Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3271 E. 2026/186 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20.Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1217 Esas, 2025/232 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2015/1525 E., 2022/194 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan ... ...’ın 16.03.2005 tarihli iş sözleşmesi kapsamında müvekkili şirket nezdinde 16.03.2005-14.04.2014 tarihleri arasında fikri ve sınai haklar alanında hizmet vermiş olup çalıştığı dönem içerisinde görevi gereği müvekkili firmaya ait ticari sırlara, şirket politikalarına ve müşteri çevresine vakıf olduğunu, daha sonra ortağı bulunduğu davalı ... Danışmanlık Hizmetleri Limited Şirketini kuran ...’nun işbu şirket aracılığı ile müvekkilinin müşteri portföyünü kullanarak haksız kazanç elde ettiğini, yapılan piyasa araştırmasında ...’nun müvekkili şirketin geçmişini kullanarak müvekkilinin müşterileri ile iletişime geçtiğinin, teklifler verdiğinin, müvekkiline ait sözleşmelerin birebir benzerlerini kullandığının tespit edildiğini, iyi niyetli bir uyarı olması açısından her iki davalıya da 28.09.2015 tarihinde ihtarname gönderildiğini, davalılardan ...’nun müvekkili şirket nezdinde çalışırken takip etmiş olduğu müşterilerden yaklaşık 22 tanesinin vekil değiştirerek davalı şirket ile çalışmaya başladığını, davalıların eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin ciddi maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek davalıların hukuka, ticari ahlak ve rekabete aykırı davranışları sebebiyle yol açmış oldukları haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve durdurulmasına, müvekkilinin uğramış olduğu zararlardan dolayı şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiş, ıslah ile maddi tazminat talebini 76.490,82 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; iş akdinin müvekkili tarafından İş Kanunu'nun 24/1.maddesi gereğince haklı nedenle feshedildiğini, işçilik alacaklarına bir an evvel eksiksiz olarak kavuşabilmek amacıyla 14.04.2014 tarihli sulh ve ibra anlaşmasına imza atmak zorunda kaldığını, sözleşmenin 4-c maddesi ile müvekkili hakkında rekabet yasağı konulduğunu, ancak anılan sözleşmenin yasanın aradığı şartları taşımaması nedeniyle geçersiz olduğunu, sonuç olarak ... ... hakkında geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin bulunmadığını, sözleşmenin tamamen müvekkilinin alacaklarını alması şartı ile imzalatılmış olup işçi aleyhine olacak şekilde ve iş akdinin feshi anında imzalatılmış olmasının davacının kötü niyetinin de açıkça göstergesi olduğu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı ... ... arasında iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin bir rekabet yasağı sözleşmesinin, işçinin iş sözleşmesini haklı sebeple feshetmesi sebebiyle hükümsüz kalacağı, bununla birlikte davalı işçinin iş sözleşmesinin fesih tarihinde rekabet etmeme taahhüdünde bulunduğu, rekabet etmeme taahhüdünü içeren 4.C bendinin yer aldığı sulh ve ibra başlıklı metnin ihtirazı kayıt ile imzalandığı, işçinin bu noktada işçilik alacaklarını almak kaygısı ve amacıyla metni imzaladığı ve iş sözleşmesinin sona erdiği tarihle düzenlenen rekabet yasağı taahhütnamesinin baskı altında müzayaka halindeki davalı işçiye zorla imzalatıldığının anlaşıldığı, bu durumda baskı altında imzalanan rekabet etmeme taahhüdünün hukuken geçerli olmadığı, işçinin haklı sebeple iş sözleşmesini sona erdirmesi sebebiyle iş sözleşmeleri bittikten sonra da sır saklamakla yükümlü bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm; taraf vekillerince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanın istinaf başvurusu yönünden; davalı ...’nin iş akdini işçilik alacaklarının ödenmemesi üzerine haklı nedenle feshettiği, bu hususun 14.04.2014 tarihli sözleşmede açıkça belirtildiği, bu sözleşmenin davacı tarafın da kabulünde bulunduğu, bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 447/2 maddesi hükmü uyarınca davalı ...’nin TBK’nın 444. maddesinden kaynaklanan rekabet yasağının sona ermiş olduğu ve rekabet yasağı ortadan kalktığı için davalı ...’nin sözleşmeden kaynaklanan bir haksız rekabet halinden söz edilmesinin mümkün olmadığı, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince davanın bu yönden reddinin doğru olduğu, diğer yandan davacı vekilinin dava dilekçesinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 54. ve 55. maddeleri uyarınca genel haksız rekabet hükümlerine de dayandığı, ancak mahkemece bu maddeler uyarınca olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, piyasada bulunan her aktörün dilediği kişiyle ve dilediği şartlarda sözleşme yapma yetkisine sahip olduğu bir serbest piyasa ortamında sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yönelik her davranışın haksız rekabet teşkil etmeyeceği, davacı şirket ile çalışan dava dışı şirketlere, davalıların davacı ile olan sözleşmelerini sona erdirmeleri için baskı kurduklarının veya davacı tarafla olan sözleşmesini feshetmesi halinde doğabilecek tazminat sorumluluğunu üstleneceklerini taahhüt etmek gibi eylemlerinin davacı tarafça ispat edilemediği, bu hususta dinlenen davacı tanığının dahi görgüye dayalı bilgisinin olmadığı, sırf önceden davacı ile çalışan bazı müşterilerinin, sonradan davalı şirket ile çalışmaya başlamış olmasının haksız rekabet olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, İlk Derece Mahkemesi kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu yönden de reddine karar verilmesi gerektiği, davalıların istinaf başvuru yönünden ise; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun maddi tazminat talebi nedeniyle hükmedilen vekalet ücretine yönelik olduğu, davacı tarafın maddi tazminat talebinin tümden reddine karar verilerek, davalılar lehine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 2022 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca 5.100,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedildiği, dolayısıyla karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 2022 yılı AAÜT’nin 13/4 maddesi hükmü uyarınca maddi tazminat talebiyle açılan davanın tümden reddi halinde tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, İlk Derece Mahkemesince hükmedilen maktu vekalet ücretinde usul ve yasaya aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, rekabet yasağına aykırılığın ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,15.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§