"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI :2023/1368 Esas, 2025/593 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2022/166 E., 2023/33 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Türkiye'de kurulmuş ve faaliyet gösteren müvekkili şirketin, ...'ye ait şirketlerden olduğunu, Avrupa ve Amerika'da olduğu gibi Türkiye'de de tüketici nezdinde özellikle şekerleme deyince ilk akla gelen markanın "..." olduğunu ve her yaş grubundan oluşan yüksek tanınmışlığa ulaştığını, "..." markasının tamamen müvekkili tarafından yaratılarak maruf hale getirildiğini, davalının ise "..." ibareli markayı kendi adına tescil ettirdiğini, davalının bu marka tesciliyle "..." markalarına benzemeye çalıştığını, davalı markasında kullanılan unsurların stilize ediliş şeklinin, davalının yalnızca müvekkili ürünlerine yakınlaşma ve bu ürünlerden/markalardan haksız bir şekilde faydalanma amacını gösterdiğini, davalı şirketin müvekkilinin marka haklarına haksız rekabet yaracak ticari faaliyetler gerçekleştirme çabasında olduğunu, davalı marka tescilinin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek davalı adına 2020/38524 sayı ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 1995 yılında sakız üretimiyle faaliyetlerine başlamış olduğunu, ilerleyen yıllarda "..." markası altında yumuşak şeker üretimine başladığını, müvekkili şirketin çeşitli ürünleri için kullandığı farklı marka ve ambalaj tasarım tescilleri olup, bununla birlikte "..." ibareli markası içinde pek çok marka tescili bulunduğunu, davacının hak iddia ettiği "..." ibareli marka kullanımının, müvekkilinin "..." ibareli markasından çok daha sonra olduğunu, davacı şirketin eskiye dayalı kullanımını ispatlayamadığını, davacının kullandığını hiçbir evrak ile kanıtlayamadığı "..." markasının müvekkili adına tescilli "..." ibareli markası ile hiçbir şekilde benzemediğini, davacı iddialarının haksız ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile önceki tarihli davacı markaları "..." ibareli, hükümsüzlüğü istenen davalı tarafa ait marka ise "..." ibareli olduğu, davacının önceye dayalı tescilsiz kullanım ve kötüniyetli tescile dayalı olarak hükümsüzlük talebinde bulunduğu, önceye dayalı tescilsiz kullanım iddiaları ancak iddialara konu ibare ile hükümsüzlüğü istenilen markanın iltibas derecesinde benzer olması halinde dinlenebileceği, taraf markaları arasında görsel, işitsel veya anlamsal açıdan herhangi bir benzerlik bulunmadığı, davacının ayrıca davalı tescilinin kötüniyetli olduğunu iddia ettiği ancak karşılaştırmaya tabi ibarelerin ve görsellerin ortalama tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vermeyecekleri değerlendirilmekle, davalının davacının markasından herhangi bir şekilde haksız yararlanması da söz konusu olmayacağı, bu itibarla davalı tescilinin kötüniyetli olduğu hususunun da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının önceye dayalı hak sahibi ve davalının tescilinin kötüniyetli olduğu iddiasına dayanan marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 28.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.