Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Ceza Dairesi

Dosya2022/8143 E. 2026/756 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik

HÜKÜMLER : Beraat

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

1.Resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümler yönünden

Sanıklara yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun, Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e. maddesi gereği öngörülen 8 yıllık olağan dava zamanaşımının kesen son sebep olan sanık ...'ın sorgusunun yapıldığı 05.11.2013 tarihinden karar tarihine kadar dolduğu gözetilmeden, kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesi yerine yargılamaya devamla beraat hükümleri tesisi,

Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun'un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

2.Nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler yönünden

Kambiyo senetleri, ticari hayatın güven ve hız ihtiyacını karşılamak amacıyla şekil şartlarına sıkı sıkıya bağlı, soyut borç ikrarı niteliği taşıyan kıymetli evraklardır. Bu senetlerin en ayırt edici özelliği, illet’ten mücerret olmaları, yani altta yatan temel borç ilişkisinden bağımsız olarak geçerlilik kazanmalarıdır. Borçlar hukukunda “illet”, borcun doğmasına sebep olan hukuki ilişkiyi ifade eder. Kambiyo senetlerinde ise borç, kural olarak bu sebebe bağlı değildir. Senedin geçerliliği, borcun neden doğduğuna bakılmaksızın, kanunda öngörülen şekil şartlarının yerine getirilmesine bağlanmıştır. Ancak bu soyutluk, ceza hukuku anlamında mutlak bir dokunulmazlık sağlamamakta; özellikle boş kağıda imza, yetkiye aykırı doldurma ve kötü niyetli kullanım iddiaları bakımından sınırlanmaktadır. Taraflar arasındaki güven ilişkisinin kötüye kullanılması halinde, hukuk düzeni bu durumu korumamakta; dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağı devreye girmektedir.

Uygulamada sıkça karşılaşılan durumlardan biri, bir kimsenin ileride doldurulmak üzere boş bir kağıdı imzalayarak karşı tarafa teslim etmesidir. Bu tür belgeler, kambiyo hukukunda “açık bono” veya “tamamlanmamış senet” olarak adlandırılmaktadır. Boş kağıda imza atan kişi, karşı tarafa senedi doldurma konusunda zımni bir yetki vermiş sayılır. Ancak bu yetki sınırsız değil, taraflar arasındaki anlaşma ve dürüstlük kuralı ile sınırlıdır. Boş olarak verilen senedin, taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı şekilde doldurulması halinde yetkinin kötüye kullanılması söz konusu olur. Bu durumda artık senedin soyutluğu mutlak değildir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, iddianın senedin içeriğine değil; doldurma yetkisinin kötüye kullanıldığına yönelmiş olmasıdır. Boş kağıda imza atan kişinin, senedin anlaşmaya aykırı veya kötü niyetle doldurulduğunu iddia etmesi halinde ispat yükü iddia edene ait olup bunu her türlü delille ispatlayabilir.

Kambiyo senedinin üçüncü kişilere devredilmiş olması halinde, iyi niyetli hamiller korunur. Ancak senedi devralan kişinin kötü niyetli olduğu veya ağır kusurunun bulunduğu ispatlanabilirse, doldurma yetkisinin kötüye kullanıldığı iddiası üçüncü kişiye karşı da ileri sürülebilir.

TCK'nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.

Bu hukuki bilgiler ışığında somut olay incelendiğinde, katılandan merkezi İstanbul'da bulunan sanık ...'ın yetkilisi olarak bulunduğu ... Güvenlik ve Koruma Hizmetleri Tic. Ltd. Şti’ye bağlı olarak ...'da bulunan özel bir okulda 12.09.2006 tarihinde çalışmaya başlarken teslim edilen giysi ve ekipmanların ve 6 ay içerisinde işi bırakması halinde doğacak zararın teminatı olması amacıyla borçlu kısmı imzalattırılmak suretiyle boş bono alındığı, katılanın 31.12.2008 tarihinde işten ayrılmasına rağmen bononun katılana iade edilmediği gibi 25.11.2009 tanzim ve 25.12.2009 vade tarihli, 15.500,00 TL bedelli olarak doldurulmuş haliyle katılanın tanımadığı ve hukuki bir ilişkisi olmayan sanık ... tarafından Kadıköy 7. İcra Müdürlüğü’nün 2010/6441 Esas sayılı dosyası üzerinden 15.03.2010 tarihinde icra takibine konulmak suretiyle sanıkların kamu kurum ve kuruluşları, vb.tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia edilen olayda;

