Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3489 E. 2026/183 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/219 Esas, 2025/424 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/129 E., 2022/113 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillinin 2018/90592 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, davalı şirketin "..." ibareli markalarına dayalı olarak bu başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı itirazının kısmen kabulüne karar verilerek bir kısım mal ve hizmetlerin başvuru kapsamından çıkarıldığını, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından nihai olarak reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili markasının bir bütün olarak algılanması gerektiğini, redde dayanak markalarda markayı farklılaştıran belirgin bir şekil unsuru bulunduğunu, markaların ortak olarak "..." kelimesini içerdiklerini, ancak bu kelimenin Almanca "..." anlamına geldiğini, dolayısıyla ilgili mal ve hizmetler açısından ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu, müvekkili markasının bütün olarak "..." şeklinde bulunduğunu, müvekkili markasının esas unsurunun "..." ibaresinden oluştuğunu, müvekkilinin uzun yıllardır "... ..." markası ile faaliyet gösterdiğini, "..." ibaresi yerine bu ibarenin Almanya karşılığının kullanıldığını, dava konusu başvurunun müvekkili markalarının serisi niteliğinde bulunduğunu, müvekkilinin "... ..." markalarını kullanım ile ayırt edici hale getirdiğini ileri sürerek YİDK'in 2020-M-632 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili adına "..." esas unsurlu çok sayıda markanın tescilli olduğunu, dava konusu başvuruda da "..." ibaresinin aynen kullanıldığını, başvuruda farklı olarak yer verilen "..." ve "..." ibarelerinin ayırt ediciliğe etkisinin bulunmadığını, başvuruyu farklılaştırmadığını, tüketicinin her iki marka arasında ilişki kuracağını, taraf markalarının kapsamlarının da aynı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davacının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanabileceği, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, davacının "... ..." markası ile faaliyetlerinin mevcut olduğu, ancak "..." ibaresi üzerinde dava konusu mal ve hizmetlerde kullanımının bulunduğuna dair delil sunmadığı, davacının "..." ibaresi üzerinde ve uyuşmazlık konusu emtialarda önceye dayalı kullanıma bağlı gerçek bir hak sahipliğinin bulunmadığı, davacı tarafın kullanım sonucunda ayırt edicilik iddialarının "... ..." markasının kullanımına yönelik bulunduğu, anılan ibare ile dava konusu "... ... ..." ibaresinin birbirinden bağımsız anlamlar oluşturacak şekilde markalar olduğu, davacının müktesep hak iddialarına dayanak olarak incelenebilecek markalarının esaslı unsurlarının "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, bu markaların "..." ibaresini içermemesi ve kapsamlarının dava konusu edilen mal ve hizmetlerden farklı olması nedeni ile davacının müktesep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 hükmü anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira redde mesnet markaların asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen asli unsur olarak kullanıldığı, başvuruda yer verilen ve ayırt edicilikleri düşük olan diğer ibarelerin markaları farklılaştırmaya yetmediği, "..." kelimesinin, reddedilen mallar ve hizmetler yönünden tanımlayıcı da olmadığı, nitekim bu davanın tarafları arasında görülen bir başka davada, "... ..." ibareli başvuru ile "..." ibareli markalar arasında karıştırılma tehlikesi bulunduğunu kabul eden kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/1131 E., 2024/4462 K. sayılı kararı ile onandığı, davacı yararına müktesep hak koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A.Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

15.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§