Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Ceza Dairesi

Dosya2025/3271 E. 2026/25 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2021/785 E., 2022/447 K.

SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma

İNCELEME KONUSU

KARAR : Mahkûmiyet

KANUN YARARINA BOZMA

YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2021/785 Esas, 2022/447 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 155/2, 52, 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, istinaf edilmeksizin 01.07.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 28.05.2025 tarihli ve 2022/31215 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.06.2025 tarihli ve KYB-2025/71260 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.06.2025 tarihli ve KYB-2025/71260 sayılı kanun yararına bozma isteminin;

“Dosya kapsamına göre,

1-Sanığın ...'a ait sürücü belgesini kullanarak müştekinin iş yerinden araç kiraladığı ve aracı süresinde teslim etmeyerek haksız menfaat temin ettiğinin iddia ve kabul olunması karşısında; emniyet müdürlüğünün maddi varlığı olan sürücü belgesinin kullanması nedeniyle, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ve bu suçla bağlantılı özel belgede sahtecilik suçlarını oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulmasında,

2-Kabule göre,

24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesinde yer alan, "5271 sayılı Kanunun 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin mevcut (4), (5) ve (6) numaralı alt bentlerinden sonra gelmek üzere sırasıyla aşağıdaki alt bentler eklenmiş ve bent numaraları buna göre teselsül ettirilmiş, üçüncü fıkrasına “birlikte” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı mağdura karşı” ibaresi eklenmiş, onikinci fıkrasında yer alan “en çok yirmi gün daha” ibaresi “her defasında yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez” şeklinde değiştirilmiştir." şeklindeki düzenleme ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253/3. maddesinin “Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz.” şeklinde değiştirilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun’un 254/1. maddesinde yer alan "Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir.” şeklindeki düzenleme birlikte nazara alındığında,

Sanığın mahkûmiyetine konu güveni kötüye kullanma suçunun mağdurunun ... olduğu, özel belgede sahtecilik suçunun ise kamuya karşı işlediği somut olayda, anılan düzenleme uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde düzenlenen mağduru farklı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun uzlaştırma kapsamında kaldığı cihetle, 5271 sayılı Kanun’un 254/1. maddesi uyarınca uzlaştırma işleminin yapılması için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde,

İsabet görülmemiştir.”

Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE

İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 25.12.2025 tarihli ve 33118 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun'un 12. maddesi ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “nitelikli dolandırıcılık (m. 158),” ibaresinin madde metninden çıkartılması karşısında, görev yönünden bozma kararı verilemeyeceği gözetilerek yapılan incelemede; sanığın, ...'a ait sürücü belgesini kullanarak araç kiralama sözleşmesini imzaladığının ve aracı süresinde teslim etmeyerek haksız menfaat temin ettiğinin iddia ve kabul olunması karşısında; Emniyet Müdürlüğünün maddi varlığı olan sürücü belgesinin kullanılması nedeniyle, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma talebindeki (1) numaralı düşünce bu nedenle yerinde görülmüş, bozma kararının niteliği gereği (2) numaralı istem hakkında herhangi bir karar verilmemiştir.

III. KARAR

1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Turgutlu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2022 tarihli ve 2021/785 Esas, 2022/447 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, ceza miktarı bakımından aleyhe sonuç doğurmamak üzere, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

05.01.2026 tarihinde karar verildi.

§