"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1121 Esas, 2025/458 Karar
HÜKÜM : Asıl davanın kısmen kabulüne ve birleşen davanın kabulüne
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/239 E., 2023/12 K.
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/334 E. sayılı dosyası
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; ... & ... (...) şirketler grubuna dahil dünyanın çeşitli bölgelerinde en az 70 şirket bulunduğunu ve ... & ...'ın 180 yılı aşkın zamandır tıbbi ve sıhhi ürünler de dahil olmak üzere güzellik ve kişisel bakım ürünleri, temizlik ürünleri, tüketim malzemeleri, kumaş ve ev bakımı ve temizliği, bebek bakımı, havlular, kağıt mendiller, yiyecek ve içecekler gibi pek çok sahada faaliyet gösterdiğini, 180'den fazla ülkede faaliyet gösteren müvekkilinin "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "...", "..." gibi, dünyaca meşhur ve yüksek tanınmışlık seviyesine ulaşmış pek çok markasının mevcut olduğunu, kişisel bakım ürünlerinin ana ürün yelpazesine dahil olduğu müvekkilinin çok sayıdaki dünyaca tanınmış markasından birisinin de, tıraş makineleri ve jiletli usturalar ile kullanılmaya elverişli jiletler üzerinde kullanılan "..." markası olduğunu, bu bağlamda çok tanınmış ve bir klasik haline gelmiş "..." markalı ürünlerin gerek müvekkilinin "..." markalarıyla, gerekse doğrudan müvekkili ... tarafından çok uzun yıllardır Türkiye'de ve dünya çapında yaygın olarak kullanıldığını ve pazarlandığını, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde "..." ibaresinin içinde bulunduğu 8. sınıfı kapsayan, "Tıraş bıçakları ve plastik tıraş aletleri" için 77652 sayılı "...", 81071 sayılı "...", 91851 sayılı "..." ve 102102 sayılı "... + şekil" marka tescilleri ile "tıraş makineleri ve tıraş bıçakları, tıraş aletleri, içinde tıraş bıçakları bulunan kutular, kasetler, kartuşlar ve bu eşyaların parçaları ve donanımları" için 2003/32245 sayılı "..." marka tescilinin sahibi olduğunu, ülkemizde en eskisi 1967 senesinde tescil edilmiş olan müvekkiline ait meşhur "..." markalarının, 50 yılı aşkın süredir Türkiye'de ve çok uzun yıllardır Dünyada birçok ülkede fiilen ve kesintisiz olarak kullanılmakla birlikte, marka tescilleri ile de koruma altında olduğunu, davaya konu olan ve davalı adına tescilli "..." ve "..." markalarının müvekkilinin özgün "..." ibareli markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek ve iltibasa yol açacak kadar benzediğini, öyle ki davalı tarafın kullandığı markalarda yer alan esas unsur konumundaki "..." ibaresinin okunuşu ile müvekkilinin "..." markasının okunuşunun birebir aynı olduğunu, bunun yanı sıra görsel olarak da markaların neredeyse birebir aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, zira markalar arasındaki tek farkın müvekkilinin dünyaca tanınmış markasındaki "..." ve "..." ibareleri arasında yer alan "-" işareti olduğunu, bu işaretin, davalı şirketin markalarını, müvekkilinin markasından farklılaştırmaya veyahut davalı tarafın markalarına herhangi bir ayırt edicilik sağlamaya yeterli olmadığını, benzer şekilde, müvekkili ...'ye ait özgün ve tescilli "..." markalarının, Türkçede herhangi bir anlamı bulunmadığını, tesadüfi olarak seçilmesinin oldukça güç bir ifade olduğunu, bu nedenlerle davalı şirket tarafından "..." ve "..." markalarının müvekkiline ait tanınmış "..." markasının toplumda yarattığı isimden yararlanmak ve satışlarını bu surette arttırmak, yani kendisine haksız avantaj sağlamak gayesi ile kullanıldığının kuşkusuz olduğunu, üstelik davalının dava konusu 2016/16942 sayılı "..." markasındaki "..." ibaresinin "..." ibaresi ile birlikte kullanıldığını, bu ibarenin, müvekkil şirketin bilinen ve tüm ürünlerinin ambalajlarında yer alan "..." ibaresi ile de son derece benzer olduğunu, davalı şirketin, "..." markasıyla, ... tarafından üretilen "... (... ...)" markasıyla doğrudan ilişki yaratmayı amaçladığını, ayrıca, dava konusu markaların 08. ve 11. sınıfa dahil malları kapsadıklarını, tescil kapsamındaki malların müvekkilinin tescilleri kapsamındaki mallar ile birebir aynı, doğrudan alakalı, ayırt edilemeyecek ve tüketici nezdinde iltibas yaratacak derecede benzer mallar olduğunu, davalı tarafın markaları tıpkı müvekkilinin tescilleri kapsamındaki ve "..." markalı tıraş bıçağı ürünleri ile benzer ve ilişkili ürünler olan; tıraş makineleri, tıraş aletleri ve saç kurutma makineleri, saç kesim makinesi gibi elektrikli saç şekillendirme ürünleri üzerinde kullanıldığını, davalının müvekkilinin "..." markalı ürünlerini kendi web sitesi ile sosyal medya hesabında tanıttığını ve satışa sunduğunu, karşı tarafın kullandığı ibarelerde esas unsur konumunda olan "..." ibaresinin müvekkilinin özgün "..." markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak ayırt edilemeyecek derecede ve tüketici nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin markaları taklit edilerek üretilen/ürettirilen "..." ibareli bu ürünlerin davalıya ait http://.../adresli web sitesi ile https://www:... linkindeki ... sayfasında satışının ve tanıtımının yapıldığını, davalının müvekkilinin ticari takdim şekli ve markalarını taklit eder fiillerinin İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/1 D. İş sayılı dosyası ile tespit edildiğini, davalının, delil tespiti, ihtarname ve özellikle de kurum kararını müteakip dahi mütecaviz fiillerini sürdürdüğünü, halen de iyi niyetten yoksun bir biçimde bu haksız fiillerine devam ettiğini, bu durumun bilirkişi raporuyla alan adı sahibi olduğu teyit edilen davalı şirketin web sitesi ile sosyal medya hesabından alınmış mütecaviz ürünlerine ait güncel tarihli ekran görüntülerinden de açıkça anlaşıldığını, bu durumun markaya tecavüz ve haksız rekabetin yanı sıra kurum kararının da ihlali anlamına geldiğini ileri sürerek davalıya ait http://.../ web sitesi, https:/www ....com/... linkindeki ... sayfası, https://www...1675275 ve https:// www...com/...,... adreslerindeki ... hesapları ile sair internet sitelerinin içeriğinden "..." ve "..." ibareleri de dahil olmak üzere müvekkilinin "..." markalarını aynen ve/veya cüz'i değişiklikler ile de olsa ihtiva eden ürün görselleri dahil müvekkilinin markasına ve fikri sınai haklarına tecavüz teşkil eden davalının tüm kullanımlarının çıkarılmasını, çıkarılması mümkün olmadığı takdirde söz konusu web sitelerine erişimin engellenmesini, "..." ve "..." ibareleri ve benzerleri de dahil olmak üzere davalı tarafından dava konusu ürünleri, aynen veya cüzi değişikliklerle dahi olsa imalat, satış, ambalajlama, depolama ve pazarlama dahil her tür ticari kullanımının önlenmesini, "..." ve "..." ibareleri ve benzerleri de dahil olmak üzere müvekkilinin "..." markalarını aynen ve/veya cüz'i değişiklikler ile de olsa ihtiva eden her tür ürün, tabela, etiket, kutu, koli, ambalaj, katalog, broşür, basılı evrak, yazı velhasıl her türlü ürün ambalaj ve tanıtım vasıtasının, davalıya ait işyerlerinden ve ticari amaçla bulundukları her yerden, (özellikle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 56/(4) hükmü uyarınca üçüncü kişilerin elinde olsalar dahi) toplanmasını, imha edilmesini, davalıya ait 2016/16942 sayı ile tescilli “...” ve 2017/44540 sayı ile tescilli “...” ibareli marka tescillerinin hükümsüz kılınarak sicilden terkinini, hükmün ilanını talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin de müvekkilinin markalarını taklit eder nitelikteki "..." markası ile üretip/ürettirip satışa sunduğu ürünler ile müvekkili ...'nin "..." ibareli markalarını taklit ettiğini, davalı tarafın kullandığı markada esas unsur konumunda olan ibarenin müvekkilinin özgün markaları ile görsel, işitsel ve kavramsal olarak neredeyse birebir aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı şirketin İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/365 E. sayılı davası kapsamında hükümsüzlüğü ile sicilden terkini talep edilen ... numaralı "..." ve ... numaralı "..." ibareli marka başvurusunun da kötüniyetle yapıldığını, müvekkili tarafından açılan bu davaya rağmen davalı tarafça web sitesinde ve sosyal medya hesaplarındaki kullanımların sonlandırılmadığı gibi kullanımda ısrar edildiğini ileri sürerek davanın öncelikle İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/365 E. sayılı davası ile birleştirilmesini, davalının müvekkili şirketin markalarına tecavüz ve haksız rekabeti nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl davada süresinde sonra sunduğu cevap dilekçesinde; dava konusu emtianın aynı olmadığı gibi farklı sınıflarda tescilli olduğunu, davacının markasına bağlı emtia ile müvekkili markasına bağlı emtianın aynı olmadığını, koruma sınıfına göre sınıfın ihlal edilmediğini, davalının kullanımlarına davacı tarafın zımni muvafakati bulunduğunu, marka yıllardır kullanılmakta olup, davacının bunca sene bu konuyla ilgili bir işlem yapmamış olmasının muvafakat ettiğinin göstergesi olduğunu, müvekkilinin kullanmış olduğu markanın tescil sürecinde markanın, TÜRKPATENT tarafından incelendiğini, müvekkilinin kullanmış olduğu markanın başka markalarla benzer olmaması nedeniyle kurum tarafından tescil edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından açılan dava ile birleştirilen manevi tazminat talebini içeren davanın şartlarının oluşmamış olması ve haksız olması sebebiyle kabulünün mümkün olmadığını, davada müvekkilinin; ilan, itiraz, itirazın değerlendirilmesi ve tescil aşamalarından oluşan marka sürecini tamamladığını ve davacının hiçbir zaman ve hiçbir şekilde kullanmadığı sınıf ve eşyalar için markasını tescil ettirdiğini, dolayısıyla ortada davacının markasına yapılmış bir saldırı ve bu saldırının neticesinde davacının itibar