Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Hukuk Dairesi

Dosya2025/2559 E. 2026/73 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/982 Esas, 2025/174 Karar

HÜKÜM : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2014/348 E., 2022/166 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalıları vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

1.Davacı vekili dava dilekçesinde; 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun uyarınca gerçekleştirilen özelleştirme uygulamaları kapsamında müvekkili şirketin hisselerinin %100'ünün 03.09.2010 tarihli hisse devri satış sözleşmesi ile ... Enerji Dağ. ve Per. Sat. Hiz. A.Ş.'ye devredildiğini, davalının devir işlemleri sırasında taraflar arasında gerçekleşen para hareketlerinin özelleştirme ile ilgili mevzuata ve ihale dökümanında öngörüldüğü şekilde işleme tabi tutulup tutulmadığı konusunda hazırlanan İnceleme ve Soruşturma Raporuna istinaden müvekkilinden 12.861.000,00 TL talep ettiğini, dava hakları saklı kalmak kaydıyla bu meblağın yatırıldığını, ancak davalı talebinin hukuka uygun olmadığını, zira hisse satışının blok yapıldığını, bu yönteme göre, faaliyetlerini rutin olarak yürüten şirketin alacak, hak ve borçlarıyla birlikte yani bilanço mevcutlarıyla birlikte alacak, borç, hak ve hükümlülükleriyle birlikte özel sektöre devredildiğini ileri sürerek ödenen tutarın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davacı vekili birleşen davanın dilekçesinde, devre esas bilanço tarihinde banka hesaplarında bulunan paranın kısa vadeli repo yapılması nedeniyle asıl davaya konu 12.861.000,00 TL anapara dışında müvekkilinin gecikme faizi ve KDV dahil bakiye 8.125.282,06 TL alacağının bulunduğunu ileri sürerek bu tutarın faizi ile birlikte davalı şirket ile repo işlemlerinde imzaları bulunan diğer davalılardan müşterek müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; soruşturma raporuna göre blok satış yönteminde hisselerin devri sırasında devir bilançosu, kasa, stok veya demirbaş sayımı, sayaç okuma gibi işlemlerin yapılmadığını, ihale şartnamesinde yer alan istisna hükmü dışında dağıtım şirketlerinin bilançosundaki tüm unsurların özelleştirme bedeli içinde değerlendirildiğini, ... Dağıtım A.Ş.'nin (...) elektrik dağıtım şirketlerine gönderdiği yazılarda, şirketin kasa/banka hesaplarında bulunan tutarların kullanımına ilişkin yapılacak harcamaların öncelik sırasına yer verildiğini, kasada ya da bankada bir iki günlük cari harcama miktarı dışında nakit bulundurulmaması, kısa vadeli nakit ihtiyacını aşan kısmın enerji borcu ödemesinde kullanılması gerektiğinin belirtildiğini, devre esas bilanço tarihinde yüksek miktarda repo işlemi bulunan şirketler ve bunların devre esas bilanço tarihinden önceki geriye dönük 6 ay sonunu kapsayan repo tutarı ortalamasının alındığını, ... Elektrik Dağ. A.Ş.'nin devre esas bilanço tarihinde görünen repo tutarına göre enerji borçlarının ödenmeyip 12.861,000 TL'nin devralan özel şirketlere aktarılması ile özel şirketin sebepsiz zenginleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Davalılar vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde, ihale şartnamelerinde yer alan istisna hükmü çerçevesinde, devir tarihinden bir önceki ay sonu itibarı ile şirket bilançolarında yer alan birikmiş kamu ve tarımsal sulama alacakları ile enerji borçlarının şirket bilançosundan çıkarılarak ... bilançosuna aktarıldığını, bunun dışındaki kalemlerin dağıtım şirketi bilançosunda bırakıldığını, şirketin mevcut bilançosuyla özel sektöre devredildiğini, dağıtım şirketi bilançosundaki tüm unsurların özelleştirme bedeli içinde değerlendirildiğini, müvekkili şirket ile ilgili olarak Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanmış ihale şartnamesinde, işletme hakkı devir sözleşmesinde, hisse satış sözleşmelerinde aksi yönde hüküm bulunmadığını, müvekkilinden talep edilen ana paranın da faiz talebinin de yerinde olmadığını, ayrıca anaparanın ödenmesi hususunda da müvekkillerinin temerrüde düşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı şirketin özelleştirilmesine yönelik ihale şartnamesinde hüküm yok ise de; özelleştirmenin 26.06.2010 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanmasından sonra asıl dosyanın davacısı şirket yetkilileri tarafından, ...'