Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2026/1760 E. 2026/6275 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/242 E., 2025/535 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 2. İş Mahkemesi

SAYISI : 2015/542 E., 2022/116 K.

Bölge Adliye Mahkemesince Dairemizce verilen bozma kararına uyularak verilen karar; davacı vekili ve katılma yolu ile davalılar ..., ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; 19.04.2014 günü saat 18:00 sularında işveren ............& ............... İnşaat Adi Ortaklığının Yukarı ........... Mahallesinde yapımı süren ......... Stadyum inşaatında davacıların kalıp ustası olarak çalıştıklarını, davacıların inşaatın yatakhane bölümünde bulunan prefabrik evde istirahat ederken kalorifer kazanının patlayıp davacıların yaralandıklarını, davacıların olay sonrasında ............. Devlet Hastanesine oradan da ....... Dr. ...... ........... Devlet Hastanesine kaldırıldıklarını, daha sonra ailelerin isteği ile.............hastanesinde tedavilerinin devam edildiğini, davacıların bir çok ameliyat geçirdiklerini ve vücutlarında ciddi yanıklar olduğunu, bedensel güçlerini geri kazanamadıklarını, vücutlarında kalıcı iz olduğunu, işverenle yapmış oldukları, anlaşmaya göre 8 saatlik çalışma karşılığı 75,00 TL'şere aldıklarını, günde 8 saatlik çalışmadan sonra da bazen 4 bazen 6 saatlik fazla çalışma yaptıklarını, ... kayıtlarında davacıların asgari ücretle çalıştıklarını ancak işçi puantaj defterinde 3.000,00 TL'nin üzerinde olduğunu ileri sürerek maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı................. ve ............ İnşaat Şirketleri vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacıların geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle oluşan herhangi bir maluliyet oranının olmadığını, işverenini kusurlu eylemi ile zarar arasında uygun bir illiyet bağının olmadığını, müvekkil şirketin tüm güvenlik önlemlerini aldığını, davacılara tüm eğitimlerin verildiğini, şantiyenin aylık olarak denetlendiğini, davacının ücret bordrolarında görüleceği üzere asgari ücretle çalıştığını, her gün 4 veya 6 saat fazla çalışmanın yapılmadığını, bu nedenlerle davanın reddi ile Mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacıların işveren Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında müvekkili şirket aleyhine dava açılmasının haksız olduğunu, işveren Mali Mesuliyet Poliçesi ihtiyari bir poliçe olup, sigortalı ile sigorta şirketi arasında geçerli olan bir sözleşme olduğunu, 3. Kişiler tarafından ihtiyari olan ve sadece tarafların bağlayan bu poliçe ile ilgili olarak sözleşme tarafından olan müvekkil şirkete husumet, yönetilmesi mümkün olmadığını, sosyal sigortalar kurumunun sağladığı yardıkların üstündeki ve dışındaki tazminat talepleri ile sosyal sigortalar kurumunun sağladığı bu yardımların üzerinde ve dışında işverene terettüd edecek hukuki sorumlulukların sigorta konusunda bulunacağını, bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin 31.03.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli kararı ile ".1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, hakkında istinaf başvurusunda bulunulan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2 hükmü gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına,

2-Davanın kısmen kabulüne;

-336.282,49 TL maddi tazminat alacağının 19/04/2014 iş kazası tarihinden (davalı ...Ş yönünden 24.07.2015 dava tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ...Ş'nin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına), fazlaya ilişkin talebin reddine,

-40.000,00 TL manevi tazminat alacağının 19/04/2014 iş kazası tarihinden (davalı ...Ş yönünden 24.07.2015 dava tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ...Ş'nin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına), fazlaya ilişkin talebin reddine,” şeklinde karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

Bölge Adliye Mahkemesinin 12.01.2023 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, "...Somut olayda davacının yaptığı işin niteliği ortaya konulup usta niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi açısından ceza dava dosyasındaki tespitlerin de delil niteliğinde olduğu gözetilerek iş bu dava dosyası örneği de dosya içeriğine dahil edilip var ise sigortalının kendi beyanlarında geçen ücrete dair kabulünün aşılamayacağını da gözeterek, yaptığı işe uygun ücretin tespiti açısından, dava dosyasında olduğu gibi TÜİK emsal ücretleri ile beraber, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının rayiç ücretleri ve işin yapılmakta olduğu yerdeki meslek odalarından yapılan işe uygun kaza tarihi ile bilinen dönem içerisindeki ücretlerin tespit edilip bütün bu ücretler birlikte değerlendirilerek ücret tespiti yoluna gidilmesi gerekirken yeterli araştırma yapılmadan sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.

8. Öte yandan davacı vekilinin 05.08.2021 tarihli hesap raporun kendisine 10.08.2021 tarihinde tebliğ edilmesine karşın süresi içerisinde rapora itiraz ettiğini gösterir bir kaydın dosya içerisinde tespit edilemediği, davalı vekilinin ise süresi içerisinde itirazlarında ise erkek bakiye ömür tablosunda yerine kadın bakiye ömür tablosunun dikkate alınmasını belirttiği alınan 09.02.2022 tarihli ek raporda bakiye ömür tablosuna yönelik hata giderilmekle beraber, davacı tarafın süresinde itirazının olmamasına rağmen işlemiş devrenin kök raporda esas alınan 31.12.2021 tarihinden 31.12.2022 tarihine çekilmesi de hatalı olmuştur.

