"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/247 Esas, 2025/491 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/37 E., 2020/294 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2016/67843 sayılı “...” ibareli 9,35,38,41,42. sınıfları kapsayan marka başvurusunda bulunduğunu, davalı şirketin başvuruya 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 35. maddesi kapsamında itirazda bulunduğunu, davalı ... tarafından 556 sayılı KHK'nın 7/1-a ve 7/1-c maddeleri uyarınca başvurunun reddedildiğini, "..." ibaresinin teknolojik gelişmenin çok hızlı yaşandığı günümüzde esnaflara yönelik yürütülen bir kampanyanın slogan markası olduğunu, ayırt edici niteliğe ve marka olabilme özelliklerine sahip bulunduğunu, marka başvurusunun bütün Türkiye’de yaygın reklam kampanyaları ve kullanım ile başlı başına ayırt edicilik kazandığını, bu nedenle de kazanılmış hakkın mevcut olduğunu, markanın başvurulan sınıflar için 556 sayılı KHK’nın 7/1-c kapsamında cins, çeşit, vasıf coğrafi kaynak bildirmediğini, marka çok açık olarak tasviri ibare barındırsa bile kullanım sonucu ayırt edicilik kazandıysa tescilin reddedilemeyeceğini ileri sürerek 2017-M-8528 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline, 2016/67843 sayılı “...” ibareli marka tescil başvurusunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde, dava konusu “...” ibareli marka başvurusunun ilgili tüketici kesiminde marka algısı oluşturmayacağını, aynı zamanda müşteri hizmetleri ile ilgili ve her işletme tarafından kullanılabilecek nitelikte bir slogan olduğunu, dava konusu markanın kullanım ile ayırt edicilik kazanmasının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru markasının genel olarak mal veya hizmetleri diğer teşebbüslerin mal veya hizmetlerinden ayırt etme vasfına sahip olduğu, ancak tescile konu mal/hizmetler bakımından bu ibarenin ayırt edici niteliğinin bulunmadığı hususunun 556 sayılı KHK'nın 5. dolayısıyla 7/1-a hükmü kapsamında değerlendirilemeyeceği, bu konunun ancak mülga KHK'nın 7/1-c maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, bu durumda davacı ... başvurusunun 556 sayılı KHK'nın 7/1-a hükmü ile aranan soyut ayırt ediciliğe sahip olduğu ve anılan bentte belirtilen tescil engelinin söz konusu olmadığı, “...” ibaresi ile Esnaf’ın (küçük işletme sahibinin) işlemlerini elektronik – bilgisayar ortamında yapıldığının anlaşıldığı, benzer şekilde esnafların dijital ortamda gerçekleştirdiği faaliyet sırasında kullanılan mallar veya bu faaliyetler sonucunda ortaya çıkan/sunulan hizmetler bakımından doğrudan çağrışım yapan “...” ibaresinin tanımlayıcılığı karşısında YİDK kararının başvuru kapsamından çıkarılan bir kısım mal ve hizmetler yönünden isabetli olduğu, fakat bilirkişi raporunda beliritlen bir kısım mal ve hizmetler için tanımlayıcı olmadığı ve tescil engeli içermediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, taraf vekilllerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali itemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde davalılara iadesine, 14.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.