"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/92 E. 2016/159 K.
SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun, kanun yollarına başvurma başlıklı, 260. maddesinin birinci fıkrasındaki “hakim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” hükmü karşısında; sanıklara yüklenen suçlardan doğrudan zarar gören ve kamu davasına katılma hakkı bulunmasına rağmen iddianame ve duruşma günü tebliğ edilmeden karar verildiği için davaya katılma talebinde bulunamayan şikâyetçi ... vekilinin gerekçeli karar tebliğinden sonra hükümleri temyiz ederek katılma iradesi gösterdiği anlaşılmakla; şikâyetçi ...'nün 5271 sayılı Kanun'un 237 . maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan, vekilinin de katılan vekili olarak davaya kabulüne karar verilerek yapılan incelemede; sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, katılan ... Kooperatifi vekili, katılan ... vekili, sanık ... müdafii ile sanıklar ... ve ... müdafinin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği görüşüldü;
1)Şikayetçi ... Bankası Vekilinin Tüm Sanıklar Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik; Sanık ..., Katılan ... Kooperatifi Vekili ve Katılan ... Vekilinin Sanık ... Hakkında Kurulan Hükümlere Yönelik Temyiz İstemleri Bakımından
Sanıklara yüklenen resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından doğrudan zarar görmeyen şikayetçi ... Bankasının kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceği anlaşıldığından şikayetçi ... Bankasının vekilinin ve ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.06.2020 tarihli ve 2020/17-39 Esas, 2020/272 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, sirayet kurumunun, koşulları oluştuğu takdirde, hükmü temyiz edenler lehine oluşacak durumdan, temyiz yoluna başvurmayan, süresinden sonra başvuran veya temyize başvurmakla beraber başvurusu kabul edilmeyen sanıkların da yararlanmalarının sağlanması suretiyle, bu kişilerin temyiz edenlerden daha ağır bir ceza ile cezalandırılmaları adaletsizliğini giderme amacını taşıması ve bozmanın sirayetinde, yerel mahkeme hükmünün, temyiz etmeyen sanık ... yönünden bozulmayıp sanığın sadece bozma kararının sonucundan yararlandırılması karşısında, hukuki kesinlik ilkesi ve sanığın kendisinin dahi sirayet nedeniyle hakkında yeniden kurulan hükmü temyiz etme hak ve yetkisinin bulunmadığı hususu dikkate alınarak, sanık ..., katılan ... Kooperatifi vekili ve katılan ... vekilinin, lehe bozmanın sonucundan yararlanan sanık ... hakkında kurulan ve temyiz edilemez nitelikteki ikinci hükmü temyiz etme hakkı bulunmadığından temyiz isteklerinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
2)Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik, Sanıklar ... ve ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmalarda ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiillerin sanıklar tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezaların kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, katılan ... Kooperatifi vekili, katılan ... vekili, sanık ... müdafii ve sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
3)Sanık ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, katılan ... Kooperatifi vekili, katılan ... vekili ve sanık müdafinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanık ... hakkında, müşteki ...'na yönelik eylemi nedeniyle kamu davası açılmadığı ve haksız menfaat miktarı belirlenirken bu davanın konusu olan 11.740,00 TL'den sanığın sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden, birleşen tüm dosyalardaki toplam kamu zararı olan 281.510,00 TL esas alınarak adli para cezasının belirlenmesi suretiyle fazla ceza tayini,
Yasaya aykırı, katılan ... Kooperatifi vekili, katılan ... vekili ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından " 28151 gün", "35188 gün", "29.323 gün" ve "586.460,00 TL" ibarelerinin çıkartılarak yerlerine " 26.977 gün", "33721 gün" "28-100 gün" ve " 562.000,00 TL" ibarelerinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün Tebliğname'ye aykırı olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,22.01.2026 tarihinde karar verildi.