9. O halde mahkemece maddi tazminatın tespiti noktasında yapılacak iş; sigortalının olay tarihinde yaptığı iş belirlenip, yaptığı işte usta nitelikte bir işçi olup olmadığı belirlenerek, TÜİK, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı rayiç ücretleri ile iş kazasının gerçekleştiği yerdeki meslek odalarından araştırma yapılarak tespit edilecek ücret ile davacı taraf iddiaları aşılmadan tespit edilecek ücreti ile TRH 2010 (Erkek) bakiye ömür tablosuna göre tespit olunan bakiye ömrün 05.08.2021 tarihli hesap raporuna uygulamak, (31.12.2021 tarihinden sonra yürürlüğe giren asgari ücretleri rapora yansıtmamaya riayet etmek) taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış hakkı da gözeterek maddi tazminat alacağını belirlemekten ibarettir.

10. Sigorta Şirketinin sorumluluğa yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bilindiği üzere sigorta şirketlerin sorumluluğu sigorta poliçesi ve sigortanın tabi olduğu genel şartlara göre belirleneceği açıktır.

11. Somut olayda davalı şirketler tarafından düzenlene İşveren Mali Mesuliyet Sigorta Poliçeleri kapsamında sorumluluğu bulunan sigortanın şahıs başına sorumluluk teminatları kapsamında sorumluluğunun 350.000 TL ile sınırlı olduğu, mahkemece hüküm altına alınan tazminat miktarlarından sigorta şirketinin teminat limitiyle sınırlı sorumlu olduğu belirtilmiş ise de anılan teminat sınırının hüküm altına alınan tazminat miktarlarını aşması nedeniyle karşılama oranı gözetilerek hükmünün fer'ileri olan yargılama gideri, vekalet ücreti ile harçtan teminat limitiyle sorumlu olduğu miktar kadar sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi de hatalı olmuştur...." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..1)Davanın Kısmen kabulüne;

a)221.765,55 TL maddi tazminat alacağının iş kazası olan 19.04.2014 tarihinden (davalı ...Ş yönünden 24.07.2015 dava tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 100.000,00 TL geçici ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alacaktan mahsubuna, (Davalı ...Ş'nin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına), fazlaya ilişkin talebin reddine,

b)40.000,00 TL manevi tazminat alacağının 19.04.2014 iş kazası tarihinden (davalı ...Ş. yönünden 24.07.2015 dava tarihinden) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, (Davalı ...Ş'nin poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına), fazlaya ilişkin talebin reddine,

.." karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesince hükme esas alınan hesap seçeneğinin hatalı olduğunu, usta ücretinin esas alınması gerektiğini, 75 TL ücret iddiasının, Kayseri İnşaat İşçileri Derneğinden gelen günlük 80 TL düzeyindeki ücret ile doğrulandığını, son yürürlüğe giren asgari ücret değişikliklerinin hesap raporunda dikkate alınması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı .............. ve ............ İnşaat Şirketleri ortak vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının usta olduğunu ispat edemediğini ve "kalıp işçisi" olduğunu kabul eden Bölge Adliye Mahkemesinin, davacının kalıp işçiliğinde asgari ücretin üzerinde bir ücretle çalışmasını gerektirecek kıdemi ve tecrübesi olmadığını dikkate almaksızın asgari ücretin 1,4697 katı ücretle çalıştığını kabul etmesinin hatalı olduğunu, müvekkillerle kaza arasında illiyet bağı kurulmasının mümkün olmadığını, olayda kaçınılmazlığın söz konusu olduğunu ve bu durumun dikkate alınmaması, müvekkillerin mevzuata aykırılığı olmaması sebebiyle -bilim ve teknik- açıdan bir değerlendirme yapılırsa bu sefer de kusurdan hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken yapılmayıp müvekkiller %100 kusurlu kabul edilerek karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bozulmasını ve davanın reddini talep ettiğini, sürekli iş göremezlik oranının tespitinde davacının tedaviye dair gerekleri yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmediğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, iş kazası sonucu maddi ve manevi tazminatın davalı taraftan tahsili istemine ilişkindir.

1-Davacı vekili hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır.

Bölge Adliye Mahkemesinin bozma öncesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan kesinlik sınırının 238.730.00 TL olup hükmedilen tazminata yönelik temyizi kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Davacı vekili ve davalılar ..., ... vekillerinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen kararın, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, dosya kapsamında toplanan bilgi ve belgelere, delil ve ispat durumuna göre, kusur belirlemesine dair kabulün dosya kapsamı ile dairemizce benimsenen ilkelere uygun olmasına, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenlerin istinaf sebepleri olarak da dermeyan edildiği ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında gerekçesi açıklanarak itirazların karşılanmış olmasına göre, ileri sürülen temyiz sebeplerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olması karşısında hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1. Davacı vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE,

2. Davacı vekili ve davalılar ..., ... vekilinin hükmedilen maddi tazminata yönelik tüm temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harçlarının ilgililerden alınmasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

§