Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Ceza Dairesi

Dosya2026/387 E. 2026/3383 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

SAYISI : 2025/2325 Değişik İş

SUÇ: Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık

İNCELEME KONUSU

KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi

BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 03.02.2025 tarihli ve 2025/20478 Soruşturma, 2025/22230 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 17.03.2025 tarihli ve 2025/2325 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 17.03.2025'te kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 25.12.2025 tarihli ve 2025/45100 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155098 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

A. Kanun Yararına Bozma İstemi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.01.2026 tarihli ve KYB-2025/155098 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,

Dosya kapsamına göre, müşteki vekilinin şüpheliler hakkında yapmış olduğu şikayet üzerine yürütülen soruşturma neticesinde İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 03.02.2025 tarihli kararı ile, müştekinin tanıdığı emlakçı vasıtasıyla şüpheli ... ile ... ... mahallesinde bulunan konutu almak amacıyla anlaştığı, 04.05.2011 tarihinde toplam 187.000,00 Türk lirasını hesaba gönderdiği, dairenin satış işleminin şüpheli ...'un oğlu olan şüpheli ... tarafından şüpheli ... adına düzenlenmiş vekaletname ile gerçekleştirildiği, daha sonra söz konusu taşınmazın tescilinin iptaline karar verildiği belirtilerek şikayetçi olunduğu anlaşılmış ise de olayın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğu ve zamanaşımı süresinin de dolduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmış ise de;

Müşteki vekilinin başvurusunda özetle, müşteki ...'nun şüpheli ...'e ait ... Mahallesindeki dairenin satın alınması için şüpheli ile anlaştığı, anlaşmaya istinaden şüphelinin hesabına 04.05.2011 tarihinde toplam 187.000,00 Türk lirası yatırıldığı, ilgili dairenin satışının şüpheli ... adına düzenlenmiş vekaletname ile şüpheli ...'in oğlu olan şüpheli ... tarafından müştekiye yapıldığı, ancak ilerleyen süreçte İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.06.2021 tarihli ve 2019/274 esas, 2021/442 sayılı kararı ile ilgili taşınmazın tescilinin iptaline karar verildiği,

Şikayete konu taşınmazın ilk önce yüklenici taraf ile ... arasında satışının gerçekleştirildiği, satış sonrasında tapu devrinin gerçekleşmemesi nedeniyle, şüpheli ... tarafından İstanbul ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde tescil davası açıldığı, mahkemece tescil kararı verildiği, ilgili kararın Yargıtay tarafından görev yönünden bozulduğu, sonrasında dosyanın İstanbul 5. Tüketici Mahkemesine gönderilmesini takiben, şüpheli ...'in taşınmazı başkasına sattığını ve davayı takip etmeyeceğini belirttiği, bu süreç içerisinde ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından usulsüz yapılan tebligatın devamında hatalı olarak 21.03.2003 tarihinde ilgili konutun ...'e hükmen tescil edildiği, şüphelinin anılan tescilin hatalı yapıldığını ve taşınmazın ileride hukuki düzeltme ile elinden alınacağını bilmesine rağmen anılan taşınmazın sırasıyla; 06.05.2003 tarihinde ...'den ...'e, 20.10.2010 tarihinde ...'ten ...'ye, 04.05.2011 tarihinde ise ...'den müşteki ...'na satışının yapıldığı, tüm bunların devamında usulsüz tescilin iptal edileceğinin bilincinde olan ...'in konutu kayınbiraderi şüpheli ... ve vekili şüpheli ... ile işbirliği halinde iyi niyetli müşteki ...'na sattığı, şüphelilerin en başından itibaren müştekinin zarara uğrayacağını bilerek anılan satışı gerçekleştirmek suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-d maddesinde öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edilmesi karşısında,

Somut olayda, şikayete konu suçların şüpheliler tarafından gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespitine ilişkin olarak öncelikle şüphelilerin ve olayla ilgili bilgi sahibi olabilecek kişilerin tespiti ile tanık olarak ifadelerinin alınması, iddia konusu tüm resmi/özel belge ve kayıtların (Tapu kayıtları, noter belgeleri, sözleşme, makbuz, fatura, yazışma, mahkeme dosyası, icra dosyası vs.) birer suretinin dosyaya temin edilmesini müteakip, yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.

2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi;

“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.

Şeklinde düzenlenmiştir.

3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.

Hükümleri yer almaktadır.

4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.

5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikâyetçinin emlakçı vasıtasıyla bulduğu İstanbul İli ... İlçesi ... Mahallesinde bulunan taşınmazı 187.000,00 TL bedelle satın almak üzere şüphelilerden ... ile anlaştığının, şüpheli ... adına düzenlenen vekaletnameye istinaden taşınmazın şüpheli ... tarafından tapu devir işlemlerinin yapıldığının, ancak bir süre sonra taşınmazın şüpheli ... ile üçüncü kişiler arasında hukuk davasına konu olduğunun ve tapu tescilinin hatalı olarak bu şüpheli adına yapıldığının, şüphelinin de hukuki süreç içerisinde davanın aleyhine sonuçlanacağını bildiği halde bu hususu gizleyip, diğer şüphelilerle iştirak halinde hareket ederek taşınmazı şikâyetçiye satmak suretiyle menfaat temin ettiklerinin iddia olunması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; her ne kadar İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, "...taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde kaldığı, müştekinin varsa zararlarını hukuk mahkemelerinde talep edebileceği, kaldı ki iddialar sübut bulsa dahi söz konusu eylem yönünden suç tarihide nazara alındığında 8 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, bu itibarla yasal takibata devam edilemeyeceği..." şeklindeki gerekçeyle, 03.02.2025 tarihli ve 2025/20478 Soruşturma, 2025/22230 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 67/2-a maddesi de dikkate alınarak, ivedilikle şüphelilerin Cumhuriyet savcısı huzurunda ifadelerinin alınması, emlakçı ... ...'ın olayla ilgili bilgisine başvurulması, bahse konu taşınmaza ait tüm tapu kayıtları ile dayanak belgeler, satış sözleşmeleri, ödeme belgeleri...vs evrakın dosyaya celp edilmesi, şikâyet dilekçesinde belirtilen İstanbul Anadolu 14. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/274 Esas sayılı dosyası ile diğer hukuk dava dosyalarının getirtilip incelenmesi, iş bu soruşturmayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesinden sonra, sonucuna göre şüphelilerin eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 158. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçuna vücut verip vermeyeceği değerlendirilerek, dava zamanaşımı sürelerinin de buna göre tespit edilmesi gerektiği gözetilmeden, hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

II. KARAR

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 17.03.2025 tarihli ve 2025/2325 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.03.2026 tarihinde karar verildi.

§