Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3389 E. 2026/663 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/291 Esas, 2025/717 Karar

HÜKÜM : Davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ: Giresun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

(Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)

SAYISI : 2022/688 E., 2023/429 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davalının müvekkiline 9 adet 100.000,00 USD karşılığı, keşide tarihindeki 2,27 TL sabit kur karşılığı toplam bedeli 227.000,00 TL olan çekleri verdiğini, sözleşme gereği çek ödeme tarihinde kur farkı doğması halinde ödeme tarihindeki kur ile 2,27 TL'lik kur arasında ortaya çıkan farkın müvekkiline ödenmesi gerektiğini, davalının hakkında başlatılan icra takibine itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili ile birlikte ortak oldukları dava dışı ... Ltd. Şti.deki hisselerini devretmek istemesi üzerine, müvekkilinin davacı hisselerini almak istediğini, bu şekilde 02.01.2025 tarihli ödeme taahhüdü başlıklı evrakta yer alan 9 adet çekin davacıya verildiğini, çekler teslim edildikten sonra davacının hisselerini devretmekten vazgeçtiğini, müvekkilinin çekleri iade talebi üzerine davacının bu kez dava dışı ...Ltd. Şti.'deki hisselerini müvekkiline devretmeyi teklif ettiğini, müvekkilinin bu teklifi kabul etmek zorunda kaldığını, ancak hiçbir hissenin devredilmediğini, davacının talep ettiği kur farkı alacağının dayanağı temel ilişkinin hisse devrinin taahhüdüne ilişkin olduğunu, kur farkının bağlı olduğu temel borç, davacının yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebi ile doğmadığından kur farkının istenemeyeceğini, davacının ... Ltd. Şti.'deki hisselerini dava dışı ...'a devrettiğini, ...Ltd. Şti.'deki hisselerin devri konusunda müvekkilinin oyalandığını, müvekkilinin icra takibine maruz kalmamak adına verilen çekleri ödediğini, ticari ilişki döviz üzerinden kararlaştırılsa dahi çek ile ödemenin kabul edilmesi halinde kur farkı istenemeyeceğini, 02.01.2015 tarihli ödeme taahhüdü başlıklı belgede yer alan imza ve yazıların müvekkiline ait bulunmadığını, belgede çeklerin ne maksatla müvekkiline verildiğini belli olmadığını, davacının hisselerini dava dışı ...'a devretmesiyle müvekkilinin şirketteki hisse oranını korumak için ...'dan hisse devralmak zorunda kaldığını, satın aldığı hisselere karşılık hem ...'a hem de davacıya ödeme yapmak zorunda bırakıldığını savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça, davalı ve ... ile beraber hisse devrine ilişkin sözleşme yaptıklarının ispat edilemediği, dosya kapsamında davacı tarafından davalıya hisse devrinin yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belge bulunmadığı, davacının icra takibine dayanak yaptığı ödeme belgesinde belirtilen kur farkı alacağının hisse devir sözleşmesinden kaynaklandığı ancak davacının davalıya hisse devri yaptığını ispat edemediği, dolayısı ile hisse devrine bağlı kur farkı alacağının istenemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı şirketin yönetim kurulu kararına göre, davacının dava dışı şirket nezdinde bulunan 62668 adet hissesini dava dışı ...'a devrettiği, buna ilişkin 08.10.2014 tarihli yönetim kurulu kararının davalı tarafından imzalandığı, 12.01.2015 tarihli yönetim kurulu kararı ile dava dışı ...'ın 31334 adet hissesini davalıya devrettiği, "Ödeme Taahhüdü" başlıklı 02.01.2015 tarihli belgede yer alan çeklerin keşide tarihleri ile 08.10.2014 tarihli "Pay Devri ve Kabul Beyanı Ödeme Taahhüdü" başlıklı belgeye istinaden verilen çeklerin tarihleri ile yönetim kurulu kararları bir arada değerlendirildiğinde davacı iddialarının sabit olduğu, davacının, dava dışı ... aracılığıyla kendisine ait 62668 adet hissenin yarısı olan 31334 adedi davalıya devrettiği, bu devir karşılığında "Ödeme Taahhüdü" başlıklı belge ve bu belgeye konu çeklerin düzenlenip davacıya verildiği, bu durumda mahkemenin taraflar arasında hisse devrine ilişkin temel ilişki bulunmadığı ve bu nedenle kur farkı istenemeyeceğine ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığı, aksinin kabulü halinde davalının "Ödeme Taahhüdü" başlıklı 02.01.2015 tarihli belgeyi imzalamasının, bu doğrultuda davacıya çek vermesinin hayatın olağan akışıyla örtüşmeyeceği, ancak dava ve takip dayanağı olarak "Ödeme Taahhüdü" başlıklı belgede yer alan "100.000 USD karşılığı 227.000,00 TL sabit kur üzerinden çek düzenlenmiş olup kur farkı doğması halinde çek ödeme tarihinden itibaren 1 ay içinde taraflar karşılıklı ödeyecektir" ibaresinin gösterildiği, davacının kendisine ait şirket hisselerinin yarısını dolaylı yoldan davalıya devrettiği, bu devir karşılığı hisse bedelinin taraflar arasında 900.000,00 USD karşılığı 2.043.000,00 TL olarak belirlendiği, bu bedele ilişkin olarak her biri 100.000,00 USD (2,27 TL sabit kur üzerinden) karşılığı 227.000,00 TL bedelli 9 adet çek keşide edilerek davacıya verildiği, devir bedellerinin USD cinsinden kararlaştırıldığı, davacının alacağının tahsili için davalı tarafından TL cinsinden düzenlenip verilen çekleri teslim aldığı, çekin bir ödeme vasıtası olarak döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi bedel hanesinin verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek doldurulabileceği, buna rağmen ödemeyi TL üzerinden ve çek olarak kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği, mahkemece, davanın bu gerekçelerle reddi yerine yazılı gerekçelerle reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusnun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın ve davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, hisse devri karşılığı düzenlenen çeklerden dolayı talep olunan kur farkından dolayı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe

Bölge Adliye Mahkemesince, çekin ödeme aracı olarak döviz üzerinden düzenlenmesi de mümkün iken dava konusu çeklerin TL olarak düzenlendiği, ödemeyi TL üzerinden kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, taraflar arasındaki 01.02.2015 tarihli "Ödeme Taahhüdü" başlıklı belgede "100.000,00 USD karşılığı 227.000,00 TL sabit kur üzerinden çek düzenlenmiş olup, kur farkı doğması halinde çek ödeme tarihinden itibaren 1 ay içinde taraflar karşılıklı ödeyecektir." hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, dava konusu çeklerle ilgili olarak ödeme tarihindeki kur ile keşide tarihinde esas alınan kurun farklı olması halinde, eksik ya da fazla kısmın ilgilisi tarafından ödenmesi kararlaştırılığına göre, taraflar arasında kur farkı ödeneceğine ilişkin yazılı bir sözleşmenin bulunduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

02.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§