"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1075 Esas, 2025/600 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/432 E., 2024/344 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı temlik alan davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı ...'ın icra takibi başlattıktan sonra takip dayanağı olan bonodan haberdar olduğunu, imzaya itiraz ettiğini ancak imzanın müvekkiline ait olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin yaptığı araştırmalar sonucu şirket işlerinde kullanılmak için ve ihtiyaca göre üzeri daha sonra doldurulmak suretiyle bankalara verilmek üzere şirket merkezine bırakılan imzalı boş A4 kağıdının davalı ... tarafından ele geçirilip uzun süre saklandığını, maddi olarak paraya ihtiyacı olduğu zamanda ise davalının diğer davalı ... ile işbirliği yaparak üzeri sonradan lajezet yazıcı ile doldurulmak suretiyle bono haline getirildiğinin ve işleme konulduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduğunu ileri sürerek bu nedenle ... 3. İcra Müdürlüğünün 2020/3979 E. sayılı dosyasında takip dayanağı olan 320.000,00 USD bedelli bononun sahte olarak tanzim edilmiş olması nedeniyle işbu bonodan dolayı müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline, davalıların kötüniyetli olması ve vadeden sonra ciro edilmesi nedeniyle %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı-temlik alan vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkilinin yıllarca aynı şirketlerde ortak olarak ticaret yaptığını, hisse devirlerinin gerçekleştirildiğini, gerek bu hisse devirlerinden, gerek şirketlerin ticaretinden elde edilen kazançlardan ve gerekse aralarındaki para alışverişlerinden, davacının müvekkiline borcunun oluştuğunu, taraflar arasında herhangi bir mal veya hizmet alım- satımı bulunmadığını, tarafların aralarındaki borç- alacak ilişkisini tasfiye ettiklerini, artık herhangi bir mal veya hizmet alım satımının kalmadığını, tasfiye sonucu "şu miktar nakit paranın, şuna ödenmesi" şeklinde, davacının müvekkiline "nakden" para ödemesinin kararlaştırıldığını, bunun üzerinden uzunca bir süre geçtikten sonra davacının "nakit para borcunu" ödememesi üzerine, dava konusu senedin düzenlendiğini, taraflar arasındaki nakit para alınıp verilmesine dair yapılan sözleşme gereği, senede de nakden yazılmış olup senedin talil edilmediğini, aksi düşünülse bile "iki taraflı talil" halinde, ispat yükünün yer değiştirmeyeceğini, davacı "açığa imzalı boş kağıdın senet haline getirildiğini" iddia ederek senet metnindeki nakden kaydını talil ettiğini, müvekkilinin senedin ihdas nedenini talil ettiği düşünülse bile, davacının da bahsi geçen talili sebebiyle, iki taraflı talil söz konusu olduğundan, ispat yükünün yer değiştirmediğini, bu nedenle ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının, borçlu olmadığını, hukuken kabul edilebilir yeterlilik ve nitelikteki "yazılı belge" ile ispatlaması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı-temlik eden vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... ile oğlu...le tanıştırıldığını, görüşmeler sonucunda iki şirketin %50 kâr payı ortaklığı için 20.12.2019 tarihli sözleşme düzenlendiğini ve 2 milyon TL'nin bir kısmı döviz, bir kısmı TL olarak ... ve...e verildiğini, davalı ... ve oğlu...den, kendilerine şirket kâr ortaklığı karşılığı ödenen para dövize çevrilmek suretiyle 340.000,00 USD bedelli bir bono alındığını, yine bu bonoyla birlikte, davalı ...'in eski şirket ortağı davacı ...'