Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3095 E. 2026/1844 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1196 Esas, 2025/519 Karar

HÜKÜM : Davanın kısmen kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2021/323 E., 2023/8 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılardan ...nin Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 31.03.2015 başvuru tarihli ... numaralı 9 ve 36. sınıflar için tescilli "..." ibareli markanın sahibi olduğunu, diğer davacının ise marka sahibi olan davacının iştiraki olduğunu ve markayı kullandığını, davalının ise 19.04.2017 başvuru tarihli, ... numaralı, 9, 16, 35, 38, 41, 42. sınıflarda tescilli "... ... ..." ibareli markanın sahibi olduğunu, davalı adına tescilli markanın "..." olarak kullanılmasının karışıklığa sebebiyet verdiğini, davalıya yapılan ihtara dönüş olmadığını, markaların karıştırılmaya sebebiyet verdiğini, davacıların markaya tecavüzün söz konusu olduğunu ileri sürerek markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni refine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının markasıyla müvekkili kullanımlarının birbirinden tamamen farklı olduğunu, karıştırılma ihtimali olmadığını, müvekkilince kullanılan logo ve ... ibareli markanın davacı markasıyla benzemediğini, kendi markalarının ...+isim iken davacı markasının sadece isim olduğunu, markanın bütünsel değerlendirilmesi gerektiğini, işitsel, görsel ve anlamsal açıdan bakıldığında benzerlik bulunmadığını, davalının "..." kullanımının da benzer olmadığını, tarafların kulvarlarının farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "..." ibareli kullanımlarının davacının "..." ibareli markasına benzer olduğu, davalı kullanımlarının davacının tescil kapsamına giren hizmet sınıfında olduğu, davalı kullanımlarının davacı marka sahibinin herhangi bir iznine dayanmadığı dolayısı ile davalının markanın kapsadığı hizmetin satışının teklifine yönelik kullanımının halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğuracağı, davalı tarafın bu eylemlerinin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7 ve 29. maddeleri uyarınca davacının marka hakkına tecavüz oluşturacağı ve bağlantılı olarak, davalının karıştırılmaya yol açacak şekilde kullanımının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 55/1-a-4 hükmü kapsamında haksız rekabet teşkil edeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı adına ... numara ile tescilli "..." ibareli kullanımların davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespiti ile, durdurulmasına, önlenmesine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin ilanına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece markaya tecavüz isteminin kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, davalının, ... numaralı "... ... ... ...+..." ibareli markası yargılama sırasında tescil edilmiş ise de, SMK'nın 155. maddesi gereğince davacının markasından sonraki başvuru tarihli markanın, markaya tecavüz davasında savunma argümanı olarak ileri sürülemeyeceğinden bu yöndeki istinaf isteminin yerinde görülmediği, ancak hükmün infazında çelişki yaratmaması için İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm kısmında tecavüzlü kullanımın açıkça belirtilmesi gerekirken davalının markasının tescilli şeklini de kapsar şekilde men kararı verilmesinin yerinde görülmediği, hüküm kısmının bu yönden düzeltilmesinin gerektiği, davalı vekilinin haksız rekabete ilişkin istinaf istemine gelince, kümülatif korumadan söz edilemeyeceğinden davacının haksız rekabet isteminin bu gerekçe ile reddinin gerektiği (Yargıtay 11.HD 14.03.2022 tarihli, 2019/5189-1852 sayılı ilamı ve Y.11.HD, 03.02.2025 tarihli, 2024/2085 E., 2025/416 K. sayılı ilamlar) gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının tek başına "..." ibareli kullanımın davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile, durdurulmasına, önlenmesine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin ilanına, davacının haksız rekabet isteminin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refi istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Dava, davalı adına tescilli ... numaralı, "... ... ...+..." ibareli markanın "...+..." şeklindeki kullanımlarının davacının önceki tarihli "..." ibareli markasına tecavüz oluşturduğunun tespiti, meni ve refi istemlerine ilişkindir.

Bölge Adliye Mahkemesince, davalının tek başına "..." ibareli kullanımın davacıya ait marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti ile, bu tecavüzün durdurulmasına ve önlenmesine karar verilmiştir.

Taraf markaları karşılaştırıldığında davacının adına tescilli markanın "..." şeklinde siyah düz yazıdan ibaret bulunduğu, davalı kullanımlarının ise "...+..." olarak " ..." yazısı ..., "..." yazısının ise turuncu olarak ve devamında "G" harfinde turuncu bir okun uzanması tasviriyle bir şeklin olduğu, markaların görsel olarak birbirinden farklı oldukları, "..." ve "..." ibarelerinin de anlamsal ve işitsel olarak birbirine benzemedikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesince, davalının "...+..." ibareli kullanımlarındaki görsel, işitsel ve anlamsal bu farklılıkların davacı markası ile karıştırılma ihtimalini doğurmayacağı hususu gözönüne alınmadan, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'un 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§