"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/170 Esas, 2025/421 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/32 E., 2022/271 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli "..." ibareli markaların bulunduğunu, 2007 yılından beri bu markaların kullanıldığını, bu markaların da tanınmış olduğunu, davalı şirketin 2020/29294 sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin, ayırt ediciliği zayıf bir ibare olarak kabul edilemeyeceğini, buna göre müvekkili markaları ile dava konusu başvurunun ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkili adına tescilli "..." ibareli markaların korunması gerektiğini, dava konusu başvurunun, müvekkili markaları ile aynı veya benzer mal ve hizmetleri kapsadığını, bu ürünlerin tüketicisinin büyük kısmının çocuklar olduğunu ve markaları ilişkilendireceklerini ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) 2021-M-9895 sayılı kararının 29. ve 30. sınıf mallarla bu malların satışına özgü 35. sınıf hizmetler yönünden iptaline, dava konusu markanın, aynı mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 1995 yılında kurulduğunu, özellikle kuruyemiş ve kuru meyve sektöründe lider olduğunu, müvekkili başvurusu ile davacı markalarının benzerlik içermediğini, markaların kapsadıkları mal ve hizmetlerin de farklı olduğunu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğunu, dava konusu başvurunun, müvekkilinin seri markalarından olduğunu, davacı markalarının kullanılıp kullanılmadığının araştırılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacının "..." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusunda yer alan "..." ibaresinin, markanın bütünü dikkate alındığında, baskın bir ibare olarak yer almadığı, ortalama düzeydeki tüketici nezdinde başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5 hükmü koşullarının da gerçekleşmediği, dava konusu başvurunun kötüniyetli yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar dava konusu başvuruda, davacının mesnet markalarının esas unsurunu oluşturan "..." ibaresi bulunmakta ise de, bu ibarenin dava konusu markada öne çıkmadığı, başvurunun bir bütün olarak "..." olarak algılandığı, kaldı ki Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 26.09.2022 tarih ve 2021/1685 E., 2022/6319 K. sayılı bozma ilamında da davacının itirazına mesnet markalarındaki "..." ibaresinin, "sağlıklı, zinde, formda, uygun" anlamlarına geldiğinin ve gıda maddeleri yönünden ayırt ediciliğinin düşük olduğunun, dolayısıyla koruma düzeyinin de düşük tutulması gerektiğinin belirtildiği, dava konusu başvurunun davacının seri markalarından biri olarak da algılanmayacağı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmış olmasının başvurunun tesciline engel oluşturmadığı, başvurunun kötüniyetle yapıldığının da ispatlanmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.