"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
KARAR SAYISI : 2024/437 E., 2025/1884 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, silahlı terör örgütüne üye olma
KARAR : İstinaf başvurusunun reddi, istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen istinaf başvurusunun reddi ve istinaf başvurusunun esastan reddi kararlarının katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
A. Silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçları yönünden katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde
Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2024 tarihli ve 2022/345 Esas, 2024/49 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, katılan vekilinin bu suçlar yönünden istinaf başvurusunun, 5271 sayılı CMK'nin 279/1-b bendi uyarınca “başvuranın buna hakkı bulunmadığının anlaşılması” nedeniyle, reddine karar verildiği, bahse konu kararın; aynı Kanun’un 279/1. maddesinin son cümlesi uyarınca itiraz yoluna tabi olduğu, itiraz mercii tarafından yapılan incelemede itiraz isteminin reddine karar verilmiş olduğu anlaşılmakla, bu suçlar yönünden esası incelenmeyen dava dosyasının, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle, İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçu yönünden katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.11.2022 tarihli ve 2022/11-436 Esas, 2022/705 Karar sayılı kararı nazara alındığında; Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.02.2024 tarihli ve 2022/345 Esas, 2024/49 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçundan kurulan beraat hükmünün usulüne uygun olarak kesinleşmesi, Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesinin mezkûr kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararı ve bu karara yönelik temyizin niteliği karşısında, nitelikli dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın üst sınırının belirlenmesinde 5237 sayılı TCK'nin 158/3. maddesinin dikkate alınamayacağı belirlenerek yapılan incelemede;
5271 sayılı CMK'nin 286/1-g maddesinde bendinde yer verilen; “On yıl veya daha az hapis cezasını veya adlî para cezasını gerektiren suçlardan, ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak (…) istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan vekilinin temyiz isteğinin, 5271 sayılı CMK'nin 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, Yargıtay üyesi ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nin 304/1. maddesi uyarınca Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.03.2026 tarihinde karar verildi.
Karşı Görüş:
Sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan Adana 11. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan beraat hükmünün istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesince verilen esastan ret kararına ilişkin katılan ... Hazinesi vekilinin temyizi üzerine Dairemizce "CMK' nin 286/2-g maddesi uyarınca 10 yıl ve daha az hapis cezasını ve adli para cezasını gerektiren suçlardan ilk derece mahkemesince verilen beraat kararlarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları kesin olup temyizi mümkün bulunmadığından katılan vekilinin temyiz isteminin CMK' nin 296/2 ve 298 maddeleri gereğince reddine" ilişkin karara katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;
Temyiz olağan kanun yolu olup CMK' nin 286/1 maddesi uyarınca Bölge Adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerinin temyiz edilebileceği belirtildikten sonra anılan maddenin 2. fıkrasında (a), (b), (c), (d), (e), (f), (g), (h), (ı) bentlerinde yazılı hallerde hükümlerin temyiz edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümleri kural olarak temyiz edilebilir, ancak maddenin 2. Fıkrası (a), (b), (c), (d), (e), (f), (g), (h), (ı) bentlerinde yazılı hallerde hükümlerin temyiz edilemeyeceği belirtilerek genel kurala istisnalar getirilmiştir. Maddeye 7188 sayılı Kanunla eklenen 3. fıkrada yazılı suçlar yönünden ise istisna içerisinde kalsalar bile temyiz edilebilecekleri belirtilmiştir.
Bir kanun yolu başvurusunun esas yönünden mercisince incelenmesi, Anayasamızın 36. maddesinde yer bulan adil yargılanma hakkının güvencelerinden olan mahkemeye erişim hakkı kapsamında kalmaktadır. Aynı zamanda hak arama hakkı da adil yargılanma hakkı kapsamında müteala edilmesi gerekir. Her ne kadar kanun yoluna başvurma hakkının belli koşullara bağlanması, erişim ve hak arama hak ve özgürlüğüne müdahale teşkil etmese bile hukuki güvenlik ve istikrarın sağlanması gibi önemli ve meşru bir amaç hak arama ve erişim hak ve özgürlüğü yönünden kanun hükümlerinin yorumlanmasında gözetilmek zorundadır. Yine hak arama ve erişim hakkı yönünden getirilen kısıtlayıcı hükümler istisnai olup sınırlayıcı hükümlerin yorumla genişletilmesi mümkün değildir.
Öte yandan CMK' nin 286/1- g maddesi uyarınca On yıl ve daha az hapis cezasını gerektiren suçlardan ilk derece mahkemesince verilen beraat kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararların temyizinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Burada "gerektiren" sözcüğü üzerinde durulması ve somut olay üzerinden değerlendirilmesi gereklidir. Hemen ifade etmek gerekir ki 5235 sayılı Kanunun 12 maddesinde ağır ceza mahkemelerinin görevine giren suçlar yönünden" ...10 yıldan fazla hapis cezasını gerektiren" suçlardan bahsedilirken anılan kanunun 14 maddesinde ağırlatıcı ve hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı göz önünde bulundurulur " gibi atılı suçun öngördüğü cezanın temel şekli üzerinden belirlenmesi gerektiğine ilişkin bir düzenlemeye temyiz kanun yolu başvurusuna ilişkin düzenlemede yer verilmemiştir. Bu durumda hak arama ve erişim hakkı bağlamında suçun öngördüğü hapis cezasının yukarı haddi ile artırım nedenleri de üst hadden nazara alınmak suretiyle iddianamede yazılı suçun cezasının 10 yıldan fazla hapis cezasını gerektirip gerektirmediği dolayısıyla, temyizinin mümkün bulunup bulunmadığı belirlenmek durumundadır. Aksi halde istisnai hükümlerin yorum yoluyla genişletilmesi nedeniyle hak arama ve erişim hakkı bağlamında adil yargılama hakkının ihlali sonucunu doğuracaktır. Keza Yargıtay dairelerinin uygulamaları da bu doğrultudadır. Sürekli ve duraksamasız Yargıtay uygulamalarının yasal değişiklik bulunmadığı sürece hukuki güvenlik ve istikrar yönünden uygulanmasında zorunluluk vardır.
Somut olayda nitelikli dolandırıcılık suçu nedeniyle sanık hakkında iddianamede silahlı örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediği iddiası ile TCK' nın 158/1-e 43/2-1, 58/9, 3713 sayılı kanun 5 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış olup, suç için kanun maddesinin öngördüğü cezanın yukarı haddi ve uygulanması gerekli artırım maddeleri de üst sınırdan nazara alındığında suçun gerektirdiği cezanın her halde 10 yıl hapis cezasından fazla olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Somut olayda sanığın örgüt üyeliği suçundan beraat etmiş olması örgüt faaliyeti çerçevesinde işlediği iddia olunan nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmünün temyiz kanun yoluna tabi olmasına etki etmeside mümkün değildir.
Bu itibarla sayın çoğunluğun hak arama ve erişim hakkına kanunla getirilen istisnai sınırlayıcı hükümleri istisnai halleri genişten yorumla suçun öngördüğü cezanın temel haddini esas almak suretiyle suçun cezasının 10 yıldan fazla hapis cezasını gerektirmediğine ilişkin gerekçe bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararına yönelik istinaf talebibin esastan reddine ilişkin hükmün temyizinin mümkün bulunmadığına ilişkin düşüncesine hükmün esasına girilerek temyiz nedenlerinin incelenmesi görüşü ile katılmak mümkün bulunmamıştır.