"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ:Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/4088 E. 2020/1413 K.
SUÇ : Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi (Beraat)
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.05.2018 tarihli ve 2016/139 Esas, 2018/166 Karar sayılı kararı ile sanığın bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158/1-f-son, 62, 52... . maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 223.600,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 27.10.2020 tarihli ve 2019/4088 Esas, 2020/1413 Karar sayılı kararı ile sanık müdafiinin istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a ve 303/1-a maddeleri uyarınca İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik gerekçe ve hüküm fıkrasının karardan çıkarılarak yerine sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmek suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz istemi; hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, delillerin takdirinde hata edildiğine, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği sabit olduğundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
Sanığın, katılanın paylı malik olduğu arsanın tamamının satışı ile ilgili olarak alıcıdan alınan 590.000,00 USD bedelli çekten onun hissesine düşen 90.000,00 USD'lik bölümünü bankada çeki bozdurunca ödeyeceğini söyleyerek tapuda resmi devir için imza atmasını sağladıktan sonra paranın transfer işlemi yapılmak üzere Y... K... Bankası ... Şubesi'ne gittikleri, burada katılanın USD hesabı açtırdığı, sanığın vekaletnamelerini aldığı diğer hissedarları da bahane ederek banka görevlisine paranın önce kendi hesabına yatırılmasını sonra bu hesaptan katılanın payına düşen bedelin onun hesabına aktarılmasını söylediği, banka görevlisince paranın katılan hesabına aktarılması için işlemlerin başlatıldığı, ancak sanığın işlem tamamlanmadan telefonla konuşmak bahanesiyle bankadan ayrılması üzerine işlemin iptal edildiği, böylece sanığın bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1.Atılı suçtan sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a. maddesi delâletiyle aynı Kanun’un 303/1-a. maddesi uyarınca beraat hükmü kurulmak suretiyle düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine kararı verilmiş ise de, mevcut delillerin yeniden değerlendirilmesi suretiyle yeni bir hüküm kurulup İlk Derece Mahkemesinin olaya ilişkin kabulünden farklı olarak beraat kararı verilmesinin, 5271 sayılı Kanun'un 303/1-a. maddesi kapsamına girmediği ve bu hususa ilişkin değerlendirmenin aynı Kanun'un 280/1-g. maddesine göre duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması suretiyle yapılabileceği gözetilmeden, duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda sanığın beraatine karar verilmesi, öte yandan,
2.Her ne kadar Mahkemece, sanık ve taşınmazı tapuda satın alan şirket yetkilisi ile katılan arasında temyiz edilmeden kesinleşen hukuk davasının bulunması, tapu işlemleri sırasında sanığın sadece kendisine vekalet veren hissedarlar adına hareket etmiş olması, katılanın ise bizzat kendisinin tapu müdürlüğünde taşınmazı satın alan şirket yetkilisi ile muhatap olması, taşınmazı satın alan şirketin yetkilisi olan ve tanık olarak dinlenen....nun "Ben A... Ç... şirketinin yetkilisiyim, şirketimiz adına ... den aldığımız taşınmazla ilgili tapuda işlemler sırasında bizzat ben bulundum, işlemler tamamlandıktan sonra herkese parası ödendi, ... da (katılan) aynı şekilde parasını almıştır. ... bir kısım hissedarların vekiliydi, ona 590.000 TL ya da USD bedelli çek verdik, aradan zaman geçtiği için miktar konusunda yanılabilirim, diğerlerine nakit ödeme yaptık, ..." şeklindeki beyanı, sanığın savunmaları ve tüm dosya kapsamına göre, mahkûmiyete yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçe gösterilerek beraat kararı verilmiş ise de, tanık....nun, tapudaki bir kısım hissedarların vekili olarak hareket eden sanığa bu hisselerin bedeli olarak 590.000,00 USD bedelli çek ile diğer hissedarlara ise nakit olarak ödeme yaptıklarını beyan ettiği halde, sanığın aşamalarda ortaya koyduğu, adlarına vekaleten hareket ettiği hissedarların hisselerinin 750.000,00 USD bedelle satıldığını ve ödemenin de alıcı şirket tarafından aynı miktarda çek ile yapıldığını savunmasına ve bu olguların sıhhatine ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığının incelenen dosya kapsamından anlaşılmasına nazaran, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması bakımından; sanık savunması ve tanık beyanında miktarı belirtilen çeklerin bulundukları yerden getirtilerek incelenmesi, savunma ve beyanların doğruluğunun araştırılması, katılanın paylı malik olduğu gayrimenkulün satışına ilişkin ödemelerin kime, ne şekilde ve ne zaman yapıldığının alıcı şirketin tüm kayıt, defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılarak belirlenmesi, bu konuda ihtiyaç duyulursa bilirkişi raporu alınması, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2-b. maddesi uyarınca takdiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.02.2026 tarihinde karar verildi.