Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Ceza Dairesi

Dosya2022/9983 E. 2026/138 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/912 E., 2022/1170 K.

SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik

HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, düşme

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan reddi ile hükümlerin onanması

Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen kararların; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Akşehir Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.02.2020 tarihli kararı ile:

a. Sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 158/1-e maddesi uyarınca 9 yıl 9 ay hapis ve 1.300.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına

b.Sanıkların üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçundan 5271 sayılı Kanunun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.

2. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, 20.06.2022 tarihli kararı ile:

a. Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a. maddesi uyarınca esastan reddine,

b.Sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen hükümlerin bozulması ile kamu davasının dava zamanaşımı nedeniyle, 5271 sayılı CMK'nin 223/8 maddesi gereğince düşmesine,

c. Sanıklar ..., ..., ..., ... ve ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri, etkin pişmanlık ,hapis cezası ve adli para cezası yönünden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Sanık ... müdafinin temyizi; sanığın atılı suçları işlemediğine, hakkında beraat hükümleri kurulması gerektiğine , eksik inceleme ile hükmülerin kurulduğuna, zamanaşımının dolduğuna, düşme hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

2.Sanıklar ..., ... ve ... müdafinin temyizi; sanıkların atılı suçu işlemediğine, eksik inceleme ile hükümlerin kurulduğuna, düşme hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

3. Sanıklar ... ve ... müdafinin temyizi; eksik inceleme ile hükümlerin kurulduğuna, sanıklar hakkında beraat hükümleri kurulması gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE

A. Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan düşme hükümleri yönünden

5271 sayılı CMK'nin 223/9. maddesi; "Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez." şeklinde düzenlenmiş olup dosyada derhal beraat kararı verilebilecek bir durumun bulunmadığı anlaşılmakla, zamanaşımı nedeniyle verilen düşme hükmüne yönelik sanık ... müdafi ve sanıklar ..., ... ve ... müdafinin temyizinde hukuki yarar bulunmadığından, temyiz istemlerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

B. Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler yönünden

Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği ve dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle takdiri indirim hükmünün uygulama dışı bırakılmasının isabetli olduğu anlaşıldığından, sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.

C.Sanık ... Hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden

Sanık ...'ın UYAP üzerinden MERNİS aracılığıyla ulaşılan nüfus kaydına göre hükümden sonra 22.03.2024 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla, kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1 maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

D.Sanıklar ..., ... ve ... Hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler yönünden

Sanıklar ..., ... ve ... hakkında, İlk Derece Mahkemesince nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi delâletiyle aynı Kanun’un 303/1-a. maddesi uyarınca hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kararı verilmiş ise de; mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak sanıklar hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması yine sanık ... hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulama maddesinin hükümden çıkartılmasının, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

A. Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan düşme hükümleri yönünden

Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle sanıklar müdafilerinin temyiz isteminin, 5271 sayılı CMK'nın 298/1 maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, Yargıtay üyesi ...'nın karşı oyu ve oy çokluğuyla REDDİNE,

B. Sanıklar ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler yönünden

Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin, kararında sanık ... müdafii ve sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

C.Sanık ... Hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm yönünden

Gerekçe bölümünde (C) bendinde açıklanan nedenle sanık ...'ın hükümden sonra vefat ettiği anlaşılmakla, kamu davasının 5237 sayılı TCK'nın 64/1 maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmakla temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı CMK'nın 223/8 maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

D. Sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler yönünden

Gerekçe bölümünde (D) bendinde açıklanan nedenle sanıklar müdafilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, Yargıtay üyesi ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b maddesi uyarınca takdîren Konya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.01.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Sayın çoğunluğun sanıklar ..., ... , .... ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan düşme hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinde hukuki yararı bulunmadığından temyiz isteminin CMUK'nin 317 maddesi uyarınca reddine ilişkin düşüncesine iştirak etmek mümkün bulunmamıştır, zira;

Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan zamanaşımı nedeniyle düşme hükmü sanık müdafisi tarafından suçun yasal unsurları oluşmadığından beraat kararı verilmesi gerekirken düşme kararı verildiğinden bahisle temyiz edilmiştir.

