Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3366 E. 2026/281 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1809 Esas, 2025/649 Karar

HÜKÜM : Yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2018/647 E., 2021/345 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan 10.06.2014 tarihli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ile davalıya bayilik verildiğini, müvekkili şirket tarafından istasyonun işletilmesi amacıyla ayrıca yatırım yapıldığını, davalının asgari alım taahhüdünü yerine getirilmediğini, bu sebeple sözleşmede öngörüldüğü şekilde müvekkili lehine 57,500,00 USD erken fesihten kaynaklanan cezai şart alacağının doğduğunu, müvekkilinin bayiilik sözleşmesinin 20. maddesinde öngörülen krediyi davalıya sağladığını, ancak davalının takip tarihine kadar geri ödenmesi gereken 173.120,33 TL kredi ve 352,21 TL tutarında vadesi geçmiş açık cari hesaptan kaynaklanan borçlarını ödemediğini, haklı fesih nedeniyle davalının 33.906,84 TL kredi borcunun muaccel hale geldiğini, ihtarname ile 207.027,07 TL cari hesap, 196.335,00 USD cezai şart alacağı davalıya bildirilmesine rağmen ödeme yapılmadığından ... . İcra Müdürlüğünün 2017/6509 sayılı dosyası ile 23.10.2017 tarihinde ipotek limiti ile sınırlı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesinde, davacının bir kısım malları tedarik edememesinden dolayı başka firmalardan mal tedarik ettiklerini, cezai şarta ilişkin şartların gerçekleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında, 10.06.2014 tarihli Bayilik Protokolü ile 10.06.2014 Bayilik Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 5 yıl süreli olduğu, davacının 18.09.2017 tarihli noter kanallı ihtarnemesi ile protokolün 20. maddesine istinaden davalıya sağlanan ayni krediden kaynaklanan 173.120,123 TL'lik kredi borcunun ve 352,21 TL tutarındaki vadesi geçmiş açık cari hesaptan kaynaklanan borcun ödenmemesi, akaryakıt satış taahhüdünden kaynaklanan taahhütlerin ve diğer yükümlülüklerin yerine getirilmemesi sebebi ile sözleşmeyi feshettiği, Bayilik Protokolünün 20. maddesinden ve davacının kesin delil gücüne sahip olan ticari defter kayıtlarından; takip tarihi itibariyle davacının, davalıya sağladığı kredilerden kaynaklanan birikmiş 206.674,86 TL taksit alacağının bulunduğu, davacının 21.06.2017 tarihli ihtarnamesinde yer alan beyanlarından, davalının, mal alımlarından kaynaklanan birikmiş cari hesap borçlarını, davacının ihtarı üzerine, gecikmeli olarak ödediğinin anlaşıldığı, belirtilen borç ihlalleri neticesinde davacı açısından akdi ilişkinin çekilmez hale geldiği, bu nedenle de akdi ilişkinin davacı tarafından haklı olarak feshedildiği, Yargıtay içtihatlarına göre, davalının alım taahhüdünü ihlal ettiği her yıl için davacının cezai şart alacağına hak kazanması için, cezai şartın oluştuğu yıldan sonraki yıllarda davacıya ürün verirken ihtirazi kayıt koyarak bu hakkını saklı tutması gerektiği, davacı akdi ilişkiyi haklı olarak feshettiği için, Bayilik Protokolünün 25. maddesi gereği davacının, 57.500,00 USD tutarlı cezai şart alacağına da hak kazandığı, davacının sözleşmeyi fesih ettiği tarihe kadar davalıya verdiği mal nedeniyle muaccel olmuş kredili alacakları ile protokolün 25. maddesi hükümleri uyarınca fesih tarihi itibariyle henüz muaccel olmamış kredi borçlarının da muaccel hale geldiği, davacının hak kazandığı cezai şartın ödenmesinin davalının mali belgelerine göre mahfına yol açmayacağı tespit edildiğinden cezai şart alacağının indirime tabi tutulmadığı, tüm alacaklar toplamının ipotek üst limitini aştığı gerekçesiyle ... . İcra Müdürlüğünün 2017/6509 sayılı takip dosyasında tahsilde tekerrür olmamak üzere itiraz eden borçlu şirket yönünden itirazın iptaline, takibin devamına, hüküm altına alınan üst ipotek limiti 650.000,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan protokolün 9. maddesinin "Bayi her ne sebeple olursa olsun Bayilik Sözleşme süresi sonunda veya fesih tarihinde asgari Asgari Mal Alım Taahhüdü maddesinde bahsi geçen ve taahhüt ettiği halde perakende standart satış fiyatından ... den satın almadığı beher m3 ... ürün için 116 USD, perakende özel satış fiyatından ... den satın almadığı beher m3 ... ürün için 17 USD ,... den ( veya ... ile anlaşmalı olan madeni yağ üreticilerinden ) satın almadığı beher ton madeni yağ için 2.000 USD tutarında cezai şart bedelini ... ye ödemeyi kabul ve taahhüt eder" şeklinde düzenlendiği, davalı bayinin, ürün alım taahhüdünü tam olarak yerine getirmediği, haklı sebeplere dayanarak davacı şirketin sözleşmeyi feshederek cezai şart ve diğer alacak kalemlerini talep ettiği, feshin tek taraflı bir irade açıklaması olup fesihten sonra ticari ilişkiye devam edildiğine dair bir veri bulunmadığı, davacının protokolün 9. maddesiyle, ifaya devam edilmesi hâlinde dahi tamamlanmış olan dönemlere ilişkin alım taahhüdüne bağlı ceza koşunu talep edeceğine dair hakkını saklı tuttuğu, bu nedenle, sözleşme hükmü dikkate alındığında, ifaya devam edilmiş olmasının davacının ceza koşulu alacağından zımnen vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği, İlk Derece Mahkemesinin asgari alım taahhüdü kapsamında cezai şart tutarının belirlenmesi yönündeki gerekçesinin doğru olmadığı, davacı vekilinin bu yöndeki istinafının yerinde görüldüğü, davalı vekilinin istinaf sebeplerine gelince, davalının sözleşmeden kaynaklanan borçlarını ihlal etmesi nedeniyle akdî ilişkinin davacı tarafından haklı feshedildiği, cezai şart miktarının şirket öz varlığına göre davalının mahvına sebebiyet verecek miktarda olmadığının bilirkişi raporu ile belirlendiği, davacının talep ettiği alacakların niteliği itibariyle likit olduğu, davalı aleyhine ipotek tutarı üzerinden inkâr tazminatına hükmedilmesinin yerinde görüldüğü, davalı tarafça sözleşmenin ilk dört yılı için usulüne uygun çekince konulmuş ihtar bulunmadığından cezai şart talep edilemeyeceği ileri sürülmüş ise de, davacı istinafının incelenmesi ile varılan sonuca göre davalı vekilinin bu yöndeki istinafının yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, ... . İcra Müdürlüğünün 2017/6509 sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibine davalı şirket tarafından yapılan itirazın iptaline; takibin tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile devamına, likit alacağa yönelik haksız itiraz nedeniyle hüküm altına alınan ipotek üst limiti 650.000,00 TL'nin %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ve sözleşmenin feshi nedeniyle talep olunan alacaklardan dolayı başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 19.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§