"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/148 E. 2016/187 K.
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Katılan ...'nun sahibi olduğu binanın altında boş bulunan dükkanı kiralamak amacıyla katılan ile tanışmaya gelen sanık ... ve kendisini bu şahsın işçisi olarak tanıtan sanık ...'ın dükkanın kendilerine kiralanmasını katılandan istedikleri, katılanın da bu teklifi kabul ettiği ve akabinde katılan ve sanıkların kira kontratı düzenlendikleri, kira kontratı düzenlenirken sanıkların yanında maliyeci ... diye hitap ettikleri bir başka şahsın da bulunduğu, bu şahsın kendisini resmi bir görevli gibi tanıtarak katılan üzerinde sanıklar tarafından güven tesis ettirildiği, bir süre sonra sanık ...'ın maliyeci ... olarak katılana tanıtılan şahısla birlikte dükkana gelerek katılana bu dükkanı kiraladığı için değişik yerlere bir takım imzaları atması gerektiğini söyleyerek ne olduğu belirsiz belgelere birden fazla imza attırdıkları, sanıkların ayrıca katılana maliyeci ... adındaki şahıs dışında müdürüm diye hitap ettikleri şahsın vergi dairesinde çalıştığını, adının ... olduğunu söyleyerek şahsın kendi işleri ile ilgilendiğini, sözü geçen ve sayılan bir kişi olduğunu belirterek katılanda güven oluşturmaya yönelik hareketlerini sürdürdükleri, dükkanın kiralanmasından 10-15 gün sonra sanık ... ve maliyeci ... isimli şahsın dükkana gelerek katılana ...'un Bursa'ya gittiğini ve burada trafik kazası geçirdiğini, bu kaza sebebiyle tutuklanarak ceza evine girdiğini, bu nedenle dükkanı kapatacaklarını, bunun için de kapanış yapmak amacıyla yerine bir takım belgelere imza atılması gerektiğini söyleyerek yine ne olduğu belirsiz belgeleri hile yoluyla katılana imzalattıkları, daha sonra da dükkandaki malları boşaltıncaya kadar dükkanda kalmaları gerektiğini ve bu süre boyunca da kira bedelini ödeyeceklerini belirttikleri, bu arada postacı tarafından getirilen bazı resmi evrakların katılan tarafından imzalandığı ve katılanın bu evrakları görmesine fırsat verilmeden elinden alındığı, bu işlem ve eylemlerin bir kaç defa daha tekrarlandığı, bu süreler içinde sanık ...'ın sürekli dükkanda beklediği ve maliyeci ... denilen kişinin de sık sık dükkana uğradığı, katılanın 12.07.2005 tarihinde kapısına yapıştırılan bir evrak görerek oğlu olan katılan ...'nu aradığı, evraka birlikte baktıklarında evrakın ... İcra Müdürlüğünden geldiğini anladıkları, yine ... . İcra Müdürlüğünün 2005/6164 Esas sayılı dosyasında sanık ...'ın alacaklı sıfatıyla 22.10.2004 tanzim tarihli, 15.01.2005, 30.01.2005, 15.02.2005, 28.02.2005, 15.03.20 05... .03.2005 vade tarihli her biri 250.000 TL bedelli altı adet senet için takip yaptığını öğrendikleri, sanıkların hile yoluyla katılan ...'ın saflığından ve iyi niyetinden faydalanarak kendisine karşı yapılan takibatları kesinleştirerek katılana ait gayrimenkullere haciz koydurarak bu gayrimenkullerin büyük bir kısmını ... İcra Müdürlüğünün 2005/750 Talimat sayılı dosyası ile satışa çıkararak sattırdıkları, yine sanıkların hile ve desise ile katılan ...'na borçlusu kendisi, alacaklısı ... olan 03.01.2005 tanzim tarihli 15.08.2005, 30.09.2005, 30.08.20 05... .09.2005 ödeme tarihli her biri 125.000 dolar tutarlı senet imzalattıkları, böylece sanıkların katılanın bir şekilde ekonomik ve sosyal durumunu öğrenerek onun bu durumundan faydalanmak için birlikte iştirak halinde hareket ederek, hile ve desise oluşturacak eylemleri sonucunda katılanı dolandırarak zarara uğrattıkları iddia edilen olayda, iddia konusu eylemin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçuna vücut verdiği gözetilmeden Asliye Ceza Mahkemesince sanıkların eylemleri 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçu olarak vasıflandırılarak karar verilmiş ise de, 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun'un 12 nci maddesi uyarınca "26.09.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan 'nitelikli dolandırıcılık (m.158),' ibaresi madde metninden çıkarılmıştır." hükmü nazara alındığında bu husus bozma nedeni yapılmamış ve Tebliğname'deki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü ve 230 uncu maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine imkan sağlayacak biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerekirken; açıklanan ilkelere uyulmadan gerekçeden yoksun hüküm kurulması,