Yargıtayın yerleşik uygulama ve içtihatlarında beraat eden sanığın beraat gerekçesine yönelik olmayan temyizi ile sınırlı olarak temyizde hukuki yarar bulunmadığına ilişkin bir uygulama olup zaman aşımı nedeniyle düşme hükmüne göre daha lehe olan beraat hükmü kurulmasının teorik olarak mümkün bulunması ve bizzat Dairemiz uygulamalarınında düşme hükmüne yönelik sanık temyizlerinin esasına girilerek inceleniyor olması karşısında, sanık müdafiinin temyizde hukuki yararı bulunduğundan temyiz isteminin kabulü ile esasa girilerek inceleme yapılması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun hukuki yarar bulunmadığından temyiz isteminin reddine ilişkin düşüncesine iştirak etmek mümkün bulunmamış;

Keza bölge adliye mahkemesince sanıklar..., ..., ... hakkında kurulan beraat hükmüne ilişkin olarak Dairemizce yapılan temyiz incelemesinde; "ilk derece mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmünün istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince duruşma açılmaksızın mahkumiyet hükmünün kaldırılarak CMK' nın 280/1-a yollaması ile anılan Kanunun 303/1-a maddesi uyarınca beraat kararı verilmiş ise de; bu kanun hükmünün delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilmesi hallerinde uygulanabileceği sanık hakkındaki mahkumiyet hükmü bakımından ise CMK' nin 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılması ve taraflarda çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda yeniden hüküm kurulması gerekirken duruşma açılmadan dosya üzerinde inceleme ile beraat hükmü kurulduğuna" ilişkin sayın çoğunluğun bozma kararına katılmak mümkün bulunmamıştır, zira;

CMK' nın 280/1-a maddesi " İlk derece mahkemesinin kararında usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığını, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığını, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğunu saptadığında istinaf başvurusunun esastan reddine , 303 maddenin birinci fıkrasının (a), (c), (d), (e), (f), (g,) ve (h) bentlerinde yer alan ihlallerin varlığı halinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine" ve yine CMK'nın 303/1-a maddesi ise "(1) Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise aşağıdaki hallerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir: a) olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine yada alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse." hükümlerini amirdir. Görüldüğü üzere istinaf kanun yolunda " Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma başlıklı 280 maddesi 1- a bendinde hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi yönünden temyiz kanun yolunu düzenleyen CMK' nın 303 maddesi birinci fıkrasının a-c-d-e-f-g ve h bentlerine atıf yapmakla yetinmiş aycıca bir düzenleme yapılmamıştır.

Yargıtay'ın hukuka aykırılığı düzeltme yetkisi olan hallerden biri olmak üzere CMK' nın 303/1-a bendi "Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi gerekirse" haline hasredilmiştir. Görüldüğü üzere burada asıl kriter olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeyen hallerle sınırlandırılmış olmasıdır. Maddenin uygulanması için başka bir kriter söz konusu değildir. Olayın daha ziyade aydınlatılması gereken durumlarda maddenin uygulanması mümkün olmayıp, temyiz kanun yolunda hüküm bozulacak, istinaf kanun yolunda ise duruşma açılarak ilk derece mahkemesinde yapılan ve hukuka aykırılığı tespit edilen işlemler yenilenecek, belirsizlikler giderilecek ve gerekli ise yeni delil toplanacak bu işlemlerin tamamlanmasından sonra hüküm kurulacaktır.

CMK' nın 282/1-d maddesi " Bölge adliye mahkemesi duruşmalarında dinlenmesi gerekli görülen tanık ve bilirkişiler çağrılır" hükmünü amir olup madde anlatımından ilk derece yargılamasından farklı olarak hukuki ve maddi denetim yapılan istinaf kanun yolunda itiraz ve şüphe bulunmayan hukuki işlemlerin tekrar yapılmasına gerek olmadığı yani istinaf kanun yolunda bölge adliye mahkemelerinin böyle bir zorunluluğu bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Evvel emirde ifade etmek gerekir ki; CMK' nın 217/1 maddesi soruşturma aşamasında toplanan delillerin duruşmada huzura getirilip tartışılmasını ifade eder. Kovuşturma evresinde delillerin bir kez huzura getirilip tartışılması zorunludur. Kovuşturma evresi iddianamenin kabulü ile başlayıp hükmün kesinleşmesine kadar olan evreyi kapsamankta olduğu nazara alındığında kovuşturma aşamasının devam ettiğine kuşku bulunmayan istinaf kanun yolu yargılamasında, delillerin ilk derece mahkemesinde toplanarak değerlendirildiği delillere ilişkin işlemlerin yeniden tekrarlanması sonucunu doğurmayacaktır.

Burada ceza muhakemesinin ilkelerinden olan doğrudan doğruyalık ilkesinin ihlal edilip edilmediği sorununun ortaya çıkabileceği düşünülebilir ise de; ilk derece mahkemesi hakimi tarafından yapılan ve istinaf kanun yolunda CMK' nın 282/1-d maddesi kapsamında yeniden dinlenilmesine lüzum görülmeyen tanık ve bilirkişilerin yeniden dinlenme zorunluluğu bulunmadığı ve kovuşturma evresinin ilk derece mahkemesinde iddianamenin kabulü ile başlayıp istinaf incelemesinde de devam etmekte olduğu nazara alındığında, kovuşturma aşamasında istinabe yasağı olan haller dışında sanığın sorgusu, tanık dinlenmesi, tanık ve sanıktan başka kişilerin açıklamaları yönünden, keza keşif ve bilirkişi incelemeleri de dahil duruşmada yapılması gereken işlemlerin istinabe yolu ile yapılmasına usul hükümlerinin cevaz vermesi ve yine duruşmada hakim değişikliğinin de doğrudan doğruyalık ilkesini ihlal sonucunu doğurmayacağı gözetildiğinde, ilk derece mahkemesinde yapılan usul işlemleri istinaf kanun yolunda usule aykırılık yada eksiklik nedeniyle yenilenmesi gerektiği kanaati oluşmadığı sürece bu işlemlerin yenilenmesine gerek bulunmayacaktır. İstinaf kanun yolu yargılaması ilk derece yargılamasından bağımsız ve ayrı bir yargılama değil istinaf kanun yolu yargılaması ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamanın devamı ve kovuşturmanın bir evresidir. CMK' nın 282/1-d maddesi bu durumu ifade etmektedir.

Öte yandan istinaf kanun yolu yargılamasında asıl olan hukuka aykırılık yada eksiklik söz konusu olmayan usul işlemlerinde usul işlemi tekrarlanmadan ve duruşma açılmadan kanun yolu incelemesinin maddi olay ve hukuka uygunluk bağlamında dosya üzerinde incelenmesidir. Usul işlemlerinde bir hukuka aykırılık yapılmış yada yapılan usul işlemi bir noktada belirsiz, mütenakıs nitelikte ise yada maddi meseleye dair toplanması gereken bir delil toplanmamışsa bu hallerde mutlaka duruşma açılmalı ve sırf bu usul işlemleri yönünden eksiklik yada hukuka aykırılık duruşmada giderildikten sonra istinaf kanun yolunda hüküm kurulmalıdır. Bunun dışında CMK' nın 282/1-f maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince tayin edilen cezadan istinaf kanun yolunda tayin olunacak ceza daha fazla ise yada CMK' nın 226 maddesinin uygulanmasını gerektiren ek savunma hakkı tanınmasının zorunlu olduğu haller dışında ilk derece mahkemesin de hukuka uygun olarak sorgusu yapılmış sanığın istinaf kanun yolunda yeniden dinlenmesi için dahi duruşma açmak gereksizdir.

Yine ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmünün istinaf kanun yolunda duruşma açılmaksızın CMK' nın 303/1-a maddesi kapsamında kaldırılarak beraat hükmü kurulmasında suçun mağduru yada doğrudan doğruya zarar göreni yönünden hak arama hakkına aykırılık teşkil edip etmeyeceği sorunu açısından hükmün niteliğinin mahkumiyetten beraate dönüşmüş olması nedeniyle CMK' nın 286/1-d maddesi kapsamındaki bazı suçlar dışında temyiz kanun yoluna tabi olması nedeniyle hak arama hakkının ihlali sonucunu doğurmayacaktır.

Diğer tarafdan bozma kararının gerekçesinden CMK' nın 303/1-a maddesinin ancak delil değerlendirmesi yapılmaksızın derhal beraat kararı verilebilecek hallerde uygulanabileceğine ilişkin ibareye de katılmak mümkün değildir. Madde metninden hükmün "olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmedilmesi hallerinde uygulanabileceği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla derhal beraat kararı verilebilecek hal ibaresi kanunun lafzı ile bağdaşmamaktadır. İlk derece mahkemesinden verilen mahkumiyet hükmünün anılan maddeye dayanılmak suretiyle istinaf kanun yolunda delillerin toplanmasında hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik gibi nedenlerle yenilenmesinin gerekmediği durumlarda duruşma açılmaksızın beraat yada davanın düşmesine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca davanın esasına girilerek temyiz nedenlerine ilişkin inceleme yapılması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun ilk derece mahkemesinde kurulan mahkumiyet hükmünün ilk derece mahkemesinde yapılan işlemlerde hukuka aykırılık, eksiklik yada belirsizlik bulunmasa dahi derhal beraat kararı verilebilecek durumlar haricinde duruşma açılmadan ve taraflar duruşmaya çağrılmadan mahkumiyet hükmü kaldırılarak beraat kararı verilemeyeceğine ilişkin bozma kararına da katılmak mümkün bulunmamıştır.

§