Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Ceza Dairesi

Dosya2025/3277 E. 2026/16 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği

SAYISI : 2024/9219 Değişik iş

SUÇLAR : Dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma

KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi

KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 30.05.2024 tarihli ve 2024/104333 Soruşturma, 2024/81395 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 09.12.2024 tarihli ve 2024/9219 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 09.12.2024’de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 30.05.2025 tarihli ve 2024/39589 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.06.2025 tarihli ve KYB-2025/72124 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.06.2025 tarihli ve KYB-2025/72124 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,

Dosya kapsamına göre, müştekiler vekilinin şikayet dilekçesinde; şüphelinin anonim şirket statüsünde faaliyet gösterecek yayın kanalı kurulması amacıyla müştekilerden vekaletname ve talimat aldığını, kurulacak şirketteki sermaye ve ortaklık paylarına karşılık gelecek meblağların da şüphelinin hesabına gönderildiğini ancak şüphelinin şirketi müştekilerin ortaklığında değil kendi nam ve hesabına kurduğunu, yayın kanalı kurulması amacıyla müştekiler ... ve ... tarafından şüphelinin hesabına gönderilen toplam 180.000,00 Euronun şüpheli tarafından kendi hesabından çekilerek yanında çalıştığı müteveffa ...'e elden teslim edildiğini ve bu hususun müştekilerden gizlendiğini, yine şüphelinin yayın kanalının kurulmasına öncülük eden müteveffa ...'den alınması gereken sermaye payını şirket adına borç gibi gösterip daha sonra şirket hesabından meteveffaya iade ettiğini, bu şekilde müştekilerden edindiği paraları kendi nam ve hesabına şirket kurarak kullandığını, müştekilerden aldığı vekaletnameleri amacına uygun kullanmadığını ve yine müştekiler ... ve ... tarafından gönderilen 180.000,00 Euro parayı yanında çalıştığı müteveffanın uhdesine geçirmek suretiyle nitelikli dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma suçlarını işlediğini, bu hususlara ilişkin vekaletname örnekleri, yazışma ekran görüntüleri ve banka hesap dökümleri ile dekont suretlerini dosyaya sunduklarını beyan ettiği,

Her ne kadar incelemeye konu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 30.05.2024 tarihli kararında söz konusu iddialar hakkında delil bulunmadığı gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş, karara yapılan itirazın Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğince kararın dayandığı gerekçelerin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiş ise de; şüphelinin ifadesinin alınması ile yetinilerek başkaca herhangi bir araştırmanın yapılmadığının görüldüğü, bu suretle vekaletname asılları, yapılan ödemelere ilişkin banka hesap dökümleri ile dekontlar, tanık ifadeleri ve toplanacak diğer deliller ile yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturmaya dayalı olarak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği cihetle, soruşturmanın genişletilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.

2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası;

“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.

...“

Şeklinde düzenlenmiştir.

3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;

“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.

(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.

(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.

(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.

...“

Hükümleri yer almaktadır.

4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir.

5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.

6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; vefat eden ... tarafından oluşturulan whatsapp grubundaki üyelerin, ulusal yayın yapacak bir televizyon kanalı kurulması hususunda mutabakata vardıklarının, bu doğrultuda şikayetçilerin televizyon kanalı olarak faaliyet göstermesi planlanan şirketin kendi adlarına kurulabilmesi için ...'in çalışanı olan şüpheli ...'ye vekaletname gönderdiklerinin ve şirketin henüz kurulmamış olması nedeniyle ortaklık payı olarak belirlenen bir kısım ödemelerin şüphelinin banka hesabına havale edildiğinin, bir süre sonra yeterli maddi güce ulaşılamadığı bildirilerek şikayetçilerden bir kısmına gönderilen paraların iade edildiğinin, ancak ... ve ...'nin gönderdiği 180.000,00 Euro'nun ise iade edilmediğinin, kısa bir müddet sonra ... Medya Bilişim Merkezi San.ve Tic.Ltd.Şti. adında bir şirket kurulduğunun ve bu şirkete ortak olabilmeleri için şikayetçilerden yeniden para talep edildiğinin, paraların bir kısmının şüphelinin hesabına bir kısmının ise şirket hesabına gönderildiğinin, şirket bünyesi kapsamında bir ... kanalı açılarak yayınlara başlandığının, bununla birlikte; şikayetçiler tarafından şirket kurulması için gönderilen vekaletnamelerle herhangi bir işlem yapılmadığının ve şirketin tamamının şüpheli ... adına kurulduğunun anlaşıldığının, 2022 yılının sonuna kadar da ödemelerin devam ettiğinin, ...'in vefatını müteakip yapılan incelemede, ...'in gerçekte şirkete sermaye koymadığının, şirkete borç adı altında gönderdiği parayı ise geri aldığının, yine ... ve ...'nin gönderdiği 180.000,00 Euro'yu şüpheli ...'ye çektirerek uhdesinde tuttuğunun, bu paranın şirket kayıtlarında da yer almadığının, akabinde şirketin üçüncü kişilere devredildiğinin, devir bedeli olan çekin de ...'in kızı tarafından teslim alındığının iddia olunması karşısında; şikayetçilerin ayrıntılı beyanlarına başvurulması, yatırılan ve iade edilen paralara ilişkin banka hesap hareketleri ile dekontların celbedilmesi, gönderilen vekaletnamelerin aslı ya da onaylı suretlerinin getirtilerek dosya arasına alınması, tüm whatsapp yazışmalarının incelenmesi, ticaret sicil kayıtlarının celbi ile şirket yetkilileri ve ortaklarının kimler olduğunun belirlenmesi, şirketi devralanların beyanlarına başvurulması, devre ilişkin evrakların temin edilmesi, bedelin kime ödendiğinin kuşkuya yer bırakmayacak bir biçimde tespit edilmesi, gerekirse şirkete ait banka hesap hareketleri ile defter, belge ve kayıtların getirtilerek konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması, sonucuna göre suç vasfının, suça iştirakin ve bu kapsamda şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...şüphelinin üzerine atılı güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine ilişkin somut bir iddia bulunamadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliğinin 09.12.2024 tarihli ve 2024/9219 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.01.2026 tarihinde karar verildi.

§