Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3111 E. 2026/201 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1237 Esas, 2025/520 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2022/257 E., 2023/190 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 30.12.1999 yılında kurulduğunu, kurulduğu tarihten bu yana da takviye gıda ürünleri ve doğal ürünlerin üretiminde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin sahip olduğu "..., "...", "...+şekil", "..., Aldığımız Gibi+şekil", "... Sağlığınız Önemlidir+şekil", "... Sağlığı ve Güzelliği Hissedin+şekil", "... ham bal" ve "..." markalarını tescil ettirdiğini ve tescil tarihlerinden bu yana faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin hizmet verdiği sektör bakımından tanınmış marka olduğunu, davacı müvekkilinin markası ile davalının markası arasında iltibas bulunduğunu, müvekkili marka ile davalı markasının tüketiciler nezdinde uyandırdığı izlenimin benzer olduğunu, davacı müvekkilinin marka logosu ile davalı markasının logosunda da benzerlikler görüldüğünü, işaretler arasındaki benzerlik sebebi ile müvekkilinin zarara uğradığını, davalı aleyhine maddi ve manevi tazminatla birlikte itibar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek davalının haksız tecavüzünün tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, men'ine, müvekkili markasının uğramış olduğu zararın tazmini için davalı aleyhine 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL itibar tazminatı ve 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine, dava sonucunda dava konusu ürünlere el konulmasına, satışının ve üretiminin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının markaları ile davalının markaları arasında, iltibas oluşturacak kadar aynılık veya benzerlik bulunmadığını, dava konusu markaları sıradan tüketicilerin dahi karıştırmayacağını, davacının, markalarının tanınmış marka olduğu iddiasının da doğru olmadığını, davacının kelime olarak benzerlik ve işitsel benzerlik iddialarının da dikkate alınamayacağını, her iki markanın son kısmında yer alan "..." kelimesinin "hayati, hayat için gerekli, hayatı devam ettirici, gerekli, elzem" gibi anlamlara geldiğini, "..." ile "..." ibarelerinin de ürün grubunu temsil ettiğini, asıl ayırt ediciliği olan unsurların "..." ve "..." ibareleri olduğunu, davalı markasının, davacıya herhangi bir zarar vermediğini, marka tecavüzünün söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davaya dayanak markaları "..., "...", "...+şekil", "..., Gibi+şekil", "... Sağlığınız Önemlidir+şekil", "... Sağlığı ve Güzelliği Hissedin+şekil", "... ham bal" ve "..." unsurlarından oluştuğu, davalının fiili markasal kullanımlarının ise "..." ve "..." şeklinde olduğu, taraf markalarının "besin takviyeleri" bakımından sınıfsal ayniyet içerdiği, davacı markalarının ortak unsurunun "..." kelime unsuru olup, söz konusu unsurun aynı zamanda davacı markalarında asli ve ayırdedici unsur olarak kullanıldığı, davalının ise fiili markasal kullanımlarında "..." kelime unsuru bulunduğu, söz konusu unsurun davalı markalarında asli ve ayırdedici biçimde yer aldığı, taraf markalarında ortak bulunan "..." kelimesinin ingilizce olup, "yaşamsal, hayati, yaşamsal önemde" anlamına geldiği, söz konusu kelimenin bilinirliği yüksek ve davalının fiili kullanımlarının bulunduğu "besin takviyeleri" emtiaları bakımından kullanımının yoğun olduğu, aynı zamanda aynı emtia grubu bakımından da zayıf ayırdediciliği düşük bir kelime niteliği taşıdığı, taraf markalarının asli unsurlarının "..." kelimesi hariç "..." ve "..." olup, bu kelimelerin ilk harflerinin aynı olması dışında görsel ve anlamsal benzerlik içermediği, işitsel benzerliğin kısmi ve düşük olduğu, bütün bunlara mukabil, taraf markalarının hitap ettiği tüketici kitlesinin, her ne kadar gıda takviyeleri reçetesiz satılsa da, ürünler konusunda ortalama tüketiciden daha fazla bilgi ve dikkat düzeyine sahip olması gerektiği, bu nedenle taraf markaları arasında karıştırma ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddiasını ispata yarayacak delil sunamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının ... ibareli sıvı besin takviyesi ürünlerindeki kullanımları davacının ... markasının tescilli olduğu 05. nolu emtia sınıfı kapsamında ise de; mahkemece hükme esas alınan raporda yer verildiği üzere ... ibaresinin bilinirliği yüksek olup "yaşamsal, hayati, yaşamsal önemde" anlamına geldiği, "besin takviyeleri" emtiaları bakımından kullanımı yoğun ve ayırt ediciliği zayıf bir kelime niteliği taşıdığı, davacının markasının esas unsurunun ..., davalının ... olduğu, bütünsel karşılaştırma yapıldığında ortalama tüketici nezdinde iltibas oluştuğundan söz edilemeyeceği, davacı yanca sunulan deliller ve marka kaydına göre turuncu ve yeşil rengin davacı markası ile özdeşleştiğinden söz edilemeyeceği gibi davacı yanca davalının kullanımına ilişkin sunulan görsellere göre de davacının tescilli markaları arasında iltibas oluşmayacağı, davacının tanınmışlık iddiasının ispatlanamadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın hukuka uygun görüldüğü gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, meni refi ve maddi, manevi, itibar tazminatı istemlerine ilişkindir

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§