"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI :2023/2422 Esas, 2025/818 Karar
HÜKÜM :Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Kocaeli 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI :2022/42 Esas, 2023/341 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçesinde; müvekkili firmanın 2014/02956 (2) sayılı tescilli tasarımın sahibi olduğunu, davalı ... Belediyesi tarafından yapılan ihalede müvekkili firmaya ait söz konusu tescilli tasarımın teknik şartnamede yer aldığını ancak yapılan ihaleyi diğer davalı Şirketin aldığını, davalı şirket tarafından taahhüt edilerek gerçekleştirilen imalatlarda bulunan aydınlatma direği tasarımının müvekkili firmanın izin ve onayı olmadan kullanıldığını, müvekkilin sınai mülkiyet hakkına tecavüz edildiğini, davalıların müvekkilinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduklarını, tasarımın belli bir emek, yatırım ve yaratıcılık neticesinde ortaya çıktığını, beğenilen ve yaygın şekilde rağbet gören tasarımların, tasarım sahibi açısından hem maddi hem de manevi olarak artı bir değer taşıdığını, para ve emek sarf edilerek yaratılan ve piyasada beğenilerek rağbet gören tasarımlarının, taklit edilmek suretiyle uygulanmasının müvekkilini maddi zarar yanında manevi olarak da etkilemekte ve zarara uğrattığını, davalı tarafça taklit edilen tasarımın Türkiye genelinde rağbet gören uygulanan kullanışlı bir tasarım olduğunu, bu nedenlerle uğranılan manevi zararın tazminini de talep ettiklerini ileri sürerek davalıların fillerinin davacıya ait 2014/02956 sayı ile tescilli tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, vaki tecavüzün kaldırılmasına, tecavüz nedeniyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 151/2 (b) maddesine göre hesaplanacak maddi zararın fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'sinin, işletilecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 10.000,00 TL manevi zararın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu ihalenin Kamu İhale Kanunu'na uygun olarak gerçekleştirildiğini ve bahse konu işi davalı şirketin üstlendiğini, ihale dokümanına ilişkin olarak başvuru sahibince mevzuata uygun olarak idareye şikayette bulunulmadığını, ayrıca ihale şartnamesinde gösterilen elektrik direği ile davacının tescil hakkını aldığını iddia ettiği ürünün aynı olmadığını, bahse konu ürünler arasında farklar bulunduğunu, bahse konu patent hakkından müvekkili İdarenin haberdar olmadığını, müvekkili İdarenin patent, endüstriyel tescil hakkı veya diğer endüstriyel hakları araştırma denetleme yetkisi ve sorumluluğu bulunmadığını, yasal sınırlamalar çerçevesinde kamusal amaçlarla işlem ve eylem gerçekleştirdiğini, bu nedenle davacının dava konusunda bahsetmiş bulunduğu tescil hakkının ancak hakkın kapsamına giren konuyu ticari amaçla kullanan herkese karşı ileri sürebileceğini, müvekkili İdarenin ticari bir amacının olmasının mümkün olmadığını, kamu kurumu olması sebebi ile davacı yanın müvekkili İdareye karşı bahse konu davayı yöneltmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili İdarenin yapılan işin mahiyeti gereği üstün kamu menfaati açısından hareket ettiğini, bu nedenle davacının bahse konu davasında tecavüzün kaldırılması iddiası yönünden kamu zararının doğacağını, elafisi imkânsız sonuçların açığa çıkacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2-Birleşen davada davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davada 2 ... numaralı tasarım tanımında ve görsellerinde yer alan aydınlatma direğinin, tarif doğrultusunda davalı İdare ihale dosyasında yer alan teklif ve diğer ihale ve evrakları gereği davacı tasarımına tecavüz mahiyetinde olduğu, davalı Belediyeye örnek olarak sunulan ve teknik şartnamede bulunan görselde yer alan direk tasarımının davacının tasarımına ayırt edilemeyecek ölçüde benzer olduğu, ihale teklifinde bulunan dava dışı şirket tarafından tasarım konusu ürünlerin faturalara göre birleşen davada davalı şirketten temin edildiği kanaati oluştuğu, her ne kadar davacının SMK'nın 151/2-b hükmü gereği yapmış olduğu tercih sonucunda davalıların elde ettiği net kazanç miktarının tam olarak tespiti bilirkişi raporlarına göre mümkün olmadığından ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca uğranılan zararın miktarının tam olarak tespit edilememesi halinde hakimin, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleme yetkisi kapsamında bilirkişiler tarafından ittifaken yapılmış farazi hesaplama sonucu ortaya çıkan 162.533,00 TL bedelin direk sayısı, direklerin maliyeti, dosyada bulunan faturalar doğrultusunda hakkaniyetli olduğu, son bilirkişi raporunda davalı ... yönünden önceki raporlardan farklı olarak tazminat sorumluluğu olmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de davalı Belediyenin kamu kurumu olması nedeniyle ihale kapsamında sunulan teklifleri Kamu İhale Kanunu gereğince hukuka ve usule uygunluk denetimi yükü altında olması, davalı Belediyece konuyla ilgili teknik personel çalıştırılmış olması ve bu personelin alana özgü teknik ve tasarım konusunda da araştırma yapma yükümlülüğü, dosyada mevcut teknik şartnamede yer alan istemlerin davacı tasarım hakkına konu şekil ve öğelere aynılık derecesi gereği Belediyenin tecavüz durumunu bilmesinin gerektiği, dava açıldıktan ve gerekli ihtarlar yapıldıktan sonra dahi tecavüz niteliğinde eylemlere son verilmediği nedenleriyle Belediyenin de tazminat sorumluluğu doğduğu kanaatine varıldığı, manevi tazminat bakımından da fikri hakka tecavüz eyleminin şekli, süresi, mütecavizin üretici veya satıcı olup olmadığı, yapılan üretim veya satış miktarı yanında ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı, olay tarihi uyarınca davacının ve davalının ekonomik durumu kapsamında iktisaden mahfına sebep olmayacak derecede 5.000,00 TL üzerinden manevi tazminat miktarı takdir edildiği gerekçesiyle asıl ve birleşen dosya davalıları olan ... Belediyesi ve ... .. Şti. bakımından davacı TPE 2014/02956 numaları tasarıma tecavüz edildiğinin tespitine, vaki tecavüzün refine, maddi tazminat açısından kabulü ile, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 162.533,00 TL'nin bu davalılar bakımından ayrı ayrı dava açılmış olduğundan davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat açısından kısmen kabulü ile, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 5.000,00 TL'nin bu davalılar bakımından ayrı ayrı dava açılmış olduğundan müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, asıl davada davalı ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen dava, davalılar eylemlerinin davacı adına tescilli endüstriyel tasarıma tecavüz oluşturduğu iddiasına dayanan endüstriyel tasarım hakkına tecavüzün tespiti ve ref'i ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.