"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1775 Esas, 2025/646 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/215 E., 2022/685 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ... ve ... ile hiçbir alışverişi ve borcu bulunmayan davalının, kendisini alacaklı ve müvekkillerini de ayrı ayrı borçlu göstererek 800.000,00 TL ve 825.000,00 TL bedelli iki adet kambiyo senedini düzenleyerek takibe konu ettiğini, davalının müvekkillerinden ... hakkında 16.12.2013 keşide tarihli, 02.05.2014 ödeme tarihli, 800.000,00 TL bedelli senedi dayanak tutarak ... . İcra Müdürlüğü’nün 2014/6286 sayılı dosyasında ve müvekkillerinden ... hakkında aynı keşide ve ödeme tarihli, 825.000,00 TL bedelli senedi dayanak tutarak ... . İcra Müdürlüğü’nün 2014/6281 sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, senetler üzerindeki imzalar ile ad soyad yazılarının müvekkillerine ait olmadığını, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2014/49605 sayılı soruşturma dosyasında senetlerdeki imza ve yazıların müvekkillerine ait olduğunun belirlendiğini, ancak uzmanların“bu imzaların kargo, postacı, çiçekçi vs şeklinde gelinerek teslim sırasında kendilerinden alınmış ve imza olan belgenin kesilerek bunun kambiyo senedine denk getirilmesi şeklinde işlem yapılmış olabileceği” konusunda müvekkillerini uyardıklarını, müvekkillerinden ...’in bürosuna yaklaşık 1,5-2 yıl önce ... Kargo’dan geldiğini söyleyen bir kişinin “kargosu olduğunu” söyleyerek imzasını aldığını, yine aynı tarihlerde diğer müvekkiline de ... Kargodan geldiğini söyleyen bir kişinin onun imzasını aldığını, her iki kişinin eş zamanlı olarak geldiklerini, müvekkillerinin birlikte yaptıkları araştırmada başka kişilerden de aynı şekilde senetler alındığını belirlediklerini, müvekkilleriyle davalı arasında hiçbir hukuki ilişkinin ve senet düzenlenmesini gerektirir ilişkinin bulunmadığını, müvekkillerinin davalıya borcunun olmadığını, senetlerin müvekkillerine hile kullanılarak imzalatıldığını belirterek, müvekkillerinin ... . İcra Müdürlüğü’nün 2015/12 16... /1217 sayılı dosyalarında takibe konu edilen senetlerle ilgili davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 39. maddesi uyarınca davanın 1 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığını, senetlerdeki imzaların davacılara ait olduğunu, uzun zaman sonra bu davanın açılmasının davacıların kötü niyetli olduklarını, gösterdiğini, müvekkili ile davacı ...’in 9-10 yıldan bu yana tanıştıklarını, müvekkilinin, davacı ...’in de ortağı olduğu ... Ltd. Şti.’nin vekilliğini üstlendiğini, zor durumda olan şirketin borçlarının ödenmesine mal varlığı ile nakden destek olduğunu, bu şirketin bir aile şirketi olduğunu, diğer ortağının ... olduğunu, bu kişinin yine taraflar arasındaki alacak borç ilişkisine dahil olan ve müvekkilinin borçlu olduğu 2.000.000,00 TL bedelli senedin borcunun ödendiğini ve ... . Noterliği’nden 30.03.2012 tarihli, ... yevmiye numaralı ibranamenin alındığını, ...’in noterde verdiği ibranamedeki imzasını dahi inkar ettiğini ve imza incelemesi sonrasında imza kendisine ait çıkınca imzayı kabul ettiğini, eldeki davanın da bu şekilde açıldığını, müvekkilinin son olarak davacının borçlusu olduğu şirkete ait tüm vergi borcunu nakden ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar tarafından senetlerdeki imzalara itiraz edilmiş ise de ceza yargılamasında yaptırılan inceleme sonucunda senetlerdeki imzaların davacıların eli ürün olduğunun belirlendiği; yine kesinleşen ceza mahkemesi kararına göre davaya konu bu senetlerin dava dışı ...'ın davacılara "kargocu olduğunu" söyleyerek kargocu kılığında düzenek içinde yer alan senetleri imzalattığı, bu şekilde “resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık suçlarını” işlediğinin sabit olduğu; davalı ...’un ise dava dışı ... tarafından davacılardan hileli yollarla alınan ve davacıların imzasıyla sahteliğini bildiği senetleri icraya koyduğu, bu şekilde “resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık suçlarını” işlediğinin sabit olduğu, davalının eyleminin hukuka aykırılığını saptayan ceza mahkemesinin kararının mahkeme yönünden bağlayıcı niteliğinin bulunduğu, davaya konu senetlerin gerçek bir alışveriş sonucu düzenlenmediğinin kesinleşen ceza mahkemesi kararıyla birlikte ortaya konmuş olduğu, davacıların davalarında haklı oldukları, bu senetler nedeniyle davalıya borçlarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kesinleşen 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 24.02.2021 tarihli, 2018/159 E, 2021/69 K sayılı kararına göre davaya konu senetlerin dava dışı kişilerce "resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık suçları” işlenerek hileli olarak ele geçirildiğinin sabit olduğu, davalı ...’un ise dava dışı kişilerce davacılardan hileli yollarla alınan ve davacıların imzasıyla sahteliğini bildiği senetleri icraya koymak suretiyle “resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık suçlarını” işlediğinin sabit görüldüğü, davalının eyleminin hukuka aykırılığını saptayan ceza mahkemesinin kararının İlk Derece Mahkemesi yönünden bağlayıcı olduğu dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince verilen karar usul ve yasaya uygun görülerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hile ile alındığı ileri sürülen takibe konu senetler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,15.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.