Consülto
Consülto
Karar ArşiviYargıtay İçtihat Veritabanı
Yargıtay

10. Hukuk Dairesi

Dosya2025/8549 E. 2026/884 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/2098 E., 2025/890 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İş Mahkemesi

SAYISI : 2021/315 E., 2023/224 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işverene ait ...Fabrikasında geçen çalışmaları için itibari hizmet süresi verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı ... ... Fabrikaları A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının elekromekanik aygıtlar fabrikasında çalıştığını, ... fabrikasının üretim bölümünde çalışmadığını, davacının yaptığı işin itibari hizmet süresi kapsamında olmadığını, maddede sayılan ve itibari hizmet süresi verilmesini gerektirir koşulların davalının görev yaptığı birimde bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının bildirimlerinin usulüne uygun yapıldığını, davacının ek 5. madde kapsamında çalıştığını ispatlaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

1-Davacı vekili temyiz dilekçesinde; taleplerinin davalı işveren tarafından yapılan bildirimlere ilişkin tarih aralığındaki sürede tespit edilecek itibari hizmet süresinin hüküm altına alınması şeklinde olduğunu, Mahkemenin yargılama sonrasında da bu doğrultuda tespit edilen itibari hizmet süresini hüküm altına aldığını, bu durumda da davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ancak Mahkemenin yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar vererek aleyhe yargılama giderine hükmettiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.

2-Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddi gerektiğini beyan etmektedir.

3-Davalı işveren vekili temyiz dilekçesinde; davanın reddi gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, itibari hizmet süresi verilmesi istemine ilişkindir.

1-Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Davalıların temyiz itirazları yönünden ise;

1-İtibari hizmet süresi, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışanların erken yıpranmaları nedeniyle daha erken emekli olabilmeleri için kanun koyucu tarafından belirlenmiş erken emeklilik sağlayan düzenlemelerden biridir. İtibari hizmet süresi fiilen olmayan ancak kanun koyucu tarafından verilen imkân nedeniyle varsayılan bir sürenin sigortalılık süresine eklenmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.

Sosyal güvenlik sistemlerinde bazı yıpratıcı türden işlerde çalışan kişilerin sigortalılık sürelerine, onları yaşlılık aylığına kavuşma süresini kısaltarak ödüllendirme amacıyla farazi hizmet süreleri eklenmektedir. Hizmet sürelerinin eklenmesiyle ağır, yıpratıcı ve tehlikeli işlerde çalışanların sigortalılık sürelerine fazladan belirli bir süre "farazi sigortalılık süresi" olarak eklenmekte bu suretle daha erken emekliliğe hak kazanmaları veya malûllük, ölüm sigortalarında kendilerine, benzerlerine göre daha avantajlı bir durum sağlanmaktadır. Burada, var olmayan fakat varsayılan bir sigortalılık süresi söz konusudur ve sigortalının eylemli çalışması artırımlı olarak işlem görmektedir. Bu anlamda “itibari hizmet süresi” ilgili olduğu yasaya özgüdür ve düzenlendiği alanla sınırlıdır. Nitekim 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na 11.08.1977 tarihli ve 2098 sayılı Kanun ile eklenen Ek 5. maddeyle insan sağlını ve ömrünü olumsuz yönde etkileyen bazı ağır ve yıpratıcı türden işlerde çalışan sigortalıların sigortalılık sürelerine farazi hizmet süresi eklenmesi öngörülmüştür. Fiili hizmete dayanmayan bu sigortalılık sürelerine “itibari hizmet süresi” denir (..., ... ...: Sosyal Güvenlik Hukukunun Esasları, İstanbul 2008, s.365).

