"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/601 Esas, 2025/788 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/124 E., 2023/26 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2020/107574 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunun, davalı şahsın 2020/92947 sayılı "..." ibareli markasına dayalı itirazı nedeniyle Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddine karar verildiğini, oysa müvekkilinin tanınmış “...” markasının sahibi olduğunu, Covid 19 salgını ile birlikte uygulanan sokağa çıkma yasakları aşamasında “... ...” adı altında bir alışveriş uygulamasını tüketicilere sunduklarını, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak bir benzerlik bulunmadığını, müvekkili şirketin markasında “...” ibaresinin hakim unsur olduğunu, “...” kavramının verilen hizmeti belirttiğini, taraf markalarının farklı tüketici gruplarına hitap ettiğini ve kullanım alanlarının birbirinden farklı olduğunu, davalı yanın ... ismiyle sahip olduğu sitede bilişim ve teknoloji alanında ürünleri tüketiciye sunduğunu, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını ileri sürerek YİDK kararının iptale karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; verilen Kurum kararının yerinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı şirkete ait ... isimli sitede uzun yıllardır “...” markasıyla üye mağazasında aktif olarak satışlarının devam ettiğini, müvekkili markasının yalnızca bu sitede değil hepsiburada.com, n11.com gibi e-ticaret sitelerinde de satışa konu edildiğini, müvekkili tarafından davacı tarafa marka hakkına tecavüzün durdurulması ve haksız rekabete son verilmesini içerir ihtarname keşide edildiğini, marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceğini, taraf markalarının mal ve hizmet sınıfları açısından da aynı olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarının birebir aynı hizmetleri kapsadıkları bir durumda, karşılaştırılan işaretler arasında benzerlik ve buna bağlı olarak iltibas ihtimali bulunmadığı kanaatine varılması için işaretlerin ayırt edici unsurları yönünden ciddi anlamda birbirlerinden uzaklaşmış olmaları gerektiği, halbuki her iki taraf markasında da esasen korunan tek unsurun birebir aynı şekilde kullanılan “...” ibaresi olduğu, taraf markalarının bu haliyle iktisadi işletmeye ait biri çatı marka ile diğeri çatı marka olmaksızın başvuru konusu edilmiş işaretler gibi algılanmalarının kaçınılmaz olacağı, “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu hizmetler açısından doğrudan tanımlayıcı bir ibare olmadığı, ayırt ediciliği zayıf olarak nitelendirilse dahi taraf markaları arasında belirgin bir ek unsur/farklılaşmanın mevcut olmadığı, dolayısıyla tüketicilerin işaretlerin kaynakları yönünden aralarında iktisadi ya da idari bir bağ bulunduğu zannına kapılabileceği, bu durumun ise karıştırılma ihtimalinin bir karşılığı olduğu, hal böyleyken markaların benzer emtiaları içeriyor oluşu ve ayırt edici unsurları bakımından taşıdıkları yüksek benzerlik itibariyle aralarında oluşan benzerliğin iltibas ihtimaline neden olabileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, marka işaretlerinin karşılaştırılmasına gelince taraf marklarında "..." ibaresinin ortak olarak yer aldığı, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin varlığı değerlendirilirken, markaların birbirlerine olan görsel, sescil ve kavramsal benzerlikleri yanında, markaya konu unsurların ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerektiği, "..." ibaresinin ayırt ediciliği oldukça düşük olup, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulü gerektiği, tanımlayıcılığa yakın olan ibareleri içeren markaların koruma düzeylerinin düşük tutulması ve sadece ayırt edicilik taşımayan ekleri ile oluşturdukları biçimler itibariyle korunmaları gerekeceği, dava konusu başvuru ile itiraza mesnet "..." asıl unsurlu marka arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nın (SMK) 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvuruda "..." ibaresinin yanında "..." ibaresine yer verildiği, ... ibaresinin çatı marka olduğu kabul edilebilirse de, çatı markanın yanına eklenen unsurların ayırt edici niteliğinin zayıf bulunması halinde, asıl vurgu çatı markası üzerinde olduğundan, çatı markanın yeterli ayırt ediciliği sağladığının kabulünün gerektiği, bu şekilde başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, SMK'nın 6/1 maddesindeki koşulların gerçekleşmediği gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline karar verilmiş, karar davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka başvurusunun reddine dair YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgililere iadesine, 22.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.