"İçtihat Metni"
MAHKEMELERİ : Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi
SAYILARI : 2024/105 E., 2024/72 K., 2023/923 E., 2024/109 K.
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
İNCELEME KONUSU
KARARLAR : Mahkûmiyet, düşme
BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması
Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.01.2024 tarihli ve 2024/105 Esas, 2024/72 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan serî muhakeme usûlü uygulanarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206/1 ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 250/4. maddeleri uyarınca 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın, itiraz edilmeksizin 08.02.2024 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2024 tarihli ve 2023/923 Esas, 2024/109 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e, 67... sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince olağanüstü zamanaşının dolduğundan bahisle verilen düşme kararının, temyiz edilmeksizin 26.02.2024 tarihi itibarıyla kesinleştirildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 06.01.2026 tarihli ve 2024/15572 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.02.2026 tarihli ve KYB-2026/6575 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyaları Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.02.2026 tarihli ve KYB-2026/6575 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"1-Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.01.2024 tarihli ve 2024/105 Esas, 2024/72 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre sanığın, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkûmiyetine ilişkin Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesinin 16.05.2023 tarihli ve 2023/81 Esas, 2023/362 sayılı kararının sanık müdafi tarafından temyiz edilmesi üzerine yapılan incelemede Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 05.09.2023 tarihli ve 2023/4335 Esas, 2023/5877 Karar sayılı kararı ile serî muhakeme ve basit yargılama usûllerinin uygulanma olanağının değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verildiği, mahkemenin 11.12.2023 tarihli müzekkeresiyle, sanık hakkında serî muhakeme usûlünün uygulanması amacıyla bildirimde bulunulduğu, bu bildirim üzerine Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 30.01.2024 tarihli ve 2023/12115 Soruşturma, 2024/316 Esas sayılı talepnameye yönelik olarak, 27.10.2010 olan suç tarihinden sonra, yargılama kapsamında daha önce Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesince verilen 12.09.2013 tarihli ve 2013/5 esas, 2013/175 sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının kararının kesinleştiği 02.10.2013 ile denetim süresi içerisinde işlenen ikinci suçun suç tarihi olan 14.06.2014 tarihleri arasında zamanaşımının durduğu da dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, seri muhakeme usûlü uygulanarak sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesinde,
2-Kastamonu Ağır Ceza mahkemesinin, 08.02.2024 tarihli ve 2023/923 Esas, 2024/109 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede,
Dosya kapsamına göre, serî muhakeme usûlünün uygulanmasına yönelik 11.12.2023 tarihli müzekkere sonucunun beklenmesi ve Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.01.2024 tarihli ve 2024/105 Esas, 2024/72 Karar sayılı kararıyla sanığın mahkûmiyetine karar verildiğini dikkate alarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 09.07.2013 tarihli ve 2012/2-1518 Esas, 2013/354 Karar sayılı kararı uyarınca sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesi uyarınca mükerrerlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devam olunarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesinde,
İsabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesinin;
“Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” Şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesinde; “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine kararı verilir.” denilmektedir.
3. 5271 sayılı Kanun'un "Seri muhakeme usulü" başlıklı 250. maddesi;
"(1) Soruşturma evresi sonunda aşağıdaki suçlarla ilgili olarak kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmediği takdirde seri muhakeme usulü uygulanır:
a) Türk Ceza Kanununda yer alan;
7. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (madde 206),
(2) Cumhuriyet savcısı veya kolluk görevlileri, şüpheliyi, seri muhakeme usulü hakkında bilgilendirir.
(3) Cumhuriyet savcısı tarafından seri muhakeme usulünün uygulanması şüpheliye teklif edilir ve şüphelinin müdafii huzurunda teklifi kabul etmesi hâlinde bu usul uygulanır.
(4) Cumhuriyet savcısı, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen hususları göz önünde bulundurarak, suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında tespit edeceği temel cezadan ve koşulları bulunduğu takdirde zincirleme suça ilişkin hükümler uygulandıktan sonra belirlenen cezadan yarı oranında indirim uygulamak suretiyle yaptırımı belirler.
(5) Dördüncü fıkra uyarınca sonuç olarak belirlenen hapis cezası Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesine göre seçenek yaptırımlara çevrilebilir veya 51 inci maddesine göre ertelenebilir.
(6) Bu maddeye göre belirlenen yaptırımlar hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından, koşulları bulunması hâlinde 231 inci madde kıyasen uygulanabilir.
(7) Bu madde kapsamında yaptırım uygulanması, güvenlik tedbirlerine ilişkin hükümlerin uygulanmasına engel teşkil etmez.
(8) Cumhuriyet savcısı, şüpheli hakkında seri muhakeme usulünün uygulanmasını yazılı olarak görevli mahkemeden talep eder. Talep yazısında;
a) Şüphelinin kimliği ve müdafii,
b) Mağdur veya suçtan zarar görenlerin kimliği ile varsa vekili veya kanuni temsilcisi,
c) İsnat olunan suç ve ilgili kanun maddeleri,
d) İsnat olunan suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi,
e) Şüphelinin tutuklu olup olmadığı; tutuklanmış ise, gözaltına alma ve tutuklama tarihleri ile bunların süreleri,
f) İsnat olunan suçu oluşturan olayların özeti,
g) Üçüncü fıkrada belirtilen şartların gerçekleştiği,
h) Belirlenen yaptırım ile beşinci ve altıncı fıkra uygulanmış ise bunlara ilişkin hususlar ve güvenlik tedbirleri,
gösterilir. (Ek cümle:8/7/2021-7331/22 md.) Bu fıkraya aykırı olarak düzenlendiği, belirlenen yaptırımda maddi hata yapıldığı, yaptırım hakkında 231 inci veya Türk Ceza Kanununun 50 nci ve 51 inci maddelerinin uygulanmasında objektif koşulların gerçekleşmediği ya da teklif edilen cezanın mahiyetine uygun bir güvenlik tedbiri belirtilmediği anlaşılan talep yazısı, eksikliklerin tamamlanması amacıyla mahkemece Cumhuriyet başsavcılığına iade edilir. Cumhuriyet savcısı tarafından eksiklikler tamamlandıktan ve hatalı noktalar düzeltildikten sonra talep yazısı yeniden düzenlenerek mahkemeye gönderilir.
(9) Mahkeme, şüpheliyi müdafii huzurunda dinledikten sonra üçüncü fıkradaki şartların gerçekleştiği, eylemin seri muhakeme usulü kapsamında olduğu ve dosyadaki mevcut delillere göre mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği kanaatine varırsa talep yazısında belirtilen yaptırımdan daha ağır olmamak üzere dört ila yedinci fıkra hükümleri doğrultusunda hüküm kurar; aksi takdirde talebi reddeder ve soruşturmanın genel hükümlere göre sonuçlandırılması amacıyla dosyayı Cumhuriyet başsavcılığına gönderir. Mazeretsiz olarak mahkemeye gelmeyen şüpheli, bu usulden vazgeçmiş sayılır.
Şeklinde düzenlenmiştir.
4. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 09.07.2013 tarihli ve 2012/2-1518 Esas, 2013/354 Karar sayılı kararında; "...bir filinden dolayı yargılanan kişinin aynı fiil nedeniyle tekrar yargılanmayacağını bilmesi kişi için bir güvence olup, bu güvence hukuk devleti olmanın bir gereğidir. Dolayısıyla bu güvencenin hayata geçirilebilmesi için, aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava bulunduğu takdirde, mükerrer yargılama yapılmasının engellenmesi amacıyla dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmaksızın, davanın reddine karar verilmelidir. Diğer taraftan, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit için eylemin nitelendirmesi gerekeceğinden, davanın esasına girilmesi gerekmektedir. Oysa aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava bulunduğunun tespiti halinde, davanın esasına girilmeksizin davanın reddine karar verileceğinden, bu durumda artık dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğine bakılmayacaktır. Kesin hükmün otoritesinin sağlanması ve aynı eylem nedeniyle iki farklı karar verilmek suretiyle çelişkiye neden olunmasının engellenmesi için, davanın reddi kararının verilmesini gerektiren hallerde, dava zamanaşımının gerçekleştiğinden bahisle düşme kararı verilmeyip, daha lehe olan davanın reddi kararı verilmelidir. Nitekim öğretide de; "Gerçekleşmemesi sadece muhakemenin tekrarlanmasına engel olan şart söz konusu ise, muhakeme şartının bulunmadığı görülünce açılan dava kabul edilmemeli, edilmişse sonradan reddolunmalıdır. İlk davanın görülmesinde durma ve düşme ile meseleyi halletmek kabil olduğu halde, tekrarlama da şartın gerçekleşmesi imkanı bulunmadığından düşme kararı verilmesi gerekecekse de bu karar ilk yapılan muhakemeye tesir edebileceğinden, dava önce kabul edilmemeli, edilmişse reddolunmalıdır." (..., Muhakeme Hukuku ... Ceza Muhakemesi Hukuku, Onuncu Baskı, s.75) şeklinde ifade edilen görüşle, davanın reddi kararı verilmesi gereken bir halde, düşme kararı verilemeyeceği belirtilmiştir. Öte yandan, hüküm veya açılmış dava bulunmamasının ve dava zamanaşımının gerçekleşmemiş olmasının her ikisi de ceza muhakemesi yapılabilmesi için gerekli olan şartlardan ise de, hüküm veya açılmış dava bulunmaması öncelikle bir dava şartı olduğundan, yargılama şartı olan dava zamanaşımının gerçekleşmemiş olması kuralından önce uygulanması gerekmektedir..." denilmektedir.
5. İncelenen dava dosyası içeriğine göre:
a) İhbarnamede (1) numara ile belirtilen Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.01.2024 tarihli ve 2024/105 Esas, 2024/72 Karar sayılı kararı yönünden; 27.10.2010 olan suç tarihinden sonra, yargılama kapsamında daha önce verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 02.10.2013 ile denetim süresi içerisinde işlenen ikinci suçun suç tarihi olan 14.06.2014 tarihleri arasında zamanaşımının durduğu da dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken, sanığın mahkûmiyetine hükmedilmesi,
b) İhbarnamede (2) numara ile belirtilen Kastamonu Ağır Ceza mahkemesinin, 08.02.2024 tarihli ve 2023/923 Esas, 2024/109 Karar sayılı kararı yönünden; Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.01.2024 tarihli ve 2024/105 Esas, 2024/72 Karar sayılı kararıyla sanığın mahkûmiyetine karar verildiği dikkate alınarak, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesi uyarınca mükerrerlik nedeniyle ret kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devam olunarak sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-d. maddesi gereği bahse konu hukuka aykırılıklar Yargıtay tarafından giderilmiştir.
II. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Kastamonu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.01.2024 tarihli ve 2024/105 Esas, 2024/72 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden, sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği DÜŞMESİNE,
3. Kastamonu Ağır Ceza mahkemesinin, 08.02.2024 tarihli ve 2023/923 Esas, 2024/109 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-d. maddesi uyarınca bozma nedeni cezanın kaldırılmasını gerektirdiğinden ve sanık hakkında aynı fiili nedeniyle daha önceden verilmiş bir hüküm bulunduğu anlaşıldığından, 5271 sayılı Kanun’un 223/7. maddesi gereğince mükerrer olarak açılan davanın REDDİNE,
Dava dosyalarının, Mahkemelerine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.03.2026 tarihinde karar verildi.