24.08.1977 tarihli ve 16037 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 2098 sayılı 506 Sayılı Sosyal Sigortalar Kanununa Bazı Ek ve Geçici Maddelerle 5434 Sayılı ... Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun 32. maddesine Bir Fıkra Eklenmesine Dair Kanun’un 1. maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na (506 sayılı Kanun) eklenen Ek 1. maddenin (I) numaralı bendinde 212 sayılı Kanunla değiştirilen 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetleri Düzenleyen Kanun kapsamına tabi olarak çalışan sigortalılar ile, basın kartı yönetmeliğine göre basın kartına sahip olmak suretiyle gazetecilik yaparken, kamu kurumlarına giren ve bu kurumlarda meslekleriyle ilgili görevlerde istihdam edilen sigortalılar; (II) numaralı bendinde ise basım ve gazetecilik işyerlerinde 1475 sayılı Kanun ve değişikliklerine göre çalışan, operatör mürettip, rotatifçi, roto ofsetçi, klişeci, tiftrukçu ve yardımcılarına belli çalışma koşullarının varlığına bağlı olarak hizmet sürelerine belli bir sürenin itibari hizmet süresi olarak eklenmesi yönünde düzenleme yapılmıştır. Ancak basım işyerlerinde İş Kanunu’na göre çalışıp itibari hizmet süresinden yararlanabilecekler unvan belirtilmek suretiyle (operatör, mürettip, rotatifçi, klişeci vs.) sınırlandırıldığından aynı işyerinde hemen hemen aynı işi yaparak çalışan başka kişilerin unvan itibariyle sayılanlar arasında gösterilmemeleri nedeniyle 09.07.1987 tarihli ve 19512 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 20.06.1987 tarihli ve 3395 sayılı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun bazı maddelerinin değiştirilmesine ve bu kanuna ek ve geçici maddeler eklenmesine dair Kanun’un (3395 sayılı Kanun) 13. maddesi ile yapılan değişiklik ile tek tek sayma yöntemi terk edilerek “Basım ve gazetecilik işyerlerinde 1475 sayılı Kanun ve değişikliklere göre çalışan sigortalılar” denilmek suretiyle bu işyerlerinde çalışanların tümü itibari hizmet süresinden yararlandırılmıştır.

Yine 3395 sayılı Kanun’un 13. maddesi ile itibari hizmet süresinden yararlanan sigortalıların kapsamı genişletilmiş ve maddeye (III) ve (IV) numaralı bentler eklenmiştir. Daha sonra teselsül ettirilerek Ek 5. madde numarası alan 506 sayılı Kanun’un sözü edilen bu maddesinin (IV) numaralı bendinde; “Sigortalılar” başlığı altında “...ve ... sanayiinde, fabrika, atölye, havuz ve depolarda, trafo binalarında çalışanlar” ifadesine yer verilmiş, bu bendin “Hizmetin geçtiği yer” başlıklı kısmında;

“1.) ..., ... ve tunç döküm,

2.) Zehirli, boğucu, yakıcı, öldürücü ve patlayıcı gaz, asit, boya işleriyle gaz maskesi ile çalışmayı gerektiren işlerde,

3.) Patlayıcı maddeler yapılmasında,

4.) Kaynak işlerinde çalışanlarda” sıralaması yapılmıştır. Anlaşılacağı üzere, itibari hizmet süresi hak ve olanağından yararlanmak için, maddede yazılı fiziksel koşullarla birlikte iş kolu ve işyeri şartlarının da gerçekleşmesi zorunluluğu bulunmaktadır.

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun Ek 5. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurulmuş, Anayasa Mahkemesinin 02.05.1989 tarihli ve 1988/51 E., 1989/18 K. sayılı kararıyla bazı sigortalıların madde kapsamında yer almamasının belli sigortalılara hak tanıyan ve özü bakımından Anayasa'ya aykırı bulunmayan hükmün iptalini gerektirmeyeceği gerekçesiyle maddenin Anayasa’ya aykırı olmadığına karar verilmiştir.