2. Dosya kapsamından, sanıklar hakkında katılan ...'na yönelik aynı eylemleri nedeniyle Sultanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 07.10.2009 tarihli ve 2009/7079 soruşturma sayılı kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararın bulunduğu anlaşılmakla; iddianame tarihinde yürürlükte olan 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrasındaki “kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildikten sonra, yeni delil meydana çıkmadıkça aynı fiilden dolayı kamu davası açılamaz” hükmü dikkate alınarak, öncelikle anılan soruşturma dosyasının getirtilip incelenip onaylı örneklerinin dosyaya konulmasından sonra kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair kararların taraflara tebliğ edilip edilmediği, verilen kararlara itiraz edilip edilmediği ve kararların kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmiş, itiraz mercii tarafından itirazın reddine karar verilmişse, 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 173 üncü maddesinin altıncı fıkrası uyarınca ilgili merciiden karar alınması, kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz edilmemiş ve karar kesinleşmiş ise, 5271 sayılı Kanun'un 172 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre ne şekilde yeni bir delile dayanılarak dava açıldığı tespit edilerek, kovuşturma şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tartışılması sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması,
3. Sanık ...'ın soruşturma aşamasında alınan ifadesinde katılan ...'nun 2004 yılında kendisine yirmi dört adet arsanın devrini yapacağını, arsaların devri ile ilgili suça konu senetler de dahil olmak üzere on dört adet senet düzenlediklerini, devirlerle ilgili protokoller yaptıklarını, fakat katılanın bu arsaları daha sonra devretmediğini ve bunun üzerine senetleri icraya koyduğunu beyan ettiği, kovuşturma evresinde alınan savunmasında ise katılan ... ile 2001 yılından beri ticari ilişkilerinin mevcut olduğunu, 2001 yılında katılandan arazi alacaklarını, katılanın bu arazileri köylülerden toplayacağını, bunun parasını verdiklerini ancak katılanın taahhüdüne uymadığını ve arazileri vermediğini, bunun üzerine parayı geri istediklerini, dava konusu senetlerin 2004 yılında aralarında yaptıkları protokollere dayanılarak imzalanan on adet senet olduğunu, 2001 yılında yaptıkları protokolleri 2004 yılında yeni protokol yaptıklarında yırttıklarını ve iptal ettiklerini, bu protokollerin elinde olmadığını beyan ettiği, sanığın aşamalarda alınan savunmaları ve suça konu senetlerin tutarları gözetildiğinde gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti açısından sanık ... tarafından dosyaya sunulan ve sanığın suça konu senetleri elinde bulundurmasına dayanak olarak gösterilen protokollerin ve borç sözleşmesi başlıklı belgelerin asıllarının temin edilerek söz konusu belgelerdeki yazı ve imzaların katılan ...'na ait olup olmadığı hususunda yazı ve imza incelemesi yaptırılması, varsa bu protokollere dayanak olan, katılan ... ile sanık ... arasındaki ticari ilişkiyi gösterir belgelerin sunulması için sanık ...'a süre verilmesi, sanıkların suç tarihindeki sosyal ve ekonomik durumlarının araştırılması, protokol, borç sözleşmeleri ve sunulması halinde bu protokollere dayanak belgelerle ilgili tarafların ayrıntılı beyanlarının alınması, sanık ...'ın suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yağma, tefecilik suçlarından yargılandığı ve katılanların taraf olduğu Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/203 Esas sayılı dosyasının onaylı bir suretinin dosya arasına alınarak incelenmesi, ayrıca katılan ...'na usulüne uygun şekilde teşhis işlemi yaptırılarak, katılanın alınan beyanlarına göre, sanık ...'un sanık ... ile birlikte katılanın dükkanını kiralamaya gelen şahıs olup olmadığı hususunun tespit edilmesi ile sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile sanıklar hakkında hükmün kurulması,
Yasaya aykırı, katılanlar vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
14.01.2026 tarihinde karar verildi.