"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/331 Esas, 2025/509 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/222 E., 2022/443 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 1953 yılından beri bir çok sektörde faaliyet gösteren ve sahip olduğu ürün ve hizmet gamıyla "..." esas unsurlu çok sayıda tescilli markası bulunan müvekkilinin, davalı şirketin ... numaralı "..." markasının 35., 36., 37. ve 43. sınıflarda tescili başvurusuna yönelik itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı'nın 08.05.2021 tarihli kararı ile kısmen kabul edilerek 43. sınıf yönünden başvurunun devamına ve bu sınıf dışındaki sınıflarda tescil isteğinin reddine karar verildiğini, müvekkilinin anılan bu karara yönelik itirazının Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, davalı şirketin ortaklarının müvekkili şirketin ortağı olan ...'ün kız kardeşleri olduğunu, öncesinde müvekkili şirketin ortağı ve yöneticisi vasfında olan davalı şirket ortaklarının mal varlıklarını ayırmaya karar verdikten sonra ortaklar arasında 27.09.2011 tarihli devir sözleşmesinin düzenlendiğini, bu sözleşmenin "Marka Kullanma Yükümlülüğü" başlıklı 1.4. maddesinde davalı şirket ortaklarının "..." markasını başına "..." ya da "S" ibarelerini ekleyerek kullanılabileceğinin kararlaştırıldığını, tescili istenen başvuruda "S" ya da "..." ibaresinin bulunmadığını, devir sözleşmesindeki açık yasağa rağmen davalıların "..." ibaresini içeren başvurusunun kötüniyetli olup müvekkilinin tanınmışlığından haksız kazanç elde etmeye yöneldiğini, markaların esaslı unsurunun "..." ibaresinden oluşması nedeniyle markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğunu, benzer mal ve hizmetleri kapsadığı da nazara alındığında markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma tehlikesinin söz konusu olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline ve başvuruya konu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı kurum vekili, alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
2.Davalı şirket vekili, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 2011 yılında yapılan devir sözleşmesi ile müvekkilinin "..." ve "S" gibi ibarelerle birlikte "..." markalarını kullanmasına izin verildiğini, davacı şirketin 10 yılı aşkın süredir tutum ve davranışları ile bu kullanıma muvafakat ettiğini, davacının markasının "kilit ve hırdavat" sektöründe tanındığını, bu sektör ile müvekkilinin faaliyet gösterdiği gayrimenkul yatırım/geliştirme/kiralama sektörünün benzer olmadığını, dava konusu "..." markası ile davacının itiraza mesnet "..." markası arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, "..." markası ve "..." ibaresinin devamına getirilen eklerle oluşturulan "..." seri markalarının sahibi olduğu, sonraki tarihli davalının “...” markasının da aynı yöntem ile oluşturulduğu, "..." ibaresinin markaların tamamının başlangıcında yer aldığı, soldan sağa okuma prensibi içinde ilk seçilen sözcüğün “...” olup vurgunun bu ibare üzerinde toplandığı, markalar arasında işitsel bir benzerlik bulunduğu, bu ibare yanına getirilen eklerin anlamsal niteliği değiştirmediği, davalı markasının turkuaz renkli dikdörtgen çerçeve içinde beyaz zemin üzerine aynı puntolarla ve büyük harflerle üstte kahverengi renkli “...” ve altta turkuaz renkli “...” kelimelerinden oluştuğu, davacı markalarında ise siyah, ortası içe kavisli çerçeve içinde şeklindeki “...” sözcüğünün yanı sıra bu görselin yuvarlak şekil üzerine kırmızı renkli olarak yahut düz, siyah büyük harflerle “...” yazımının tercih edildiği, bu bağlamda dava konusu markalarda kullanılan renk, şekil ve ilave kelime unsurları itibariyle markalar arasında görsel bir ayniyetten söz edilemeyecek ise de, “...” ibaresine bağlı olarak aralarında benzerlik ilişkisi bulunduğu, 28.09.2011 tarihli devir sözleşmesinin "Tarafların Hak ve Yükümlülükleri" başlığı altındaki “1.4. Marka Kullanmama Yükümlülüğü” düzenlemesine göre “...” markasının grup şirketlerine ait olduğu, ancak “... ...” ve “S ...” vs. şeklinde “...” ifadesinin başına “...” ve “S” gibi ifadelere yer verilerek davalılar tarafından kullanılmasına izin verildiği, “...” markasının kullanımının devralınan gayrimenkullerle sınırlı olduğu, bunun dışında “...” markasının doğrudan/dolaylı olarak kilit ve hırdavat sektörü dahil hiçbir sektörde kullanılamayacağı, davalının “...” ibareli dava konusu markasının taraflar arasında yapılan sözleşme hükümlerine uygunluğu hususu ve davalının, davacıya ait markayı sözleşmeye aykırı bir şekilde tescil ettirmek istemesinin taraflar arasında yapılan devir sözleşmesindeki bir yükümlülüğün ihlali sonucunu doğurma ihtimali var ise de bu durumun bir marka tesciline engel teşkil etmeyeceği, markanın tescilinin istendiği 43. sınıftaki mal ve hizmetlerin davacı markalarının kapsamındaki mal ve hizmetlerden farklı olması nedeniyle de tanınmışlık şartlarının bulunmadığı, dosya kapsamına göre davalının kötüniyetli olduğunun söylenemeyeceği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmede "..." markasının kim tarafından hangi koşullarda kullanılabileceğinin kararlaştırıldığı, markanın kullanımına ilişkin hükmün akdin esaslı unsurları arasında yer aldığı, "..." markasının davacı şirket adına tescilli, daha da ötesi uzun yıllardan beri davacı şirket tarafından kullanıldığını ve kendilerinin ya da oluşumunda ve yönetiminde etkin olarak yer alacakları tüzel kişilerin bu markayı devir sözleşmesine aykırı olarak kullanamayacağını bilen davalının, 35, 36, 37... . sınıflarda "..." ibareli marka başvurusunun, davacı şirket tarafından zaman içinde oluşturulan "..." ibareli markalarının itibarından haksız menfaat elde etmeye yöneldiğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralı ve özel hüküm niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/9 hükmüne aykırı kötüniyetli bir davranış olarak kabulü gerektiği, dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet marka arasında, markaların esaslı unsurunu teşkil eden "..." ibaresinin ortak olması nedeniyle işitsel, anlamsal ve görsel olarak benzerlik olduğu ve davalının başvurusunun kötüniyetli bulunduğu kabul edildiğinden, davacının özellikle "taraf markalarının dava konusu 43. sınıf yönünden de benzer olduğu ve itiraza mesnet markanın tanınmış marka niteliğinde bulunduğundan, başvurunun tescilinin mümkün olmadığı" yönündeki itirazların incelenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline, davalı şirket adına tescil edilen 2020/52069 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiş, karar, davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilince temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
22.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.