Daha sonra itibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektiren olgunun sanayi kolları farklı olsa da belli ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerin yapılması olduğu, bu nitelikte işleri yapan kişilerin aynı durumda olmadıklarının ileri sürülemeyeceği ve aynı hukuksal durumda bulunanların farklı kurallara tabi tutulmasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine yer veren 10. maddesine aykırı olduğu ileri sürülerek Ek 5. maddede yer alan “...ve ... sanayii” ibaresinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmuş, Anayasa Mahkemesinin 27.03.2007 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 04.10.2006 tarihli ve 2002/157 E., 2006/97 K. sayılı kararıyla “…İtibari hizmet süresinden yararlanmayı gerektiren olgu sanayi kolları farklı da olsa belli ağır, riskli ve sağlığa zararlı işlerin yapılmasıdır. Bu nitelikteki işleri yapan kişilerin aynı durumda olmadıkları ileri sürülemez. Aynı hukuksal durumda bulunanların farklı kurallara tabi tutulması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturacağından itiraz konusu Yasa kuralı Anayasa'nın eşitlik ilkesine yer veren 10. maddesine aykırıdır…” gerekçesiyle anılan bentte yer alan “...ve ... sanayii” ibaresi iptal edilmiştir.

Ne var ki 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinin (IV) numaralı bendindeki “...ve ... ...” ibaresi Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş ise de, sigortalıların sözü edilen bentteki hüküm kapsamında itibari hizmet süresinden yararlanabilmeleri için hükümde belirtilen tüm koşulların gerçekleşmesi, başka bir anlatımla (IV) numaralı bentte yer verilen iş yerlerinde ve yine orada belirtilen fiziksel koşullara tabi olarak çalışmaları gereklidir.

Dosya içinde bulunan bilgi ve belgelere göre davacının davalı işverene ait ...Fabrikasında motor bakım bobinaj ustası olarak çalıştığı, çalışmalarının bu fabrikada geçtiği, herhangi bir arıza için ... fabrikalarına gitmediği, yapılan keşifte; tamamen ayrı bir birim olarak kurulan atölyede onarıma gelen motor, motor parçası, alet ve edavatların ilk olarak raspa dahil parçalanması, temizlenmesi ve yıkanmasının gerçekleştirildiğinin, bobinaj motorlarının onarımı sırasında kurutma işlemi ile ısıya maruz kalındığının, boya işlemi nedeniyle kimyasalların kullanıldığının tespit edildiği, dosya içine alınan tanık beyanlarında; keşifte tespit edilen hususlar doğrultusunda beyanda bulunulduğu, davacıyı kaynak yaparken görmediklerini beyan ettikleri, davacının eldeki davada 10.10.2006-01.01.2008 tarihleri arasında davalı işverene ait elekromekanik aygıtlar fabrikasında geçen ve bildirilen çalışmaları için 506 sayılı Kanun'un Ek 5. maddesinin IV. numaralı bendi kapsamında itibari hizmet süresi verilmesini talep ettiği, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davacının 31.10.2006-30.09.2008 tarihleri arasında geçen ve bildirilen 691 günlük hizmet için 173 gün itibari hizmet süresi verildiği anlaşılmaktadır.

Öncelikle davacının ... fabrikasında değil tamamen ayrı bir fabrika olarak kurulan ...fabrikasında çalıştığı anlaşıldığından ek 5. Madde kapsamındaki incelemenin; yukarıda belirtilen iptal kararının yürürlük tarihi olan 27.03.2007 tarihi ile bu düzenlemeyi yürürlükten kaldıran 5510 sayılı Yasa'nın 40. maddesinin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihleri arasındaki hizmetler için yapılabileceği gözetilerek dava konusu bildirim süresi olan 27.03.2007-30.09.2008 tarihleri arasında itibari hizmet süresi kapsamında bir çalışma olup olmadığı irdelenmelidir.

Dava konusu talebin bu kapsamda değerlendirilmesi halinde ise davacının 27.03.2007-30.09.2008 tarihleri arasında geçen ve bildirilen çalışmalarının; Ek 5. maddenin IV. numaralı bendinde belirtilen işlerden olduğunun ispatlanmadığı görülmektedir. Dairemizin emsal 13.03.2025 tarih, 2025/2560 E., 2025/K. Sayılı kararı da bu doğrultudadır.

Bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI.KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı Şirkete iadesine,

Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıdan alınmasına,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.02.2026 gününde oybirliğiyle karar verildi.

§