 TL'nin kısmi olarak müvekkilin gerçek değerinin altında devrettiği dava konusu hisseler nedeniyle devrolunan hisselerin gerçek değeri doğrultusunda uğradığı zararın tazmini için 100,00 TL'nin belirsiz alacak olarak, toplamda şimdilik 200,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini, her iki alacak kalemine de devir tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizinin uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacın taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve yine davacı tarafından aynı dava Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/577 E. sayılı dosyası üzerinden ikame edilmiş ve 2 kere takipsiz bırakılan dosyanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, davacının tehdit iddialarının doğru olmadığını, davacının eşinin müvekkile borcu bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davacının davalının da ortağı olduğu dava dışı şirketteki hissesini tehdit ile davalıya devredip devretmediği, hisse devir sözleşmesinde belirlenen bedelin davacıya ödenip ödenmediği, davacının hisselerin gerçek değerinin altında devredildiği iddiasına karşılık zarara uğrayıp uğramadığı, davalıdan talep edip edemeyeceği, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı konularında olduğu, uyuşmazlığı çözümü için bilirkişiden hisse devir sözleşmesinde belirlenen bedelin davacıya ödenip ödenmediği, davacının hisselerin gerçek değerinin altında devredildiği iddiasına karşılık zarara uğrayıp uğramadığı hususlarında dava dışı şirketin ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak uyuşmazlık konularında rapor düzenlenmesi için ara karar oluşturulduğu, 21.12.2023 tarihli oturumda, bilirkişi avansı belirlenip sonuçları da hatırlatılarak avansın yatırılmaması halinde mevcut şekli ile karar verileceği davacı vekiline ihtar edildiği, davacı taraf belirlenen sürede delil avansını yatırmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 324. maddesi gereğince taraflardan her birinin ikame ettiği delil için mahkemece verilen süre içerisinde delil avansına ödemesi aksi halde sunulu delilin ikamesinde vazgeçilmiş sayılacağının düzenlendiği, verilen kesin süreye rağmen bilirkişi avansının yatırılması ve ticari defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeni ile bilirkişi incelemesinin yapılamadığından kesin sürenin gereklerini yerine getirmeyen davacının bilirkişi ve defter deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı, ve ispat yükünün davacıda olması ve davanın ispatlanamaması sebebiyle sabit görülmeyen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının şirket hisse devir sözleşme bedelinin ödenmediği talebinin; davaya konu hisse devir alacağı 09.08.2016 tarihinde muaccel olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 147. maddesi gereğince 5 yıllık zamanaşımı süresi kapsamında bu tarihten dava tarihine kadar zamanaşımını kesen veya durduran bir neden bulunmadığından dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolduğundan davanın reddi gerektiği; keza davacının, davalı tarafından gerçekleştirildiği iddia olunan tehdit ve korkutma nedeniyle, sahip olduğu şirket hissesini daha düşük bir bedelle davalıya devretmesi sonucu zarara uğradığı iddiası bakımından ise kural olarak resmi şekilde yapılan sözleşmede yazılı bedelin aksinin aynı güçte belgeyle kuşkuya yol açmayacak şekilde ispatlanması gerekmekte ise de hukuki işlemlerde irade bozukluğu iddiaları tanıkla ve her türlü delille kanıtlanabileceği, oysa ki davacının eşi olan tanığın beyanı dışında davacı, korkutmanın varlığına dair somut bir kanıt sunamadığından korkutma iddiasının ispatlanmamış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesinin sonucu itibariyle kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ödenmeyen şirket hissesi devir bedelinin tahsili ile şirket hissesinin tehdit ve korkutma ile daha az bedelle devredildiği iddiasına dayalı olarak uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.İlk Derece Mahkemesince davanın reddine kabulüne karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince tahkikat tamamlanmış, istinaf başvuruları HMK'nın 353. maddesinin birinci fıkrasının b bendinin birinci alt bendi uyarınca esastan reddedilmiştir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince, HMK'nın 353. maddesinin birinci fıkrasının b bendinin birinci alt bendi gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı durumunda dâhi, ilk derece yargılamasında görülen eksikliğin giderilerek işin esasının incelenmesi halinde, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilemeyeceği, bu gibi hâllerde de esastan yeni bir hüküm kurulması gerektiği kuşkusuzdur. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hâllerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır.
3.Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken HMK'nın 353. maddesinin birinci fıkrasının b bendinin birinci alt bendi kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle ve HMK'nın 369. maddesinin birinci fıkrası ve 371. maddesi uyarınca bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.02.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
K A R Ş I O Y
Dava, ödenmeyen şirket hissesinin devir bedelinin tahsili ile hissenin irade fesadı nedeniyle devredildiği gerekçesi ile uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sayın çoğunluk ile görüş ayrılığımız, netice itibariyle doğru olan İlk Derece Mahkemesi kararının, değişik gerekçe ile esastan red kararı veren Bölge Adliye Mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi, davacının gider avansı yatırmaması nedeniyle ticari defter ve kayıtlar üzerinden inceleme yapılmaksızın, dosyadaki mevcut delillere göre davacının davasını ispatlayamaması nedeni ile davayı red etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi ise; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı davanın bu nedenle reddi gerektiği, ancak İlk Derece Mahkemesince verilen red kararı sonucu itibari ile doğru olduğu gerekçesi ile istinaf talebini esastan red etmiştir.
Sayın daire çoğunluğu, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b bendin alt bendi gereğince Bölge Adliye Mahkemesinin esastan red kararı veremeyeceği, hükmü kaldırıp esas hakkında yeni bir hüküm kurmadığı gerekçesi ile kararı bozmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmadığı gibi delil toplama yoluna da gidilmemiştir. Yukarıda zikredilen düzenleme gereğince, Bölge Adliye Mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun olduğu onanması gerektiği gerekçesiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.