"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/2031 E., 2024/1177 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Temyizin kapsamına göre; Konya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.01.2018 tarihli ve 2016/190 Esas, 2018/105 Karar sayılı kararı ile sanıkların bilişim sistemine veri yerleştirme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 244/2, 43/1, 62/1 ve . maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve sanık ... hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafilerini istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bilişim sistemine veri yerleştirme suçuna dair mahkûmiyet hükmü kaldırılarak sanıkların resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı TCK'nın 204/1, 43/1, 62 53... sayılı yasanın 283/1 maddesi uyarınca sonuç olarak 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ... müdafii; temyizi; sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Sanık ... müdafii temyizi; sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Sanıkların eylemleri ile kendilerine yada başkalarına maddi menfaat sağladıklarına ilişkin dosya kapsamında somut bir delil bulunmadığından Tebliğnamede , TCK'nın 244/4. maddesi için istenen bozma sebebine iştirak edilmemiştir.
Sanık ...'e ait işyerinde muhasebecilik yapan sanık ...'nın fiilen çalışmadıkları halde 2010-2012 yılları arasında aynı suç işleme iradesi ile, ..., ..., ... , ..., ... , ... , ... , ..., ... , ... , ... , ..., ..., ..., ... , ..., ..., ..., ... ... , ve ...'i sanık ...'ün iş yerinde çalışıyor gibi katılan kuruma bildirimde bulunduğu ve bu şekilde sanıkların iştirak hâlinde resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri iddia edilen somut olayda, işe giriş bildirgelerinin ve aylık prim ve hizmet belgelerinin e-bildirge yoluyla internet üzerinden katılan kuruma gönderildiği ve en son sigortalı bildiriminin 2012/7. döneminde yapıldığı anlaşılmakla, sanıklara yüklenen eylemlerin 5237 sayılı TCK'nin 244/2. maddesinde düzenlenen "bilişim sistemine veri yerleştirme" suçuna temas ettiği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanıkların yargılama konusu eylemleri için, 5237 sayılı Kanun'un 244/2. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve suç tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
IV. KARAR
Gerekçede açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davalarının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak Yargıtay üyesi ...'ın karşı oyu oy çokluğuyla DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Konya 5.Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.01.2026 tarihinde karar verildi.
Karşı görüş:
Sanıklar hakkında ilk derece mahkemesince sisteme veri yerleştirme suçundan kurulan hükmün bölge adliye mahkemesince kaldırılarak resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün dairemizce sanıkların eyleminin 244/2, maddesine temas ettiğinden bahisle dava zaman aşımı nedeniyle davanın düşürülmesine ilişkin sayın çoğunluğun kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;
Sayın çoğunluğun kararı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun olaya doğrudan emsal nitelikteki 29.09.2020 tarih ve 2017/11-1122 E.- 2020/381 K. sayılı kararına açıkça aykırıdır. Yargıtay yüksek Ceza Genel Kurulu anılan kararında elektronik belgeyi ve TCK'nin 204/1ve 244 maddelerinde yazılı suçları tartışmış gerçeğe aykırı elektronik işe giriş bildirimin TCK' 204/1 maddesi kapsamında bulunduğunu kabul etmekle beraber karara konu olayda bildirimin şifreyi elinde hukuka uygun biçimde bulundurmayan sanık tarafından şifre kullanılmak suretiyle yapılması nedeniyle özel norm niteliğinde bulunan TCK'nın 244 maddesine uygun suçu oluşturduğu kabul edilmiştir.
Somut olayda ise şifre, şifreyi hukuken elinde bulundurma yetkisi olan ve bizzat kurumdan şifre kendisine teslim edilen mükellef sanık ... tarafından, muhasebeci olan diğer sanık ...'ya bilgisi dahilinde verildiği ve işe giriş bildirgelerinin ... tarafından sisteme yüklendiği dolayısıyla şifreyi hukuka aykırı biçimde elinde bulundurma durumunun söz konusu olmadığı gözetildiğinde bölge adliye mahkemesinin resmi belgede sahtecilik suçundan kurduğu hükümde suç vasfının tayininde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Öte yandan Dairemizce Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına açıkça aykırı olan suç vasıflandırması ile direnme hakkını da ortadan kaldıracak biçimde suç vasfının tayini ile birlikte bozmayla yetinmeyerek davanın düşürülmesine dair verdiği kararında CMK'nın 303/1-a maddesi kapsamında bir usuli işlem olduğunun kabulü maddenin ruhuna uygun değildir. Zira suç vasfı tartışmalıdır. Tartışmalı olan suç vasfında anılan maddeye istinaden düşme kararı verilmesi mahkemenin direnme hakkına da doğrudan müdahale teşkil etmektedir.
İlk derece mahkemesince TCK' nın 244 maddesi uyarınca kurulan hüküm bölge adliye mahkemesince kaldırılarak sanığın eyleminin somut olayda mükellef sanık ...'e ait şifrenin sanık ... tarafından muhasebeci sanık ...'ya rızaen verilen şifre kullanılarak veri yüklendiği bu suretle gerek ... ve gerekse ...'in şifreyi hukuka aykırı şekilde elinde bulunduran kişi konumunda bulunmadıklarından, Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararına uygun biçimde sanıkların eylemlerinin TCK' nın 204/1. maddesine kapsamında resmi belgede sahteciklik suçunu oluşturduğunun kabul edilmiş olması karşısında sanıkların eylemin,in TCK' nın 244/2. maddesi kapsamında kaldığı yönündeki sayın çoğunluğun bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır.