"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1839 Esas, 2025/444 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/661 E., 2021/627 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafça Mahkemeden alınan 462.800,16 TL bedelli ihtiyati haciz kararının icra dosyasından takibe konulduğunu, müvekkilince takibe süresi içerisinde itirazla takibin durduğunu, davalı tarafça kat ihtarında davacının yalnızca 17.953,54 TL bedelli ticari kredi kartı ve 6.105,16 TL bedelli ticari kredili mevduat yönünden borçlu olduğunun belirtilmesine rağmen, takip ve takibin dayanağı ihtiyati haciz kararında davacının ayrıca 438.741,46 TL bedelli taksitli ticari kredi kartı bedelinden de sorumlu tutulduğunu, taraflarınca yapılan itiraz sonucu mahkemece müvekkilinin hakkında verilen ihtiyati haciz miktarının 24.058,70 TL olarak düzeltilmesine, bu miktarı aşan kısmın iptaline karar verildiğini, bu nedenle, davalının müvekkili hakkında başlattığı takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek müvekkilinin icra dosya borcundan sorumlu olmadığının tespitini ve davalı banka hakkında %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını, müvekkili tarafından tüm kredi borcu yönünden alınan ihtiyati haciz kararının, borçlunun itirazı üzerine 24.058,00 TL olarak düzeltildiğini, ilamsız takibe, davacı tarafından yapılan itiraz neticesinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, davacının borcun muaccel olmadığına ilişkin iddialarının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, borçlularca hesap kat ihtarnamesine itiraz edilmesinin alacağın muacceliyetini etkilemediğini, takibe itiraz eden borçlunun kötüniyetli olduğunun açıkça ortada olduğunu savunarak hukuki yararı bulunmayan davacının davasının reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 15.02.2010 ve bila tarihli Genel Kredi Sözleşmeleri (...) ile dava dışı şirketin kullandığı kredilere davalının toplamda 235.000,00 TL kefalet limiti ile kefil olduğu, 18.12.2017 tarihli ...'de davacının kefaletinin bulunmadığı, en son ...'de de davacının kefaletinin bulunmadığı ve bu nedenle bu krediden davacının sorumluluğunun bulunmadığı, ... gereğince düzenlenen hesap kat ihtarı davacı kefil açısından bila tebliğ iade olduğu, buna göre kefilin takip tarihinde temerrüde düştüğü, davacının ticari kredi kartı hesabı yönünden takip tarihinden itibaren 11.253,06 TL'si asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla yıllık %28,80 oranında temerrüt faizi ve bunun %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte alacağın istenilebileceği, fazlaya ilişkin 1.849,97 TL'den ise borçlu olunmadığı, taksitli kredi hesabı yönünden davacı/kefilin sorumluluğunun bulunmadığı, ticari kredili mevduat hesabı yönünden takip tarihinden itibaren 6.076,17 TL'si asıl alacak tutarı tamamen ödeninceye kadar tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla yıllık %28,80 oranında temerrüt faizi ve bunun %5 gider vergisi (BSMV) ile birlikte alacağın istenilebileceği, fazlaya ilişkin 161.79 TL'den borçlu olunmadığı, toplamı 542.255,80 TL olan taksitli ticari kredi nedeniyle yapılan takip kalemi açısından borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin, davalının hesap kat ihtarnamesinde de ikrar ettiği üzere, haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşıldığından bu miktarın % 20'si olan 108.451,16 TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının takip dosyasında takibe konulan borçta toplamı 542.255,80 TL olan taksitli ticari kredi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, ticari kredi kartı talep kalemi açısından 12.898,83 TL takip tarihi itibari ile borçlu olmakla 1.849,97 TL borçlu olmadığının ve kredili mevduat hesabı yönünden 6.637,59 TL takip tarihi itibariyle borçlu olup 161,79 TL açısından davacının borçlu olmadığının tespitine, toplamı 542.255,80 TL olan taksitli ticari kredi nedeniyle yapılan takip kalemi açısından borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötüniyetli olduğu anlaşıldığından bu miktarın % 20'si olan 108.451,16 TL kötü niyet tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacıya yönelik başlatılan takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 31.03.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.