Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3579 E. 2026/613 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/454 Esas, 2025/684 Karar

HÜKÜM : Davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/182 E., 2022/399 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun süredir kesintisiz ve fasılasız olarak “...” markasını ürünlerinde kullanarak bu markayı tanınmış ve ayırt ediciliği haiz hale getirdiğini, bu tanınmışlığın davalı ... ile yargı mercileri tarafından verilmiş onlarca karar ile de teyit edildiğini, davalı gerçek kişinin marka başvurusunda geçen “...” ibaresinin davacının tescilli tanınmış “...”lı markalarıyla iltibas oluşturacak derecede benzerlik içerdiğini, söz konusu ibarenin dava konusu edilen markada tek başına esas unsur olarak kullanıldığını, davalının asıl amacının yasayı dolanarak “...” markasının tanınmışlığından faydalanmak ve bu ibareyi kendi adına tescil ettirmek olduğunu, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını, davacının “...” ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu ve bu ibarenin aynı zamanda davacının ticaret unvanının kılavuz unsuru olması sebebiyle de korunması gerektiğini, müvekkilinin başvuruya itirazlarının haksız reddedildiğini ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline, 2020/22258 sayılı "..." ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; somut olayda karşılaştırılan markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunması gerektiğine ilişkin koşulun sağlanmadığını, markaların görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve bıraktıkları toplu intiba yönünden çok farklı olduklarını, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde çekişme konusu mal ve hizmetler açısından markalar arasında bir iltibas tehlikesinin bulunmadığını, davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/4, 6/5, 6/6, 6/7 ve 6/8 hükümlerinin uygulanması için gerekli koşulların oluştuğunu ve davalı gerçek kişinin dava konusu edilen marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığını ispat edemediğini, markalar benzemediği için davacının gerçek hak sahipliği iddialarının da dinlenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde; dava konusu markada davalı şahsın isminin davalının iştigal alanı ile birleştirildiğini, bu nedenle dava konusu edilen markanın kötüniyetle veya davacının markalarının tanınmışlığından faydalanmak için tescilinin istendiğinin ileri sürülemeyeceğini, davacının “...”lı markalarının süt ve süt ürünlerinde tanındığını, halbuki dava konusu edilen markanın bu ürünlere ait sektörden çok farklı mal ve hizmetlerde tescil edilmek istendiğini, davalı şahsın ismi olan “...” ibaresini içeren bir markayı tescil ettirmek istemesinin mevzuatta ifadesini bulan “haklı bir sebep” kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, davacının önceki kullanımlara dayalı gerçek hak sahipliği ve ticaret unvanına dayalı iddialarının taraflar çok farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğinden haksız olduğunu, davacının SMK'nın 6/7 ve 6/8 hükümlerine dayalı itirazlarını gerekçelendirmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2020/22258 sayılı marka başvurusu ile davalının markaları arasında, davalı şahsın ileri sürdüğü kullanmama def’i de dikkate alınmak suretiyle yapılan değerlendirmede; SMK'nın 6/1 hükmü anlamında, markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ve genel görünümü itibariyle benzer olduğu, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan mal ve hizmetlerin hiçbiri açısından somut olayda emtia ayniyeti/ benzerliği/ türdeşliği şartının gerçekleşmediği, dava konusu edilen markanın kapsamında kalmış olan mal ve hizmetlerin hitap ettiği alıcı kesiminin, bu mal ve hizmetleri satın aldıkları anda bilgi/ bilinç/ dikkat/ özen/ algı seviyelerinin düşük olmadığı, markalar arasında iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının “önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği”, “tanınmışlık”, “ticaret unvanından kaynaklanan hak” ve SMK'nın 6/7-8 hükümlerine dayalı iddialarının davalı markasının tesciline/hükmüne bir etkisinin olamayacağı, kötüniyet iddialarının ispatlanamadığı, YİDK kararının yerinde olduğu ve iptali koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının mesnet markalarında genel mağazacılık hizmetleri altında özelleştirme yapıldığı, başvurunun tescil ettirilmek istendiği mal ve hizmetlerin davacının itirazına mesnet markalarının kapsamında bulunduğu, emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, dava konusu başvuru davacının itiraza mesnet markalarını aynen içerdiğinden ve görsel, işitsel ve anlamsal olarak "..." ibaresinden uzaklaşmadığından taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verecek derece iltibas ihtimali bulunduğu, davacının “...” markasının gıda sektöründe, başta süt/süt ürünleri ve et/et ürünleri olmak üzere çok çeşitli emtiada tanınmışlığa ulaştığı, davacı ile özdeşleştiği ve dahi bu tanınmışlığın ve yaygın kullanımın davacı tarafından dava/marka dosyasına sunulan belgelerle ispatlandığı, SMK'nın 6/5 hükmünün uygulanması gerekmemekte ise de davacı markasının tanınmışlığının iltibası artıran bir etken olarak göz önünde bulundurulduğu, davacı markasının SMK'nın 6/4 ve 6/5 hükümleri kapsamında tanınmış olduğunun tespit edildiği, buna göre başvurunun davacının tanınmış markalarından haksız yarar da sağlayabileceği, davacının SMK'nın 6/7 ve 6/8 hükümlerine dayalı iddiaları yönünden somut uyuşmazlıkla bir ilintisinin olamayacağı, davacının bu madde hükümlerine dayalı hak iddiasının da dava konusu markanın tesciline bir engelinin bulunmadığı, dava konusu edilen marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığının ispat olunamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, YİDK kararının iptaline, davalı gerçek kişi adına tescil edilen 2020/22258 sayılı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü ile sicilden terkin istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgililere iadesine, 29.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§