Bozma sonrası satış protokolünde ... adına atılı imzanın bu kişiye ait olup belirtilen aracın da sanık ...'ye ait olduğu anlaşılmış, Mahkemece katılanın, icra takibine konu edilen bononun, kendisinden işe alınması sırasında alınan teminat bonosu olduğu hususunda, tanık ...'ın, 20.03.2022 tarihli bilirkişi raporu ile de doğrulanan anlatımı ile desteklenen sanık savunmaları dışında delil bulunmadığı anlaşılmakla sanıkların suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, denetime ve mahkumiyet hükmü kurmaya elverişli delil yokluğundan beraatlerine karar verilmiş ise de;

1.Katılanın aşamalarda değişmeyen beyanlarında, tanık ...'ı ve sanık ...'yi tanımadığını, bu şekilde bir bonoyu işe girerken teminat amaçlı borçlu kısmını imzalayıp boş halde verdiğini, işten çıkması sonucu açtığı iş davası nedeniyle bonoyu başkalarına verip doldurtup icraya konulmasını sağladıklarını iddia ettiği, sanık ...'ın işe giren çalışanlarından bono alınmadığını, taahhüt alma uygulamalarının olduğunu söylemesine rağmen katılanın çalıştığı bölgede sorumlu tanık ...'ün işe yeni başlayan çalışanlardan imzalı boş senet alınması işlemini doğruladığı,

2.Tanık ...'ın ilk beyanında, katılan ve sanık ...'i tanıdığını, katılana düğünü nedeniyle borç istediğinden 15.000,00 civarında para verdiğinden suça konu bonoyu aldığını beyan ettiği, ancak yapılan UYAP araştırmasında katılanın 18.12.1997 tarihinde evlendiği ve çocuklarının da yaşının evlenmek için küçük olduğunun görüldüğü, tanık ... o dönem kendisinin işleri iyi gitmediğinden bir kaç esnafa borçlandığını belirtmesine rağmen akabinde katılana borç verdiği şeklinde tutarsız beyanlarda bulunduğu, katılana borç verdiğine dair yazılı belge sunamadığı gibi katılanın ...'da, sanıklar ... ve ...'in... da, tanık ...'nin de araç satış protokolüne göre adresinin ... olduğu, hatta sanıklar ... ve ...'in ...'daki adreslerinin mahalle, sokak ve ilçesinin aynı olup sadece kapı numaralarının farklı olduğunun görüldüğü, yapılan araştırmada sanık ...'in bu adreste tanınmadığının, muhtarlık kaydı olup nakil almadan adresini terk ettiğinin belirtildiği, icra takibinde borçlular katılan ve tanık ...'nin adreslerinin ise aynı yazıldığı, bu sebeple 22.04.2010 tarihli dosya inceleme tutanağına göre ...'a yapılan talimatın Bursa adresinden iade edildiğinin belirtildiği,

3.Bozmada tanık ... hakkında suç duyurusunda bulunulmasına işaret edildiği halde yapılmadığı gibi bozma sonrası detaylı beyanının dahi alınmadığı,