kaybı, markasının zarar görmesi gibi bir sonucun ortaya çıkmadığını, manevi tazminat talep edilirken talep edilen manevi tazminatın uğranılan elemi gidermekten öte sembolik bir değer taşıdığını, talep edilen bu tazminatın davalısını zor duruma düşürecek nitelikte de olmaması gerektiğini, bu yönden de manevi tazminat talebinin, temel ilkeler karşısında haksız olmakla birlikte, miktar yönünden de kabul edilebilir olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne, TÜRKPATENT nezdinde davalı adına tescilli 2016/169 42... ... numaralı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden tekinine, davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, birleşen davanın kabulüne, 50.000,00 TL manevi tazminatın; dava tarihi olan 14.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin markaların hükümsüzlüğü ile marka haklarına tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i davasıyla ilgili istinaf talepleri incelendiğinde; dosyada mevcut taraflara ait marka tescil kayıtları, delil tespiti dosyasında ve işbu dava sırasında alınan bilirkişi raporları ile tespit edilen davalının marka kullanımları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı adına tescilli "...-..." markasının tıraş bıçakları ve tıraş makineleri için tanınmış marka olduğu, davalının tescil ettirdiği 2016/169 42... /... tescil numaralı markaların tescil kapsamında da 08. sınıfta yer alan ve davacının markasının tanınmış olduğu emtia ile aynı, benzer veya bağlantılı emtianın da mevcut olduğu, davalının markalarının tescil tarihlerinden dava tarihine kadar 5 yıllık sürenin geçmediği, SMK’nın 155. maddesi uyarınca davacının markalarından sonra tescil başvurusu yapılan davalının markalarının savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği, davalının markalarında ve marka kullanımlarında "... ..." ibaresinin aynen yer aldığı, davacının markasının tescili kapsamında kalan ürünler için de markaları kullandığı, ayrıca davalının bazı ürünler için tescilli markalarından farklı olarak davacının tescilli markası olan "... ..." markasını da aynen kullandığının tespit edildiği, davalının markalarının ve marka kullanımlarının davacının tescilli markaları ile iltibasa neden olacak derecede benzer oldukları, her iki taraf markasının da ortalama tüketici kitlesine hitap ettiği, davalının bazı ürünlerinin üzerine "berberler için özel" yazmasının bu duruma etkisinin bulunmadığı, davalının marka tescillerinin davacının markasının tanınmışlığından haksız olarak yararlanma amacıyla yapıldığının anlaşıldığı, tüm bu nedenlerle İlk Derece Mahkemesince davalının markalarının tescilli oldukları tüm mal ve hizmetler için hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinlerine, davalının markasal kullanımlarının davacının markalarına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün meni’ne ve ref’ine karar verilmesinin yerinde olduğu, davalı vekilinin haksız rekabete ilişkin istinaf talebiyle ilgili yapılan incelemede; davacı özel hükümlere dayanmış olduğundan markanın koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda, yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olup, özel hükmün yanında haksız rekabetin uygulanmasını gerektirir herhangi bir kanun hükmünün bulunmadığı, özel kanunla birlikte eş zamanlı olarak haksız rekabet hükümlerinin de uygulanmasının hukuki dayanağı bulunmadığından davalı vekilinin haksız rekabete ilişkin istinaf talebinin yerinde görüldüğü, birleşen davada hükmedilen manevi tazminatla ilgili, asıl davada davalının davacıya ait tanınmış ve tescilli markalarına tecavüz teşkil edecek şekilde marka kullandığının tespit edildiği, bu nedenle davacının manevi tazminat talep edebileceği, hükmedilen manevi tazminatın davacının markalarının tescil tarihlerine, sayılarına, tanınmış marka olmalarına ve dava tarihindeki ekonomik koşullara göre hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, asıl davanın kısmen kabulüne, TÜRKPATENT nezdinde davalı adına tescilli 2016/169 42... ... numaralı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının eyleminin, davacının marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, men'ine, ref'ine, davacının haksız rekabetin tespiti, men’i ve ref’i taleplerinin reddine, İlk Derece Mahkemesinin 23.06.2022 tarihli ihtiyati tedbir kararının, karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 50.000,00 TL manevi tazminatın; dava tarihi olan 14.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına, masrafın davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar, asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, davalıya ait markaların hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve kaldırılması, birleşen dava ise marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.01.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.