ın talimatlarının aksine ve mutad uygulamalara aykırı olarak dava dışı ... Üretim A.Ş. ve bağlı şirketlere ödenmesi gereken borçların ödenmeyip, devir tarihinden önce 14.186.000,00 TL'yi repoya yatırmak suretiyle şirketi özelleştirmeden devralan asıl dosyanın davacısı şirket yararına, davalı ...'ın zararına sebep oldukları gerekçesiyle çalışanların yargılandığı ve ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararının Yargıtay incelemesinden geçerek onandığı gözönünde bulundurulduğunda asıl dosyanın davacısından yapılan kesinti ve tahsilat yerinde olduğundan asıl davada davacının kesinti ve ödemelerin iadesini isteyemeyeceği, birleşen davada ise, asıl dosyanın davacısı yararına birleşen dosyanın davacısı aleyhine şirket paralarını repoya yatırmak suretiyle şirketin zarara uğratıldığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalıları vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle bekletici mesele yapılan Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/240 E. sayılı dosyasında verilen karar ile birleşen davalılar ... ile ... hakkında üzerlerine atılı görevin gereklerini yapmakta ihmal ve gecikme göstererek davalı/birleşen davacıya ait nakit varlıkların üçüncü kişiye intikalini sağlamak suretiyle mağduriyetine ve alacağını tahsil etmesinin gecikmesi sebebiyle maddi zararına neden olunduğu, alacaklı olduğu üçüncü kişinin bu suretle haksız menfaat sağlamasına sebebiyet vermek suretiyle görevi ihmal suçu işlediğinin sabit olduğu, birleşen davalıların mahkumiyetine dair kararın kesinleştiği, ceza mahkemesinin maddi vakıaya ilişkin kabulünün 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesi uyarınca hukuk hakimini bağladığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, haksız tahsil olunduğu iddia olunan paranın faizi ile birlikte iadesi talebine; birleşen dava ise asıl davaya konu anapara dışında bakiye faiz ve KDV alacağının tahsili talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik asıl davanın davacısı birleşen davanın davalıları vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2.Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarının alacağın belirlenmesi yolunda hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, yani asıl davada davacının fazla ödemesinin bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı; birleşen davada ise davacının alacak miktarının saptanıp saptanmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk Derece Mahkemesince kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı esas alınarak kurulan hükme yönelik davacı/birleşen davanın davalıları vekilinin istinaf başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmiş ise de, TBK'nın 74. maddesi ve Dairemiz uygulamaları ile belirlenmiş olduğu üzere hukuk hâkimi, kesinleşmiş ceza mahkemesinin mahkûmiyet kararında tespit edilen maddi olgular ile bağlıdır, ancak eldeki dava bakımından sonuca varılabilmesi için asıl davada, davacının davalıya fazla ödeme yapıp yapmadığının, yapmışsa miktarının; birleşen davada ise dava dilekçesinde belirtilen KDV, faiz vs. kalemlerine ilişkin alacağın miktarının uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi/lerden alınacak rapor ile belirlenmesi gerekirken, bu yönde hüküm kurmaya elverişli bir inceleme, hesaplama yaptırılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalıları vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl davanın davacısı, birleşen davanın davalıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§