"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2492 E., 2021/399 K.
SUÇ : Tacir veya şirket yöneticileri ile kooperatif yöneticilerinin dolandırıcılığı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.07.2019 tarihli ve 2019/85 Esas, 2019/377 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat karar verilmiştir.
2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin 13. Ceza Daresinin, 11.02.2021 tarihli ve 2019/2492 Esas, 2021/399 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle duruşma açılmasına karar verilerek ilk derece mahkemesinin beraat hükmü kaldırılarak 5237 sayılı Kanun'un 158/1-h, 62,52,53 üncü maddesi gereğince 4 yıl hapis ve 20.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği, sanığın işlerinin bozulması nedeni ile ipotek bedelini ödeyemediğine, sanığın gerçek saikinin taşınmazı satmak olduğuna, sanığın katılanın mağduriyetini giderememesinin sebebinin maddi olarak yoklukta olmasından kaynaklandığına, cezada indirim yapılmamasının hakkaniyete aykırı olduğuna, kararın bozulmasına ilişkindir.
Katılan vekilinin temyiz istediği, sanığın en başından itibaren katılanı dolandırma kastı ile hareket ettiğine, sanık hakkında cezanın üst sınırdan verilmesi gerektiğine, kararın düzeltilerek onanmasına ilişkindir.
III. GEREKÇE
1.Dosya kapsamından, sanık hakkında katılana yönelik aynı eylemi nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 12.09.2013 tarihli, 2013/3983 Soruşturma, 2013/10073 Karar sayılı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın bulunduğu anlaşıldığından; suç ve iddianame tarihinde yürürlükte olan 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni delil meydana çıkmadıkça aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz” hükmü dikkate alınarak, öncelikle anılan soruşturma dosyasının getirtilip incelenerek kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararların taraflara tebliğ edilip edilmediği, verilen kararlara itiraz edilip edilmediği ve kararların kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi,
2. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmiş, itiraz mercii tarafından itirazın reddine karar verilmişse, 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 173 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca ilgili merciiden karar alınması,
3. Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmemiş ve karar kesinleşmiş ise, 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre ne şekilde yeni bir delile dayanılarak dava açıldığı tespit edilerek, kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması, Nedenleriyle karar hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 11.02.2021 tarih ve 2019/2492 Esas, 2021/399 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin ve katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.01.2026 tarihinde karar verildi.