Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/3032 E. 2026/140 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/3 Esas, 2025/173Karar

HÜKÜM : Esastan Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2024/203 E., 2024/340 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ... Partisinin 13.03.2020 tarihinde "ŞEKİL+... ..." ibaresiyle K/... sayılı koruma marka başvurusunda bulunduğunu, davacı adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yaptığı itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının ret gerekçesinin usule ilişkin bulunduğunu ve müvekkili itirazının esastan incelenebilir bir itiraz olmadığının belirtildiğini, YİDK kararında koruma markasının özel niteliğinden bahsedildiğini, koruma markasının kamu yararı açısından korunması gereken diğer işaretleri kapsadığından bahsedilerek bu işaretlerin 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 5/1 (g), (ğ) ve (ı) maddeleri uyarınca korunduğunun belirtildiğini, dava konusu koruma markasının varlığının müvekkilinin markasına, ticaret unvanına, alan adlarına ve itibarına zarar verdiğini, Kurum tarafından "Koruma Markası tespiti yönündeki kararlarına karşı, üçüncü kişilerin itiraz ve iptal taleplerine ilişkin gerek usul, gerek esasa ilişkin yasal dayanakların bulunmaması nedeniyle itirazın esastan incelenebilir olmadığı sonucuna" varılmış olmasının yerinde bulunmadığını ileri sürerek YİDK’in 2020-M-9506 sayılı kararının iptaline, K/... sayılı koruma markasının sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, koruma markalarına karşı 3. kişilerin itirazına ilişkin bir düzenleme bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin Siyasi Partiler Kanunu ve T.C. Anayasası çerçevesinde kurulmuş bir siyasi parti olduğunu, parti programında "..." olan parti adının kısaltmasının ... Partisi olduğunun da açıkça belirtildiğini, diğer yandan, siyasi partilerin seçmen ve toplum hafızasında kolaylıkla yer etmesi ve kısaca anılması için parti kısaltmalarının kullanıldığını, müvekkiline ait markanın kamu yararı açısından korunması gereken markalardan olduğunu, herhangi bir mal ve hizmete ilişkin bulunmadığı için davacı tarafça koruma markası kararı aleyhine başvuru yapılabilmesinin ve dava açılabilmesinin hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile SMK'nın 5/g ve ğ maddesi kapsamına giren işaretler marka olarak tescil olunamaz ise de gerek Paris Sözleşmesinin 2. mükerrer 6. maddesi ve gerekse de SMK'nın anılan hükmü, bu tür işaretlerin bir kütük veya deftere tescili gibi bir zorunluluğa veya düzenlemeye işaret etmediği, TÜRKPATENT'in anılan mahiyetteki işaretleri koruma markası vererek korumasına yönelik yasal bir zorunluluk veya uygulama da söz konusu olmadığı, Kurumun mevzuat gereği olmayan bu tür bir uygulamaya istediği zaman son verebileceği, SMK'da koruma markası olarak tanımlanmış ve tesciline hukuki sonuçlar bağlanmış bir marka türünün de bulunmadığı, mevzuatta da koruma markası tesciline ilişkin bir yöntem öngörülmediği, davalı Kuruma da böyle bir görev verilmediği, Yargıtayın emsal uygulamasının da bu yönde olduğu (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.05.2007 tarih ve 2006/468 E., 2007/7853 K., 11.02.2011 tarih ve 2009/2466 E., 2011/1474 K. sayılı kararları), dolayısıyla davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar yokluğundan dolayı davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 14.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

§