"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2025/857 Değişik iş
SUÇ : Dolandırıcılık
İNCELEME KONUSU
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
KANUN YARARINA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2025 tarihli ve 2025/459 Soruşturma, 2025/781 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Akşehir Sulh Ceza Hakimliğinin 19.03.2025 tarihli ve 2025/857 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 19.03.2025’de kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 09.12.2025 tarihli ve 2025/28258 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147196 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147196 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında;
Dosya kapsamına göre, müşteki...'ın alınan beyanında özetle; 06.11.2024 tarihinde ... marka aracını 150.000.00 Türk lirası bedelle şüpheli ...'e devretme hususunda anlaştıklarını, 2.000,00 Türk lirası kaporayı eşi diğer şüpheli ...'ün kendisinin hesabına gönderdiğini, şüphelilerin kalan miktar için senet yapıp teslim edeceklerini beyan ettiklerini, satış sırasında noterde parayı alıp almadıkları sorulduğunda senet ile satış yaptıklarını söylediklerini, daha sonra parasının ödenmediğini ifade ederek aracını üzerine geçiren ve parasını ödemeyen şüphelilerden şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada, Akşehir Cumhuriyet Başsavcılığınca tarafların arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf boyutunda kaldığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, müşteki beyanı, müştekinin dosyaya sunduğu ... yazışma çıktıları ve ses kayıtları ile şüpheli ...'ün beyanı kapsamına göre, hileli hareketlerle müştekiyi kandırıp haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair şüpheliler hakkında kamu davası açılmasını gerektirir yeterli şüphe bulunduğu ve delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği, ancak dosyanın öncelikle uzlaştırma işlemleri için uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
...“
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
...“
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şikayetçinin, kendisine ait aracın satışı için şüpheliler ile 150.000,00 TL karşılığında anlaştığının, bedelin senet ile ödeneceğinin kararlaştırıldığının, aracın 06.11.2024 tarihinde noter üzerinden şüphelilerden ...'e satışının gerçekleştirildiğinin, bununla birlikte şüphelilerin 2.000,00 TL dışında herhangi bir ödeme yapmadıklarının, senet de vermediklerinin, şikayetçiyi oyalayıp vakit kazandıktan sonra oradan uzaklaştıklarının, satış işlemini şikayetçi adına vekaleten yapan ...'un, şüphelilerden ...'ün arkadaşı olduğunun, şüphelilere daha önce de araç satarak parasını aldığının ancak şüphelilerin buna ilişkin dekontları göstererek herhangi bir borç bulunmadığını, aksi durumda kendisini tefecilik ile suçlayacaklarını söylediklerinin, bu olaylara...'ın tanık olduğunun iddia olunması, şüphelilerden ...'ün alınan ifadesinde; aracı asıl alan kişinin eşi olan ... olduğunu söylemesi, şüphelilerden ...'ün alınan ifadesinde; aracın 85.000,00 TL'ye satışı hususunda anlaştıklarını, ancak şikayetçiye daha önceden satmış olduğu aracın parası ödenmediği için şikayete konu satışa ilişkin ödemeyi de ertelemek zorunda kaldığını belirtmesi ile suç adının güveni kötüye kullanma olarak yazılarak, şüphelilerden ...'ün savunmasının kararda tartışılmaması karşısında; isnat olunan eylemin dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilerek, ... ve...'ın tanık olarak beyanlarına başvurulması, satış bedelinin kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde tespit edilmesi, önceden herhangi bir araç satışının bulunup bulunmadığının ve ödemenin ne şekilde gerçekleştiğinin araştırılması, taraflar arasında Hukuk Mahkemesinde görülen itirazın iptaline ilişkin dava dosyasının getirtilerek incelenmesi, onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının tayin ve takdir edilmesi gerekirken; "...tarafların arasındaki uyuşmazlığın araç alım satımı ile alakalı olduğu anlaşılmakla, hukuki ihtilaf boyutunda kaldığına kanaat edildiği, bu aşamada müştekinin alacağını tahsil etmek amacıyla icra daireleri veya hukuk mahkemeleri nezdinde hak araması gerektiği, müracaat konu eylemin suç teşkil etmediği ve bu sebeple de soruşturma konusu olamayacağı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi belirtilen nedenlerle yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Akşehir Sulh Ceza Hakimliğinin 19.03.2025 tarihli ve 2025/857 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.03.2026 tarihinde karar verildi.