Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

11. Ceza Dairesi

Dosya2021/38122 E. 2026/3394 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI : 2018/409 E., 2021/26 K.

SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma

HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat, düşme

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Red, onama, düşme

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, sanık ... müdafii dışındaki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle; sanık ... müdafinin duruşmalı inceleme isteminin koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 318. maddesi uyarınca reddine oy birliğiyle karar verildikten sonra gereği görüşüldü:

A. Sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat hükümlerine yönelik sanık müdafinin temyiz talebinin incelenmesinde;

Sanık müdafinin, sanık hakkında verilen beraat hükümlerinin gerekçesine yönelik olmayan temyizinde hukuki yarar bulunmadığından, temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun 317. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık ... hakkında kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve görevi kötüye kullanma suçlarından verilen beraat hükümleri ile sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen düşme hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz talebinin incelenmesinde;

Sanık ...'ya isnat olunan sahtecilik eyleminin sübutu halinde 5237 sayılı Kanun'un 204/1. maddesinde düzenlenen resmi belgede sahtecilik suçuna vücut vereceği, sanık hakkında soruşturma izninin talep edildiği 20.12.2011 tarihinden, soruşturma izni verilmesine ilişkin 29.02.2012 tarihine kadar ve kovuşturma izninin talep edildiği 08.06.2012 tarihinden, kovuşturma izni verilmesine ilişkin 11.10.2012 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu gözetilerek yapılan incelemede;

Sanık ...'nın, yargılamayı yapmakla görevli Ağır Ceza Mahkemesinde alınan sorgusunun 17.01.2017 tarihli olduğu ve suç tarihi olan 05.11.2010 tarihinden hüküm tarihine kadar 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağan ve olağanüstü dava zamanaşımının gerçekleşmediği gözetilmeden, sanık hakkında düşme kararı verilmesi yasaya aykırı ise de;

Sanıklara yüklenen “resmi belgede sahtecilik“ ve sanık ...'ya yüklenen "görevi kötüye kullanma" suçlarının, 5237 sayılı Kanun'un 204/1, 257/1. maddelerinde düzenlenen cezalarının türü ve üst sınırına göre, aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereği Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,

C. Sanık ... hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanık ... ve müdafiinin, katılan vekilinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerinin incelenmesinde;

Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;

İcra takibi kapsamında uygulanan haciz işlemleri sonucu herhangi bir satış işleminin yapılmaması ve sanığın menfaat temin edememesi dikkate alındığında, sanığa isnat olunan kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilmeden, "...suça konu senedin icra takibine konulması suretiyle dolandırıcılık suçunun tamamlanmış olduğu"... gerekçesiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,

Yasaya aykırı, sanık ... ve müdafiinin, katılan vekilinin ve Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca hükmün, tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

30.03.2026 tarihinde karar verildi.

§