"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1214 Esas, 2025/646 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi)
SAYISI : 2022/778 E., 2024/433 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzn yıllardır inşaat ve gayrimenkul sektöründe faaliyet gösterdiğini ve sektörde ... inşaat olarak tanındığını, davalının ... Gayrimenkul İnşaat Ltd. Şti.'nin haksız ve kötü niyetli olarak müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı ... İnşaat ismini ve logosunu kendi markası olarak tescil ettirdiğini, davalı ... Ltd. Şti.'nin ortağı ... ile müvekkilinin kısa bir süre boyunca ortak inşaat yaptıklarını, tarafların bu ortaklığı 10.10.2019 tarihinde imzaladıkları protokolle sonlandırdıklarını, davalı şirket yetkilisi ile müvekkil arasındaki iş ilişkisi sonlandıktan sonra müvekkile ait şirket isim ve logosunun davalı şirket tarafından kendi markası gibi tecil ettirilmesinin iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, müvekkil şirkete ait www.nhainsaat.com alan isimli internet sitesinin hükümsüzlüğü talep edilen markanın başvurusundan önceki tarihte yayına girdiğini, tescil edilen ismin ve logonun çok daha önceki tarihlerde müvekkil tarafından kullanıldığını, müvekkile ait internet sitesinin 05.08.2020 tarihinde ... inşaat ... olarak internette herkesin görebileceği bir şekilde yayında olduğunu, davalı şirket tarafından marka tescilinin gerçekleşmesinin akabinde müvekkil hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunarak ... İNŞAAT markasını Türkiyede ve dünyada kullanmaya yetkili şirket olduklarını öne sürerek müvekkil hakkında cezai takibatın yapılarak cezalandırılması ve müvekkilin işyerinde yer alan ... İnşaat tabelalarını kaldırması, el konulması ve müvekkil şirkete ait internet sitesine erişimin engellenmesi talebinde bulunulduğunu, davalı şirket tarafından müvekkil şirketin ticari unvanının markalaştırıldığını ve müvekkil şirketin ticari unvanının kullanılmasının engellenmeye çalışıldığını ileri sürerek davalı adına ... no ile tescilli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkil şirket yetkilisi ... ile davacının 1985 yılına dayalı arkadaşlıklarının söz konusu olduğunu, müvekkil şirket yetkilisi ...'nın, Samsun ilinde inşaat işleri ile meşgul iken davacının Mersin ilinde bulunduğunu, şirket yetkilisi ...'nın 2015 yılında inşaat yapımı amacıyla arsa satın aldığını, arsa bedeli, ruhsat ve proje işleri nedeniyle inşaata başlamak için davacı ile görüştüğünü ve neticeden davacının da yapılacak inşaata 112.000,00 TL yatırım yaptığını, bu süreçte müvekkil şirketin çeşitli inşaatları bitirmeye devam ettiğini, davacının da bir kaç inşaat işinde adının geçmesini istediğini, davacı ile şirket yetkilisi ... arasındaki anlaşmazlığın davacının alınan nakit paraları saklaması nedeniyle ortaya çıktığını, yıllara dayanan arkadaşlığın verdiği vefa ile müvekkilinin ortaklığın sakin bir şekilde ve gönül kırgınlığı olmayacak şekilde sona ermesini istediğini, davacının, ... inşaat isminin ve logosunun uzun yıllar kendisi tarafından kullanıldığını iddia ettiğini, Ticaret Sicil Gazetesi kayıtlarından, müvekkil şirket yetkilisi ...'nın 21.09.2011 yılında ... - ... İnşaat olarak işe başladığı, 30.12.2016 tarihinde unvan değişikliği ile şirket adını ... ... İnşaat olarak değiştirdiğinin açıkça görülebileceğini, yine müvekkilin marka logosunu 2013 yılından bu yana kullandığının o dönem yapılan Facebook paylaşımlarında da açıkça görüldüğünü, müvekkil şirket yetkilisi ...'nın, davacının ... İnşaat ismini ve logosunu kullandığı, bu isim ve logo ile internet sitesi kurduğu, internet sitesinde müvekkilin bitirmiş olduğu inşaat fotoğraflarının kullanıldığını öğrendiğini ve suç duyurusunda bulunduğunu, bu kapsamda Samsun Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma işlemlerine başlanıldığını, soruşturma kapsamında bilirkişi raporu alınarak davacının marka hakkına tecavüz suçunu işlediği ortaya koyulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescil kaydına göre, davacının 18.04.2017 tarihinden beri “... ... İnşaat” unvanını kullanmakta