Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Ceza Dairesi

Dosya2021/41849 E. 2026/3309 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2019/230 E., 2021/43 K.

SUÇLAR : Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle

dolandırıcılık, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, kanun hükmü gereği sahteliği

sabit oluncaya kadar geçerli olan resmi belgede sahtecilik

HÜKÜMLER : Beraat, mahkûmiyet

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında bozma üzrine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

Sanık hakkında Sincan Cumhuriyet Başsavcılığının 21.01.2013 tarih ve 2013/544 Esas sayılı iddianamesi ile açılan ve birleştirilmesine karar verilen kamu davası hakkında mahallinde hüküm kurulması mümkün görülmüştür.

I. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Beraat Hükmü Yönünden

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

II. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, öne sürülen diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

1. Ankara ... kayıtlı avukat olan sanık ...'nun, alacaklı katılanın vekili olarak takip ettiği icra dosyalarında, mevcut vekaletnamede ahzu kabz yetkisi olmadığı halde ahzu kabz yetkisi bulunduğuna dair sahte vekaletname ibraz etmek suretiyle 10.08.2007 tarihli reddiyat makbuzu ile 4.028,90 TL, 20.09.2007 tarihli reddiyat makbuzu ile 10.736,05 TL olmak üzere değişik zamanlarda toplam 14.765 TL tahsil etmek suretiyle 5237 sayılı TCK'nun 158/1-i maddesinde düzenlenen “serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık” ve aynı Kanun'un 158/1-d. maddesinde öngörülen "kamu kurumu niteliğindeki icra dairesinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçlarını işlediğinin iddia ve kabul olunması, sanığın savunmasında vekalet ilişkinden kaynaklanan alacağının bulunduğunu ve buna mahsuben alındığını ifade etmesi, sanık ile katılan arasında birden fazla dava nedeniyle sürdürülen vekalet ilişkisinin bulunduğu ve bu ilişkin taraflar arasında düzenlenen 20.08.2002 tarihli "AVUKAT ÜCRET SÖZLEŞMESİDİR" başlıklı belgenin dosyada mevcut olduğu, yine katılan tarafından düzenlenen ücret sözleşmesine istinaden ödeme yaptığına dair belgelerin ibraz edildiğinin anlaşılması karsında, 5237 sayılı TCK'nin 159. maddesi uyarınca dolandırıcılığın, bir hukukî ilişkiye dayanan alacağı tahsil amacıyla işlenip işlenmediğinin belirlenmesi bakımından, öncelikle tarafların ellerinde dosyaya intikal etmeyen bilgi ve belgelerin bulunması halinde temin edilmesi, gerektiğinde sanığın katılan adına takip ettiği dosyaların da celp edilerek sanık ile katılan arasında vekalet ilişkisine istinaden hukuki bir alacağın bulunun bulunmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme neticesinde hüküm kurulması,

2. Sanığın 10.08.2007 tarihli reddiyat makbuzu ile 4.028,90 TL, 20.09.2007 tarihli reddiyat makbuzu ile 10.736,05 TL olmak üzere değişik zamanlarda toplam 14.765 TL tahsil ettiğinin iddia ve kabul olunması karşısında, sanık hakkında bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nin 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Yasaya aykırı, sanık ... ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

26.03.2026 tarihinde karar verildi.

§