4.Sanık ... nezdinde kendisine asıl borçlu tanık ... olmasına rağmen İstanbul Anadolu 7. İcra Dairesinin 12.12.2013 tarihli yazısına göre katılan aleyhine haciz talebinin olduğu, sanık ...'in satış protokolündeki ...'nin isminin altındaki yazılı telefonun ona ait olup iletişim kurduğunu söylemesine rağmen bu telefonun başkası adına kayıtlı olup o tarihlerde kullanılmadığının anlaşıldığı, sanık ...'in, hayatın olağan akışına uymayacak şekilde ilk defa gördüğü kimlik bilgilerini almadığı, dava açılıncaya kadar da tespit edilip dinlenilemeyen tanık ...'ye aracını sattığını, karşılığında 3.400,00 TL peşin alıp güven oluşturmasından dolayı suça konu bonoyu alıp aracını teslim ettiğini, ancak noter devrinin olmadığını, bonoyu tahsil edemediği için icraya verdiğini, icra sonrası ...'nin aracı hasarlı şekilde bıraktığından tamir masrafı sebebiyle bonoyu vermeyip icraya devam ettiğini savunduğu, ancak aracın kaza yapıp yapmadığı veya tamir masrafı yaptırdığına dair belge sunmadığı ve bu duruma dair araştırma yapılmadığı,

5.Sanık ... ile tanık ... arasında yapıldığı görülen araç satış protokolünde tanık olarak ismi geçen ... için sanık ...'nin 18.06.2013 tarihli yazılı savunmasını sunduğu dilekçede adres bilgileri Keçiören gösterildiği halde başka adres yazıldığı ve kendisine ulaşılamaması üzerine beyanının alınmasından vazgeçildiği,

6.Suça konu senetteki yazı ve imzaların katılan ve tanık ...'a ait olup olmadığının tespit edilmediği,

7.İcra takibi dosyasının getirilerek ilgili belgelerin Yargıtay denetimine açık olacak şekilde dosyaya örneklerinin alınmadığı, katılandan tahsilat yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı,

Anlaşıldığından, gerçekliğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından,

a)Tanık ... hakkında suç duyurusunda bulunulması, dava açıldığı takdirde birleştirilmesi, dava açılırsa sanık, açılmaz ise tanık olarak yeniden beyanına başvurularak yukarıda detaylı belirtildiği üzere kendi maddi durumunun kötü olduğunu demesine rağmen katılana nasıl düğün için borç verdiğinin, katılan 1997 tarihinde evlendiğinden kimin düğünü için borç verdiğinin, oto alım-satım sözleşmesinde neden kullanılmayan bir telefon numarası ve gerçeğe aykırı adres verdiğinin, otomobili aldıktan sonra diğer sanık ...'in kendisine nasıl ulaştığının, bononun tanzim tarihi ile araç satış sözleşmesi tarihinin nasıl aynı tarih olduğunun, sözleşmeye tanık sıfatı ile imza atan ...'ın kim olduğunun detaylı sorulması,

b)Sanık ...'ye oto alım satım satım sözleşmesinde tanık ...'nin gerçeğe aykırı telefon numarası ve adres vermesine rağmen kendisine nasıl ulaştığının, bononun tanzim tarihi ile araç satış sözleşmesi tarihinin nasıl aynı tarih olduğunun, araç alım satımı nedeniyle kendisine asıl borçlu olan taraf tanık ... olmasına rağmen neden icra takibinde haciz ve satış talebinde bulunulmadığı ve sözleşmeye tanık sıfatı ile imza atan ...'ın kim olduğunun, tanık ...'nin aracı hasarlı getirdiğine dair iddiasına dair belge olup olmadığının sorulması,

c)Araç satış sözleşmesinde tanık olarak ismi geçen ...'ın güncel açık adres bilgilerinin temini ile tanık olarak, sanık ... ve tanık ...'nin beyanları okunarak ifadesine başvurulması,

d)Suça konu bonodaki yazı ve imzaların katılan ve tanık ...'a ait olup olmadığının bilirkişi marifetiyle tespitinin yapılması,

e)Suçun sübutu halinde icra takibi ile katılandan tahsilat yapıldı ise suçun tamamlandığı, aksi halde suçun teşebbüs aşamasında kaldığının tespiti,

İle sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekir iken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile beraat kararı verilmesi,

Yasaya aykırı, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğnameye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.01.2026 tarihinde karar verildi.

§