olduğu, mal ve hizmetin kökenini gösterme esasen markaların görevi olduğu, davacının ticaret unvanının mezkur kullanımlar göz önünde bulundurulduğunda çekirdek kısmını unvandan çekilerek ayrı bir illüstrasyon uygulamak suretiyle-ek kısmının fontunu büyüterek ya da para makbuzlarında çekirdekten ari olarak davacı tarafından unvandan bağımsız tescilsiz marka olarak kullanıldığı, davacının ticaret unvanı “... ... İNŞAAT” bileşke kelimesinden ibaretken, davalının markası İNŞAAT kelime+şekil kompozisyonundan ibaret olduğu, davacı tarafın markasal kullanımında ise “...” kısmının ayrıştırılarak ... İNŞAAT kısmının markasal olarak kullanıldığı, davalının marka tescilinde, unvanın çekirdek kısmı olan “...” kısmı mevcut olmamakla davalının marka tescilinin, işbu esaslı unsurunun yer almamış olması karşısında davalı markasının davacı unvanına iltibas oluşturur nitelikte olmadığı, ortalama tüketici nezdinde iki kullanımın birbiri ile karıştırılmasının söz konusu olmayacağı, dosyada mevcut protokol metnine göre 10.10.2019 tarihinde tasfiye edilen resmi işlemlerin davacı adına yürütülmesi ile birlikte gayriresmi olarak her iki tarafın yarı yarıya ortak olmak suretiyle ticari faaliyet yürüttüğünün anlaşıldığı, dosyadaki tahsil makbuzlarından anlaşılacağı üzere davalı şirket yetkilisinin ortaklıkları gereği keşide ve imza ettiği para makbuzlarıyla ... İNŞAAT markasal işaretini fiilen kullandığı, tarafların ortaklığı sırasında ticaret unvanının ek kısmında yer alan “... İnşaat” bileşke kelimesinin markasal olarak ortaklarca tescilsiz olarak fiilen kullanıldığı, tasfiye protokolünde de tescilsiz markanın tasfiye sonrası hangi ortağa bırakıldığı yönünde bir anlaşma mevcut olmadığı, protokol harici düzenlenmiş bir anlaşmanın dosyaya ibraz edilmediği, tarafların ortaklığı sırasında birlikte ihdas ve istimal ettikleri görülen “... İNŞAAT” ibaresini esaslı unsur olarak içeren markasal işaretin ortaklığın tasfiyesi akabinde her iki ortak tarafından ayrı ayrı kullanılabilmesinin mümkün olduğu, ortaklık tarafından birlikte kullanılan markanın ortaklık sonrası marka tescili talebinde bulunulmasının da kötü niyetli olmayacağı, benzer uyuşmazlığa ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin, 2008/14009 E., 2010/5719 K. ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından tanık beyanlarının esasa etkili olmadığı da gözetilerek davalı şirket markasının hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ''... ... İnşaat'' ticaret unvanını 18.04.2017 tarihinden bu yana kullandığı, davacı ve davalı arasında bir dönem adi ortaklık bulunduğu, birlikte inşaat alanında faaliyet gösterdikleri, 10.10.2019 tarihli protokol ile aralarındaki ortaklık ilişkisinin sona erdiği, protokolde ''... İNŞAAT'' ibaresinin hangi ortak tarafından kullanılmaya devam edileceğine ilişkin düzenleme bulunulmadığı, Yargıtay'ın önceki tarihli kararlarına göre adi ortaklığın tasfiyesinden önce ortaklık tarafından yaratılmış ve kullanılmış bir markanın tasfiyeden sonra kullanımı noktasında tüm ortakların eşit haklara sahip oldukları, Yargıtay'ın güncel tarihli karalarında ise bu anlayışın terkedildiği, ortakların birbirinden bağımsız ve habersiz tescil imkanının bulunmadığı, kötüniyetli marka tescil başvurularına itiraz hakkının bulunduğu, markanın tesciline karar verilmiş olması halinde hükümsüzlüğün dava konusu edilebilceği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/11431 E. 2018/4924 K. ve 2020/1700 E. 2021/1540 K. sayılı ilamları) somut uyuşmazlıkta davalının kötüniyetli olarak hareket ettiğinin ispat edilemediği, bununla birlikte dosyaya kazandırılan bilirkişi raporlarında göre davacının ticaret unvanında isim unsurunun davalının tescilli markasında şekil unsurunun ön planda olduğu ve davalı markasının davacı unvanına iltibas oluşturur nitelikte olmadığı yönünde kanaatte bulunulduğu, bilirkişi raporlarının denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, bu hali ile verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, gerekçede hata edilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi