Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3700 E. 2026/693 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/695 Esas, 2025/830 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/31 E., 2022/278 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 2020/126190 sayılı “...” ibareli markanın 30. sınıfta tescili için gerçekleştirdiği başvuruya müvekkilince yapılan itirazların Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin 2021/14744 sayılı “...”, 2010/80826 sayılı “...” ve 2012/14744 sayılı “...” esas unsurlu markalarının bulunduğunu, dava konusu markanın müvekkili markaları ile belirgin bir benzerlik içerisinde olduğunu, davalı şirketin, müvekkilinin itirazına karşı kullanım ispatı talep ettiğini, buna ilişkin delilleri işlem dosyasına sunduklarını, davalı Kurum tarafından sunulan delillerin yeterli görülmediğini, markaların da benzer kabul edilmediğini, müvekkilinin 2010/80826 sayılı “...” ve 2012/14744 sayılı “...” esas unsurlu markalarını aralıksız ve fasılasız bir biçimde yıllardır kullandığını ileri sürerek YİDK kararının “Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler: lokumlar, helvalar, irmik helvası, un helvası, tahin helvası, pekmezli yaz helvası, susamlı helva, kürek helvası, beton helva, pişmaniyeler, donmuş yoğurt (şekerleme), çikolata ürünleri, çikolata ve şekerle kaplanmış ürünler, yılbaşı ağacı süsü olarak şekerli ve çikolatalı ürünleri, atom cezerye, pamuk şeker, elma şekeri, cevizli sucuk (pekmezli-şekerli), kestane şekeri, şeker şuruplu kestane şekeri, çikolata kaplı kestane şekeri, leblebi şekeri, pasta süsü amaçlı küçük şekerlemeler ve küçük ince renkli şekerler.” emtiaları bakımından iptali ile tescili halinde markanın aynı emtialar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; markaların bütünüyle bıraktıkları izlenimlerin birbirlerinden tamamen farklı olduğunu, “...” kelimesinin gerek kelime anlamı gerekse de herkes tarafından kullanılması mümkün olan bir sözcük olması nedeniyle düşük bir ayırt edicilik taşıdığını, 2010/80826 sayılı “...” ve 2012/14744 sayılı “...” esas unsurlu markaların dava konusu markanın başvurusunun yapıldığı tarih itibariyle kullanımının ispatlanamadığını, YİDK kararının usule ve hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının okunuş, algılanış, görünüş itibariyle farklı olduğunu, “...” kelimesinin 30. sınıfta çok sık ve yaygın kullanıldığını, bu ibarenin hiç kimsenin tekeline verilemeyeceğini, müvekkili markasının da bütün olarak yeterli ayırt edicilik sağladığını, hiçbir tüketicinin taraf markalarını karıştırmayacağını, davacı yanın 2019/114194 sayılı markasının 41. sınıf hizmetleri kapsadığını, bu haliyle müvekkili markasından farklı olduğunu, 2010/808 26... /14744 sayılı markalarının kullanımının ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile marka işlem dosyasında davalı Kurum tarafından davacıya ait 2012/147 44... /80826 sayılı markaların tescilleri kapsamlarında yer alan emtialar bakımından belirtilen zaman aralığı içinde pazar payı oluşturacak şekilde ciddi surette kullanımının bulunmadığı ancak hükümsüzlük talebi açısından davacıya ait 2012/14744 sayılı markanın "şekerleme, pamuk şeker, pişmaniye" emtiaları bakımından kullanım külfetinin yerine getirildiği, bu marka kapsamındaki sair emtialar bakımından ve 2010/80826 sayılı marka bakımından kullanım külfetinin yerine getirilmediği, itiraza mesnet 2019/114194 sayılı markanın dava konusu marka ile mal veya hizmet benzerliği taşımaması, 2010/80826 sayılı markanın ise 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 19/2 ve 25/7 hükmü kapsamında ileri sürülen kullanmama def'i savunması karşısında kullanımının ortaya konulamaması nedeniyle karıştırılma ihtimaline yönelik değerlendirmelerde dikkate alınamayacağı, bununla birlikte davacı yanın 2012/14744 sayılı markasının ise hükümsüzlük talebi açısından dava dilekçesi ekinde sunulan özellikle 2015 – 2020 yılları aralığına ait fatura örneklerinden 30. sınıfta “şekerleme, pamuk şeker ve pişmaniye” emtialarında ciddi, devamlılık arz eden ve markasal etki doğurur şekilde kullanıldığı kanaate varıldığı, anılan emtialar ile dava konusu marka kapsamında yer alan ve davaya konu edilen gıda ürünlerinden “şekerlemeler, pişmaniyeler, donmuş yoğurt (şekerleme), çikolata ve şekerle kaplanmış ürünler, yılbaşı ağacı süsü olarak şekerli ve çikolatalı ürünleri, pamuk şeker, elma şekeri, kestane şekeri, şeker şuruplu kestane şekeri, çikolata kaplı kestane şekeri, leblebi şekeri, pasta süsü amaçlı küçük şekerlemeler ve küçük ince renkli şekerler” emtialarının nitelik ve tür olarak aynı türdeki tatlı ürünleri oldukları, yine “çikolata ürünleri, lokumlar, helvalar, irmik helvası, un helvası, tahin helvası, pekmezli yaz helvası, susamlı helva, kürek helvası, beton helva, çikolata ürünleri, atom cezerye, cevizli sucuk (pekmezli-şekerli), “bisküviler, gofretler:” emtialarının ise ortak satış kanalları vasıtasıyla tüketicilere ulaşan, tüketicilerin birbiri yerine tercih edebileceği nitelikte, benzer ihtiyaçları karşılar mahiyetteki tatlı ürünleri olmalarından ötürü güçlü düzeyde benzer olduğu, başvurudaki “krakerler” emtialarının ise işaretler arasındaki benzerlik düzeyine bağlı olarak yine benzer görülebilecek, ancak normal koşullarda farklı nitelikteki pastane ürünleri oldukları, karşılaştırılan markaların “...” kelimesinin ortaklığı haricinde hiçbir açıdan benzerlik taşımadıkları, uyuşmazlık konusu “şekerleme” ve türleri olarak değerlendirilebilecek ürün grupları açısından sektörel bir kavram olarak değerlendirilebileceği, ayırt edici niteliği yüksek olmayan, tüketici nezdindeki kavramsal karşılığında, tüketicinin özgün bir markasal vasıf yüklemeyeceği bir sözcük olduğu, taraf markalarının özellikle görsel anlamda ciddi oranda farklılaştığı, dava konusu markadaki “...” ikincil kelimesinin, ayırt edici vasfı bulunan bir kişi ismi olduğu gibi dava konusu markanın da “...” şeklinde bir bütün olarak algılanmasına yol açtığı, bu haliyle karşılaştırılan markaların bütünsel algıları itibariyle arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının itiraza mesnet 2019/114194 sayılı markası yönünden emtia benzerliği bulunmadığı, 2010/80826 sayılı markasının YİDK sürecinde ve hükümsüzlük davasında, 2012/14744 sayılı markasının ise YİDK sürecinde kullanımının ispatlanamadığı, davacının hükümsüzlük davasında "şekerleme, pamuk şeker, pişmaniye" malları bakımından kullanımı ispatlanan 2012/14744 sayılı "..." ibareli markası ile dava konusu 2020/126190 sayılı "..." ibareli başvuru arasında görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, "..." ibaresinin uyuşmazlık konusu 30. sınıf emtia yönünden ayırt edicilik düzeyinin zayıf olduğu, başvuruya eklenen "..." ibaresi ve markanın geneline hakim olan tertip tarzı itibariyle yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.02.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§