ın kendisine şirket ortaklık tasfiyesi karşılığı verdiğini söylediği 320.000,00 USD bedelli bononun da arkası ...'e ciro ettirilmek suretiyle güvence olarak alındığını, pandemi döneminin başlaması, bu iki şirketin vaat ettikleri iş bağlantılarını yapamamaları ve şirket cirolarının düştüğünün söylenmesi üzerine ortaklıktan ve hisse devrinden vazgeçip paranın iadesinin talep edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine de müvekkili tarafından güvence olarak verilen bono, yine verilen parada ve kâr payı ortaklığında hissedar olan Avukat ...'a tahsil etmesi için ciro edilerek verildiğini, daha sonra, müvekkili ve diğer davalı ... hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulması, akabinde ceza davası açılması üzerine, işbu dava konusu senedin davacı ve diğer davalı ... arasında ihtilaflı olduğunu öğrenen müvekkilinin, bu ihtilafın tarafı olmak istemediğini, 05.04.2021 tarihli protokol ile kâr payı ortaklığı için ödenen 2 milyon TL karşılığı 340.000,00 USD'nin 1/2'sinin müvekkiline, 1/2'sinin ...'a 15.08.2021 tarihine kadar ödeneceğinin, ... 3. İcra Müdürlüğü'nün 202/3979 E. sayılı icra dosyasının da ...'e temlik edileceğinin kararlaştırıldığını, aynı gün icra dosyasının temlik edildiğini, müvekkilinin, dava konusu senedi ve takip alacağını diğer davalı senet lehtarı ...'e temlik etmiş olduğundan, pasif davalı ehliyetinin de bulunmadığını, iyiniyetli üçüncü şahıs konumundaki müvekkilinin keşideci ile senet lehtarı arasındaki ihtilafları bilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.03.2023 gün ve 2021/29 E. 2023/120 K. sayılı, 15.11.2023 tarihinde kesinleşen ilamının incelenmesinde dava ve takip konusu 320.000,00 ABD doları bedelli bonodaki sahtecilik ve dolandırıcılık eylemleri nedeniyle davalı ...'in mahkumiyetine, önceki davalı ...'un dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından beraatine dair kararın kesinleştiği, ceza mahkemesinin ilamının hukuk hakimi için bağlayıcı olması karşısında davacının dava ve takip konusu bonodan ve takipten dolayı davalı ...'e borçlu olmadığı sonucuna varıldığı, davacının takibin iptali talebinin yerinde görüldüğü, davacının fer'i nitelikte tazminat talebinde de bulunduğu, dava konusu takibin sadece haksız olmakla kalmayıp, ceza mahkemesi ilamı içeriğine göre kötüniyetli olarak da yapıldığı, işbu davanın sadece ...'a karşı açılmış ve temlik sonucu ...'e karşı yürütülmüş bir dava olmayıp ... ile birlikte ...'e karşı açılmış bir menfi tespit davası olduğu, ... hakkında da mahkumiyet değil, beraat kararı verildiği, önceki davalı ...'un davalı olmaktan çıkıp bu davada sadece ...'in davalı olarak kaldığı, davacıya karşı yargılama giderlerinden sadece davalı ...'in sorumlu olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile ... 3. İcra Müdürlüğünün 2020/3979 E. sayılı takibine dayanak teşkil eden düzenleyeni ..., lehtarı ... olan, 10.03.2018 düzenleme, 15.04.2019 vade tarihli ve 320.000,00 ABD doları bedelli bonodan dolayı davacı ...'ın temlik de alan davalı ...'e borçlu olmadığının tespitine, ... 3. İcra Müdürlüğünün 2020/3979 E. sayılı takibinin karar kesinleştiğinde davacı ... yönünden iptaline, takip toplamı 2.675.486,65 TL'nin %20'si olan 535.097,33 TL fer'i nitelikteki tazminatın davalı (temlik de alan) ...'den alınarak davacı ...'a verilmesine karar verilmiş, karar davalı-temlik alan vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı-temlik alan vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı temlik alan vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonoya dayalı icra takibinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı temlik alan vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, alınmadığı anlaşılan 182.762,49 TL temyiz ilam harcı ile 3.608,50 TL temyiz başvuru harcının HMK'nın 339. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden temlik alan davalıdan alınasına, 04.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.