Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3363 E. 2026/194 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2021/1762 Esas, 2025/579 Karar

HÜKÜM : Davanın reddi (Yeniden hüküm kurmak suretiyle)

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2018/411 E., 2021/427 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; bir süre davalı şirketin bayisi olarak bulunan müvekkilinin, uhdesinde bulunan üç adet traktörün davalı talimatı ile davalının ... ve ... bayilerine satışı nedeniyle, ... bayii ... firmasınca 15.04.2015 keşide tarihli 99.630,00 TL tutarlı ve 20.05.2015 keşide tarihli 102.972,00 TL tutarlı çeklerin keşide edilerek verildiğini, iş bu çeklerin kendisi tarafından da cirolanarak davalı distribütöre verildiğini, çekleri cirolama sebebinin muhasebesel nedenlere dayalı olduğunu, gerçekte bu çeklerden ötürü müvekkilinin sorumlu görülemeyeceğini ancak davalının çekleri bayii olan ... firmasından tahsil edememesi üzerine müvekkilinin cirosu nedeniyle davacıyı sorumlu tuttuğunu, çeklerin tutarı karşılığı farklı tarihlerde yapılan toplam 166.208,20 TL'nin davalıdan istirdadı gerektiğini, bakiye tutar 36.392,79 TL yönünden davacıya borçlu bulunulmadığını, ayrıca davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını ileri sürerek toplam çek bedeli olan 202.600,99 TL'den müvekkili tarafından ödenen 166.208,20 TL'nin avans faiziyle istirdadına, bakiye 36.392,79 TL'den borçlu olmadığının tespitine (menfi tespit ) ve davacı şirket tarafından davalıya verilen 1.000.000,00 TL bedelli teminat ipoteğinin de fekkine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; çek bedeli olan 202.600,99 TL'nin davacı bayi tarafından müvekkilinden alınan ve bedeli ödenmeyen traktörlere ilişkin olduğunu, kaldı ki davacının üçüncü şahıslara sattığı traktör bedelini kendilerinden isteyemeyeceğini, davacı şirkete üçüncü şahıslara traktör satılması yönünden bir talimat vermediklerini, davacının müvekkiline 37.172,79 TL daha borçlu olduğunu, bu nedenle teminat ipoteğinin de fekkini talep edemeyeceklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiasının kabulü için basiretli bir tacir olarak davranmadığı; kendi iddiasına göre, davalı şirketin talimatıyla diğer bayilere traktör verseydi onlardan alacağı çekleri davalı şirkete ciro etmeyip, kendi traktörleri olduğu için kendisinin tahsile çalışmasının gerekeceği, ancak başka traktör alım satımlarından dolayı davalı dağıtıcıdan aldığı traktörler karşılığında söz konusu çekleri ciro ederek davalıya vermesi gerektiği, hayatın olağan akışının bunu gerektirdiği, bu nedenle çek bedelleri toplamı olan 202.600,99 TL borçlu olduğu, ödenen 166.208,20 TL'lik kısmının istirdadına ilişkin talebi bu nedenle, kalan kısmından dolayı borçlu olmadığı tespiti talebinin de aynı nedenle reddi gerektiği, halen ödenmeyip menfi tespite konu edilen borcundan dolayı da teminat ipoteğinin kaldırılmasını talep edemeyeceği, zira sonlanan ilişkide ancak tüm borcu ödemesi koşuluyla teminat ipoteğinin kaldırılmasını isteyebileceği, davacıya yemin delili hatırlatıldığı ancak kullanmayacağını bildirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu kayıtları ile ipotek belgelerine göre, ipoteğin konulduğu taşınmazın dava dışı ...'e ait olduğu ve bu taşınmaz üzerine konan ipoteğin fekkinin talep edildiği, bu itibarla davacının ipoteğin fekki talebi yönünden aktif husumet ehliyeti bulunmadığı, menfi tespit ve istirdat talepleri bakımından ise; davacının da kabulünde olduğu üzere, çekler davacı cirosu ile davalıya verilen çekler olup çeklerdeki davacı imzasına yönelik sahtecilik iddiası bulunmadığı, ayrıca çek bir ödeme aracı olup aksi kanıtlanmadıkça çekin, mevcut bir borcun ifası amacıyla verildiğinin kabulü gerektiği, çek keşidecisi ile cirantaların çek hamiline karşı sebepten mücerret olarak çek tutarından sorumlu oldukları, davacının iddialarının ispatlayamadığı, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince menfi tespit ve istirdat taleplerinin reddine dair verilen kararda usule ve yasaya aykırılık görülmediği, ayrıca ipoteğin fekki yönünden davanın davacının aktif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği gözetildiğinde, reddedilen bu talep yönünden davalı lehine 30.000,00 TL maktu vekalet ücreti ile esas bakımından reddedilen istirdat ve menfi tespit talebi yönünden bu taleplere ilişkin dava değeri olan 202.609,99 TL üzerinden davalı lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemekle birlikte, İlk Derece Mahkemesinin istinafa konu kararının ipoteğin fekki talebi yönünden re'sen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yeniden karar verilmesine, ipoteğin fekki talebini ilişkin davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, menfi tespit ve istirdat taleplerine ilişkin davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, bayilik sözleşme ilişkisi kapsamından menfi tespit, istirdat ve ipoteğin fekki istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§