Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3188 E. 2026/406 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/921 Esas, 2025/226 Karar

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2018/741 E., 2021/790 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı temlik alan davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile dava dışı kredi lehtarı ... İnş.Rek.ve Mat. AŞ. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalı kefilin işbu sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, bahse konu sözleşmeye istinaden iskonto kredileri ile gayrinakdi çek taahhüt kredisi kullandırıldığını, borcun ödenmemesi nedeniyle ... . Noterliğinin 29.07.2016 tarihli ve ... yev. nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini ve devamında ... . İcra Dairesi'nin 2016/29106 E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibinin başlatıldığını, davalının asıl borca ve takibin tüm fer'ilerine itirazı üzerine takibin durduğunu, talep edilen faizin sözleşmenin 22. maddesine uygun olduğunu, genel kredi sözleşmesinin 41.maddesinin delil anlaşması mahiyetinde olduğunu belirterek toplam 1.159.956,20 TL nakdi ve 4.180,00 TL gayrinakdi kredi alacağı üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilin asıl borçlu olmadığı için öncelikle asıl borçluya gidilmesi gerektiğini, borcun tamamının asıl borçlu tarafından ödendiğini, icra inkar tazminatının kabul edilebilir olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya arasına alınan 1. ve 3. bilirkişi raporlarında öncelikle takip tarihi itibariyle nakit alacak yönünden davacının hak ettiği asıl alacak ve fer'ilerinin hesabın kat tarihi, temerrüt tarihi, takip tarihi itibariyle borç miktarının denetime elverişli şekilde hesaplandığı, akabinde hesap kat itibariyle, temerrüt tarihi ve takip tarihi arasındaki kalemler ve yine takip tarihi itibariyle dava tarihi arasındaki ödemelerin mahsubunun yapıldığı, takip tarihinde belirlenen asıl alacak, temerrüt faizi ve fer'ileri toplamından mahsubun öncelikle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri dikkate alınarak temerrüt faizinden yapıldığı, yine her bir ödeme tarihine kadar belirlenen asıl alacağın temerrüt faizi ve ferîlerine uygulandığı,hesaplama sonucunda bulunan ve takip öncesi işleyen temerrüt faizi toplamından ödemenin düşüldüğü, fazlasının asıl alacaktan mahsup olunduğu, akabinde ise ve buna göre dava tarihi itibariyle davacının talep edebileceği alacak miktarının mevcut olmadığının tespit edildiği, ikinci bilirkişinin dava tarihi itibariyle hesaplamasında TBK'nın 100.maddesi hükmü gereği yapılan ödemeleri öncelikle faiz ve giderlere mahsup etmeksizin ana paradan mahsup etmek suretiyle TBK'nın 100. maddesi hükmüne ve davacı alacaklının takip talebindeki TBK'nın 100. maddesi hükmüne göre ödemelerin mahsup olunmasına yönelik talebine aykırı hesaplama yapıldığı, ikinci bilirkişi raporunda dava tarihi itibariyle davacı alacaklının kısmen alacaklı görünmesinin yanlış hesaplama yöntemine göre hesaplama yapılmasından kaynaklandığı, dava tarihi itibariyle nakdi alacaklara ilişkin tüm asıl alacak ve tüm faiz ve fer'ileri ödendiği, davacının itirazın iptali davasını açmakta hukuki yararı bulunmadığı, temlik sözleşmesinde gayrinakdi alacakların hariç tutulduğu gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, gayrinakdi alacak yönünden sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm, temlik alan davacı vekili ve davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile temerrüt faizi belirlenmesinde esas alınacak oranın banka tarafından müşterilerine fiilen uygulanan oranlar olduğu, Bankanın talep ettiği oranda temerrüt faizi işletilebilmesi için banka tarafından Merkez Bankasına uygulanacağı bildirilen değil, fiilen uygulanan akdi faiz oranlarının belgelenmesi gerektiği, hesabın kat edildiği tarih itibariyle TCMB tarafından KMH ve kredi kartı alacakları için belirlenen % 22,08 akdi faiz oranının bankalarca fiilen uygulandığı, taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinde yer alan hüküm uyarınca %22,08 faiz oranının %100 fazlası %44,16 oranına tekabül ettiği, Bankaca fiilen bu orandan daha yüksek oranda faiz uygulandığı belgelendirilemediğinden fiilen en yüksek oranda uygulandığı anlaşılan faiz oranı % 44,16 olup, bankaca ancak bu oranda temerrüt faizi talep edilebileceği, davalı kefilin takip tarihi itibarı ile temerrüde düştüğü, takip tarihi sonrasında fakat dava tarihinden önce ödemelerin yapıldığı, yapılan ödemelerin TBK'nın 100. maddesi uyarınca önce ferilerden düşülerek sonuca gidilmesi gerektiği, 2. Bilirkişi raporunda ise banka uygulaması gerekçe gösterilerek ödemeler ana paradan düşülmüş ise de bilirkişi raporları arasındaki esas farklılığın davacı bankaya yapılan 13.01.2017 tarihli 12.942,00 TL, 16.01.2017 tarihli 258.703,00 TL, 16.01.2017 tarihli 124.654,00 TL, 27.10.2017 tarihli 25.651,74 TL tutarlı tahsilatların alacaktan düşülmemesinden kaynaklandığı, bu kapsamda mahkemece raporlar arasındaki farklılığın kaynağının TBK'nın 100. maddesi uygulamasına dair olduğuna dair gerekçesinin hatalı olduğu, 30.10.2019 tarihli bilirkişi ek raporu uyarınca davacının nakit alacağının ödendiği ve bu suretle nakit alacağının dava tarihinden önce ödenmesi sebebi ile davanın açılmasında hukuki yararının bulunmadığı, gayrinakdi alacak yönünden ise temlik sözleşmesinde temlik eden banka davacı ... şirketine sadece nakdi alacaklarını temlik etmiş olup gayrinakdi alacak yönünden temlik edilmediği ve bu yöndeki karar aleyhine ... 'ın istinaf kanun yoluna başvurmadığından bu hükmün kesinleştiği, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi halinde vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin ( AAÜT) ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine göre belirleneceğinden davalı vekilinin avukatlık ücretinin nispi olarak belirlenmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeninin yerinde olmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesi nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353(1)b-2 gereği kaldırılmasına, nakit alacağa yönelik itirazın iptali talebi bakımından davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, gayrinakdi alacak kalemine yönelik itirazın iptali talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, temlik alan davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe davalı müteselsil kefil tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temlik alan davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temlik alan davacı ...Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacı ...Ş.'ye iadesine, 22.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§