"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2024/4392 Değişik İş
SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, bilişim sistemine girme,
verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
İNCELEME KONUSU
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi
BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.03.2024 tarihli ve 2023/248871 Soruşturma, 2024/53909 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 06.05.2024 tarihli ve 2024/4392 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 06.05.2024'te kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 09.12.2025 tarihli ve 2025/17597 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147538 sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
A. Kanun Yararına Bozma İstemi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.12.2025 tarihli ve KYB-2025/147538 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Somut olayda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 28.03.2024 tarihli kararıyla şikayete konu olayla ilgili hukuk davasının devam ettiği, tarafların ileri sürdüğü iddiaları ve savunmalarını hukuk mahkemesinde ileri sürebileceğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verilmiş ise de,
Şikayete konu mail hesaplarının sahiplerinin tespit edilmesi amacıyla ilgili servis sağlayıcılarından sorularak ilgili maillerin gönderilme ve cevaplanma tarihlerinin saat ve tarihlerinin bildirilerek aynı kişiye ait olup olmadığının öğrenilerek sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. 5271 sayılı Kanun‘un 160. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172/1. maddesi;
“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.
Şeklinde düzenlenmiştir.
3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;
“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.
(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.
Hükümleri yer almaktadır.
4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172. maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.
5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.
6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelilerden ... ...'ın, şikâyetçiye ait iş yerinde bir süre çalıştığının, devamında aralarındaki anlaşmazlık nedeniyle işte ayrıldığının, yine aynı iş yerinin çalışanı olan diğer şüpheli ile iştirak halinde hareket eden şüpheli ... ...'ın şikâyetçinin iş yerinde olmadığı bir gün gelerek burada bulunan bilgisayardan şikâyetçinin mail adresine erişim sağlayıp kendisine 4987 gr altın borcu olduğuna dair mailler gönderdiğinin, devamında bu mailleri delil olarak ibraz etmek suretiyle şikâyetçi aleyhine İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/566 Esas sayılı dosyası kapsamında alacak davası açtığının iddia olunması üzerine yürütülen soruşturma kapsamında; İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/566 Esas sayılı dosyası celp edilerek akıbetinin araştırılması, iş bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosyaya eklenmesi, suça konu maillerin gönderildiği IP adreslerinin tespit edilmesi, tanık olarak isimleri bildirilen .... ve ....'nin de olayla ilgili bilgilerine başvurulması, maillerin gönderildiği belirtilen şikâyetçiye ait iş yeri bilgisayarı üzerinde teknik bilirkişi incelemesi yaptırılması, şüphelilerin suç tarihlerine yakın tarihlere ait HTS kayıtları temin edilerek karşılıklı görüşmelerinin olup olmadığının ortaya konulması, tarafların sosyo-ekonomik durumları araştırılarak şüpheli ... ...’ın belirtilen tarihlerde şikâyetçiye bu miktarda borç verebilecek ekonomik güce sahip olup olmadığının belirlenmesinden sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, "...olayla ilgili şüphelilerin ve müşteki tarafından bildirilen tanıkların beyanları alınmış olup, toplanan deliller karşısında, taraflar arasındaki uyuşmazlıkla ilgili hukuk mahkemesinde devam etmekte bulunan derdeste davanın bulunduğu, tarafların iddia, savunma ve delillerini bu dosyada ileri sürebilecekleri imkana sahip oldukları, bu nedenle bu aşamada hukuk mahkemesinde devam eden dava esası ile ilgili olayda Kamu Adına Kovuşturmayı gerektirecek suç unsuru bulunmadığından..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
II. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. İstanbul Anadolu 3. Sulh Ceza Hakimliğinin, 06.05.2024 tarihli ve 2024/4392 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309/4-a. maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.03.2026 tarihinde karar verildi.